Memetcik memet, memet, memo….

Bu haber 20 Mart 2010 - 0:00 'de eklendi ve 851 kez görüntülendi.
Özcan Özgürozgurmugla@hotmail.com
Özgürce

Çanakkale Zaferi’nin üzerinden 95 yıl geçmiş.
Çanakkale denilince ilk akla gelen sözdür:
“Çanakkale geçilmez”
95 yıl önce, Türkiye’nin her bir yanından giden Mehmetçiklerin kanları ile Çanakkale topraklarının her bir karışı sulanmış ve Çanakkale geçilememiştir.
xx xx xx
Merak ediyorum, Dünya’da her bir karışı savunanlarının kanları ile sulanmış bir başka ‘vatan’ var mıdır?
Bilmiyorum. Duymadım. Sanmıyorum…
Böyle bir vatan teslim alınabilir mi?
Alınamaz. Geçilemez. Geçilememiştir de, ama…
Bu gün geçiyorlar!
Memetçik memet; aynı memetçik, aynı memet…
Ama memo?
xx xx xx
Önceki gün başta Çanakkale olmak üzere tüm yurtta, 18 Mart Çanakkale Zaferi’nin 95. Yıldönümünü kutlarken, birileri de Nevruz’u kutlamaya başladılar.
Bir yanda Çanakkale Zaferi, öbür yanda Nevruz…
Çanakkale kimin, Nevruz kimin?
Hepimizin…
Çanakkale’nin geçilmesine izin vermeyenlerin çocuklarının, torunlarının…
Ama önceki gün kimimiz Çanakkale’ye şehitliklere; ASALA şehitlerinin, PKK şehitlerinin mezarlarına, şehitliklerine koşarken, kimimiz Nevruz kutlamalarında “özgürlük” diye haykırıyordu…
Oysa biz özgürlüğün, bağımsızlığın, kardeşliğin, ulus olmanın kapılarını hep birlikte 95 yıl önce Çanakkale’de açmadık mı?
xx xx xx
Ne oldu bize?
Mustafa Muğlalının kışlasından; Peygamber ocağından çıkıp Çanakkale’de, Galiçya’da, Filistin’de, Allahüekber Dağlarında, Trablus’ta, İnönü’de, Dumlupınar’da, Afyon Ovası’nda, Cudi’de, Gabar’da, Kandilli’de; hiç birinde “emperyal” olmayan, kanlarıyla suladıkları toprakları “vatan” yapanların çocukları, torunları, kardeşleri nasıl karşı karşıya geldik, getirildik…
Bir yanda şehitlerimize minnettarlık içinde şehitliklere koşanlar, bir yanda Kandil’de PKK’yı, İmralı’da bebek katilini muhatap gösterip, “geçilmez” dediğimiz toprakları geçemeyenlerin maşalığını yapanlar…
Ne oldu bize?
xx xx xx
Nevruz, Orta Asya’dan beraberimizde Anadolu’ya getirdiğimiz, Orta Asya insanlarının hepsinin kendi ülkelerinde ve bizim “ana yurdumuzda” doğanın uyanışına, bahara “Merhaba” dediğimiz gün…
Hep birlikte 21 Mart’ı, Nevruz’u karşılıyoruz, ama hep birlikte Çanakkale’de değiliz!
Ne oldu bize?
xx xx xx
Hadi bölelim, “Ana yurt” dediğimiz, atalarımızın kanları ile suladığı bu bereketli, cennet toprakları…
Peki nasıl böleceğiz, Çanakkale’de can veren Memetle Memo’nun çocuklarından, torunlarından olma çocukları ikiye?!!
Bakın ne güzel yazmış büyük şair Nazım Hikmet:
“Hat boyları yanmış odun kokusu./Askeride hat boyunun tapusu/Memetçik Memet,/Memetçik Memet./
Dört cephe içinde koptu kıyamet./Vagonların kırk kişilikse de yapısı/seksen Memet yüz Memet dolu hepisi./Memetçik Memet,/Memetçik Memet./
Kitli vagonlarda yok mu merhamet…/Dağ taş Memet dolu, dağ taş sevkiyat./Gidenler aç susuz, dönenler sakat./Memetçik Memet,/Memetçik Memet./
Bölük emininde yoktur merhamet…/Bir deri bir kemik düşmüş bıyıklar/Memedin ayağında yarım çarıklar./Memetçik Memet,/Memetçik Memet./
Memetten Memede yok mu merhamet…”
xx xx xx
Memetcik memet, memet, memo…
18 Mart Çanakkale Zaferimiz ve Nevruzumuz kutlu olsun…

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

Yorum Yok

Bu yazı yorumlara kapatılmıştır.