Meydanlarda Belediye Neden Yok?

Bu haber 22 Şubat 2017 - 23:54 'de eklendi ve 842 kez görüntülendi.
Hüseyin Nizamoğluhuseyinnizamoglu@hamlegazetesi.com.tr
Nerede Kalmıştık

28 Temmuz 2016 tarihli yazının tekrarıdır.

Laik belediyemiz, Mason ve irticanın ustası olan FETÖ’nün ihtilal hareketine neden karşı durmuyor? Yoksa ihtilalden yana mıdır? Akşamları her gün yeni bir pozisyon sergileyen Muğlalıların arasında valimiz, rektörümüz, garnizon komutanımız, emniyet müdürümüz, siyasi partiler, sendikalar ve kuruluşlar hep halkımızın arasında oldu. Yalnız yok olan belediyemiz idi. Oysa, Gezi olayı da bir ihtilal denemesiydi. Onunda gayesi devleti yıkmak idi! Birileri açıklasın, belediye kimden yana? Yazımın devamında Rauf Tamer ve Resul Tosun’u okuyacaksınız.

ONLAR…

Sokaklara dökülüp direnenler… Ölümü göze alarak rejime sahip çıkanlar…

Ve her gece demokrasi nöbeti tutanlar var ya…

Acaba bunlar, memleketin aydınları mı, elit tabakası mı, entel sınıfı mı, bunlar acaba memleketin sosyetesi mi, aristokrat kitlesi mi, endişeli modern kesimi mi?..

Yoksa bunlar İran’a benzeyeceğimizden yıllardır korkan duyarlı laikler mi?

Hiçbiri değil.  Siz de biliyorsunuz ki bunlar gariban ve mütevazı insanlar…  Ama memleketin çimentosu bunlar.  Orta direği.  Demokrasi’nin güvencesi…  Peki öbürleri nerde?  Hele ilk gece…

Neredeydi öbürleri? Hani şu “Tankın üstüne ilk ben çıkarım” diye yıllardır palavra atanlar neredeydi?

Şimdi arz-ı endam ettiler.  Ortalık yatıştıktan sonra… Hiç şüpheniz olmasın ki, harekât başarıya ulaşsaydı, zaten gidip bağlılıklarını ilk bildirecek olanlar onlardı.

14 YILDA 7 DARBE TEŞEBBÜSÜ!

15 Temmuz kanlı darbe/işgal teşebbüsü 2002’de iktidar olan AK Parti hükümetlerine karşı girişilen yedinci teşebbüstür. Bunların dördünde paralel yapının parmağı vardır.

Hedef AK Parti ve Erdoğan şahsında gelişen, büyüyen, güçlenen, bölgede etkin hale gelen ve küresel bir güç olma yolunda ilerleyen Türkiye’yi frenlemekten başka bir şey değildir.

Dolayısıyla hiçbiri milli değildir, yerli değildir! Figüranlar değişse de hedef aynıdır.

Birinci teşebbüs milli iradeye saygılı bir Genelkurmay Başkanı olan Hilmi Özkök tarafından önlenmiştir. Özden Örnek,  yayınlanan günlüklerinde, ordunun 2004 yılında darbe hazırlığı yaptığı ama genelkurmay başkanı Hilmi Özkök’ün engellediğini yazmıştı.

Yargıdaki paralelcilerin sulandırdığı ve suçlular yerine masumların cezalandırıldığı o(Sarıkız, Yakamoz, Ayışığı, Eldiven) teşebbüsün tamamıyla masum olduğuna inanmak için saf olmak gerekir. İkinci teşebbüs 27 Nisan 2007 sanal muhtırasıdır. Hükümetin dik duruşu, seçimleri öne alışı ve cumhurbaşkanının halk tarafından seçilmesini düzenleyen anayasa değişikliğiyle etkisiz hale getirilmiştir. Üçüncüsü seçimlerden %47 oy alarak milletin büyük teveccühüne mazhar olan iktidar partisi aleyhine açılan (2008) kapatma davasıdır. Bir oy farkıyla kapatılmaktan kurtulmuştur. (Bu davada siyasi yasak istenen 11 kişiden biri de bu satırların yazarıdır.)

Dördüncüsü, 7 Şubat 2012’de paralel yapının Hakan Fidan üzerinden kurduğu tuzaktır. Başbakanın cesaretiyle püskürtülmüştür. Beşincisi Haziran 2013’te masum bir çevre eyleminin kalkışmaya dönüştüğü Gezi olaylarıdır. Başbakanın dirayetiyle bastırılmıştır.

Altıncısı 17/25 Aralık darbe girişimidir, o da başbakanın dirayet ve cesaretiyle püskürtülmüştür.

Yedincisi 15 Temmuz kanlı darbe/işgal teşebbüsüdür. O da cumhurbaşkanının direniş çağrısı, medyanın desteğiyle millet tarafından püskürtülerek engellenmiştir.

Bu 7 teşebbüsün yedisi de hükümeti ve liderini tasfiye amacı güden darbe teşebbüsüdür.

Üçü laikliği koruma gerekçesinin arkasına gizlenmiş, üçü yargı ve ordudaki paralel yapının arkasına saklanmıştır. Gezi’de ise yerli yabancı bütün muhalifler güç birliği yapmıştır.

En tehlikelisi bu sonuncusuydu. Bu kez silahlı bir darbeye girişilmişti. Bu tür darbelerde ilk hedef devletin tepesindekilerdir. Dolayısıyla başta cumhurbaşkanımız olmak üzere bütün Devlet Erkânının hayatı söz konusuydu. Olayların darbe teşebbüsü olduğu netleşince hemen cumhurbaşkanımızı aradım. Koruma müdürü Muhsin Bey açtı telefonu ve “Resul abi, telefonu meşgul etmeyin vazifemi yapamıyorum.” dedi ve kapattı.  Ben mesajı almıştım. Reis hayattaydı. Hanıma, ‘merak etme bu darbe başarılı olamayacak.’ dedim.

Allah’ın izniyle diğerlerinin üstesinden geldiği gibi bunun üstesinden gelecekti. Öyle de oldu. Birkaç dakika sonra televizyonlar halkı direnmeye çağıran o telefon bağlantısını yayınladı. Sonrası malum. 15 dakika ile suikast timinden kurtulup İstanbul’a gelmek üzere, darbeci savaş uçakları havadayken uçağa binmeye hangi lider cesaret edebilirdi? Şimdi 7 ay sonra Halkımız ne diyor?

Havanın ısınmasına az kaldı;

  1. Cemre havaya düştü 20 Şubat’ta,
  2. Cemre suya düşecek 28 Şubat’ta,
  3. Cemre toprağa düşecek 7 Mart’ta,
  4. Cemre sandığa düşecek 16 Nisan’da EVET EVET EVET…

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

Yorum Yok

YASAL UYARI! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen kişiye aittir.