Menderes’in Son Sözleri « Hamle Gazetesi

Menderes’in Son Sözleri

Bu haber 20 Haziran 2019 - 1:28 'de eklendi ve 1.519 kez görüntülendi.
Hüseyin Nizamoğluhuseyinnizamoglu@hamlegazetesi.com.tr
Nerede Kalmıştık

Hüseyin Nizamoğlu

AK Parti’nin Unutulmayan 1. Büyük Kongresi

Büyük kongrede hem ağlatan ve hem de anında coşturan Genel Başkan Recep Tayyip Erdoğan, 1071’den başladı. Bir Cuma sabahı Allah’a karşı, Malazgirt’te elli dört bin er, Bestelediler en güzel marşı, Allah Ekber Allah Ekber…

Selçuklu Hakanı Alp Arslan bu tarihte ve bu günde Türk ve Müslüman olarak Anadolu’ya ilk girendir. Türklerin Müslüman olarak Avrupa içlerine akın etmeleri bu tarihte başlamıştır. Benim yolum Alp Arslan’ın, Melik Şahın, Kılıç Aslanın yoludur diyen Erdoğan, muhafazakârım geçmişimle öğünürüm dedi. Osmanlı İmparatorluğunun kurucusu Osman Bey’e, Şeyh Edibali’nin vasiyetinden özet verdi.

Ey oğul; Sen artık bey oldun, beyler geçmişini iyi bilmeli ki geleceği daima sağlam olsun. Nereden geldiğini hiç unutma, geleceğin sağlam ve sıhhatli olsun. En büyük zafer nefsini tanımaktır. Düşman insanın kendisidir. Dost ise nefsi tanıyanın kendisidir.

Ey oğul; Bahtın açık olsun, beyliğin büyüsün hakanlık olsun. Ülkende adalet ve inançlarımızla insanlar mutlu olsun.

Fatih Sultan Mehmet’i anarken, İstanbul’un Fethini ve bu olayı en güzel anlatan Arif Nihat Asya’nın Fetih Marşından özetler verdi. Yelkenler biçilecek, yelkenler dikilecek; dağlardan çektiriler, kalyonlar çekilecek; kerpetenlerle surun dişleri sökülecek. Kanuni Sultan Süleyman ile Balkan akınları ve zaferleri, Yavuz Sultan Selim ile orta doğu zaferleri ve Müslüman ülkelere Halifeliğin Osmanlı’ya geçtiğini, bizim yolumuz Gazi Mustafa Kemal’in yoludur. İki mefkûremiz var; din ve dil. Bu mefkûreler bizde oldukça Türk ve İslam ideali hiçbir zaman yıkılmayacaktır. (Ne mutlu Türküm diyene ) Dini hurafeden kurtarmaya, diyanet işleri gibi bir kuruma kavuşturmayı sağlayan, idarenin halkın kendisinde olmasını isteyen şu sözleri anayasanın değişmez birinci maddesi olmuştur. Egemenlik kayıtsız şartsız milletindir.

Bizim yolumuz merhum Menderes’in yoludur. O Menderes ki, 1950’de iktidar olduğu tarihte Ata’nın naaşı toprağa verilmemişti. Mumyalanmış halde müzede idi. 1951 Anıt Kabir inşaatını bitirip anında bütün milletin iştiraki ile defin etmişlerdir. Din de konulan yasakları kaldırmış, Fatih’in uyguladığı ve aynı zamanda Atatürk’ün arzu ettiği laikliği getirmiştir. Atatürk’ün arzusu gibi köylüyü milletin efendisi anlamında, şehirlerde ne varsa köylerde de aynısının olmasını hedef seçmiştir. Köylü çocuklarında şehir çocukları gibi eğitimi sağlanmıştır. Ülkeyi şantiye haline getirmiş, fakat birileri her şeyi berbat etmiştir.

Bizim yolumuz, Turgut Özal’ın yoludur; derken de iş adamlarımızın dünyaya açılmasını, askerlerin kışlaya dönmesini, devlet adamlarının da camilere gayet rahat gitmesini sağlamıştır. Yapmacık laikliğin dişini kıran ve bunun ceremesini hayatıyla ödeyen ikinci demokrasi şehidimizdir. Turgut Özal’ın kadrosu bugün iktidardadır. AK Parti’nin deneyimli devlet adamları ülkenin her yerinde bilinmektedir. Bunlardan Denizli Belediye Başkanı iken AK Parti milletvekili olan Nihat Zeybekçi, yeniden kurulan DP’nin ilk genel başkanı olan Süleyman Soylu ve ülkede hukukun guguk olduğu tarihte, Anayasa Mahkemesinin Raportörü olan Osman Can, Has Parti Genel Başkanı iken partisini fesh eden ve ekibi ile birlikte AK Parti saflarını zenginleştiren ve daha pek çok yukarda tercih edilen muhafazakâr demokrat yolun yolcuları birleştiler.

Bu gelişme ve heyecan içinde genel kurulun tek hatibi bir şiir okuyarak sözlerine başladı; “Ey sevgili uzatma dünya sürgünümü benim… Sakın kader deme, kaderin üstünde bir kader vardır. Ne yapsalar boş; göklerden gelen bir karar vardır. Gün batsa ne olur; geceyi onaran bir mimar vardır. Göğsünde sürgününü geri çağıran bir damar vardır. Senden ümit kesmem, kalbinde merhamet adlı bir çınar vardır.” Bütün yaşanan bu olgu birçok sebep yüzünden insanları en çok inançları yüzünden, baskı rejimi kuranlar, milletin parasıyla alınan harp silahları ile gözdağı verenlere ve onlara kul olanlara karşı durun yeter diyen sivil ordu komutanı anlatıyor. Geçmişte yaşananları, Atatürk ilkeleri diye diye 1938’de dine karşı bir mason laikliği getirenler, Ata’nın ölümünden hemen sonra onun resmini paralardan ve pullardan kaldırıp, yerine kendi resmini koyanların devamı yıldan beri hiç değişmedi. İşte artık bu oyunun sonuna gelindiği için ülkede heyecan son safhalara varmıştır. Meşhur atasözümüz vardır, yıkma başkasının yuvasını, sen hiç farkına bile varamadan senin yuvanı da ilahi adalet yıkar.

Şimdi yeri gelmişken Merhum Adnan Menderes’in son sözlerini hatırlayalım; Son Mektup: “Sizlere dargın değilim, sizin ve diğer zevatın iplerinin hangi efendiler tarafından idare edildiğini biliyorum. Onlara da dargın değilim. Kellemi onlara götürdüğünüzde deyiniz ki, Adnan Menderes, hürriyet uğruna koyduğu başını 17 sene evvel almadığınız için sizlere müteşekkirdir.

İdam edilmek için ortada hiçbir sebep yok. Ölüme kararı metanetle gittiğimi, silahların gölgesinde yaşayan kahraman efendilerinize acaba söyleyebilecek misiniz?

Şunu da söyleyeyim ki, milletçe kazanılacak hürriyet mücadelesinde sizi ve efendilerinizi yine de 1950’de kurtarabilirdim. Dirimden korkmayacaktınız, Ama şimdi milletle el ele vererek, Adnan Menderes’in ölümü sizi ebediyete kadar takip edecek ve bir gün sizi silip süpürecektir. Ama buna rağmen merhametim sizlerle beraberdir.

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

Yorum Yok

Bu yazı yorumlara kapatılmıştır.