Mektubunuz Var!

Bu haber 13 Nisan 2015 - 23:22 'de eklendi ve 958 kez görüntülendi.
İsmail Zorbaismailzorba@hamlegazetesi.com.tr

 “Uzaklara gidenler, birlikte götürdüler tüm hatıralarınıBırakmadılar ardlarında; ne bir iz ne de bir mektup” İnsan kuş misali oradan oraya konup duruyor, bir tek kanatları eksik. Hüküm iradenin elinde, bu kendi irademizin de dışında çoğu zaman. İçimizden geçiriyoruz; şunu yapsak, bunu da yapsak diye. İrademiz dahlinde planlıyoruz, emek sarfediyoruz, neticeler zamanın hükmünde. Temennimiz, hasletimiz yönünde gerçekleşirse her şey yolunda gidiyor demektir. Her şey aslına, özüne sadık; doğasında! İnsanın görevi sadece görmek, işitmek, okumak ve bunun üzerinde akıl yormak yani düşünmek! Aslında ben bunu bize yazılmış mektubu zamanı geldiğinde almaya ve okumaya benzetiyorum. Mektup adrese teslim ediliyor, sahibini buluyor ve okunuyor. Artık idrak, algı, ibret okuyucuya bağlı!. Her şey tayy-ı zaman üzre aslında. Görene, iştine, okuyana ve de anlayana!Dedik ya kuş misali gah oradayız, gah buradayız. Bir devr-i dâim üzre seyre dalmış, seyran üzere gidiyoruz. Cümle üzere bugün okuyacağımız şehirler ve de mekânlara dair. Bir eğitimci en iyi okumanın, araştırmanın, deneyin, işlemin ismine ne ad veriyorsak bütün uygulamaların yanında eğitim amaçlı bir gezinin en etkili yöntemlerden biri olduğunu düşünürüm. Gezilen her mekân, mekânın ruhu ve kimliği üzere gezenlere müşahhas neticeler aktarır. Yani her gezene kendine has bir işaret verir. Aslında gezilen şehir kendine ait mektubu da okutur size.Bizlerde bu etkin uygulamaya yılda bir kez ağırlık veririz. Çoğu zaman kitap üzere, tarih üzere, kültür üzere seyre dalarız âlemi. Mekanlar üzere yazılmış ata yadigarı mektupları bulup okuma gayretine gireriz öğrencilerimle. Bir keresinde bu eğitim gezileri üzerine yapılan bir konuşmada bizim gezilerimiz üzerine bir öğrencimizin yaptığı bir değerlendirmeyi aktarmıştı bize: “Hocalarımız bize tarihi geziler yaptırıyor; camileri, medreseleri geziyoruz hatta mezarlıkları bile.” Üzerine düşündüğümde doğru bir tespitti bu. Tarihi, kültürel ağırlıklı gezilerde ziyaret ettiğimiz şehrin kalbi camilerde, tarihi mekanlarda hatta mezarlıklarda atmaktadır. Şehrin bize mektubu burada teslim edilmektedir okuyalım diye.Yaşadığımız şehir üzere yaptığımız gezilere de böyle başlamıştık aslında. Bize kimlik veren, şahsiyetimizi çevreleyen şehre uzaktan bakamazdık. İçinde yaşayıp da ruhuna, kalbine dokunmadan özüne varamazdık. O şehirden bir şehirli olamazdık. Hatta bizi milli kimliğimize götüren yol bu yerel kimlikten, ona sahip çıkmaktan geçiyordu. Başlık bile çoktan atılmıştı: “Şehir Benim Kimliğimdir!” Yaptığımız gezilerde tarihten bize aktarılan şehrin mektubunu okuyan bir öğrencim, bir tarihi yapı önünde durup aktarılan bilgiler ışığında bu yapıyı yaptırılanların kendi dedeleri olduğunu büyük bir şaşkınlık içerisinde tespit etmişti. Evet yaşadığımız şehrin mektubunu yazanlar bizim atalarımızdı. Peki biz gelecek nesillere bir mektup bırakmadan mı gidecektik. Nasıl olsa namelere vakit yoktu, name yapmaya da gerek yoktu!Neyse söz gezilere, mektuplara, şehirlere düştü ya! Biz serhat şehri Edirne’den getirdiğimiz selamları iletelim sizlere. Edirne mektubunda okuduklarımıza gelince o ayrı bir yazı konusu ama; mektupta yakaladığımız anahtar kelimelere yer verebiliriz. Diyor ki Edirne bize okuttuğu mektubunda; ben şehr-i sultaniyim. Her attığınız adımda tarihten sayfaları okursunuz. Ben sınırdaki kimliğinizin göstergesiyim. Ben Selimiye’yim, her ziyaret edene gerçekleştirilen bir rüyanın ayakta kalmış şahidi olurum. Ben Darüş-Şifâ’yım, ilimde özellikle tıpta insana değer veren bir medeniyetin halkasıyım. Ben Balkan Şehitliğiyim, nereden geldiğimi nereye gideceğimi şüheda şahitliğinde gösteririm. Ben Cami-i Kebir’im (Eski Cami’yim), Makam-ı Hacı Bayram Veli’yim mukaddes emanetlerin bekçisiyim. Ben çok büyük zenginlikler üzere kurulmuş nice Anadolu şehrinden bir şehirim. Her şehir gibi ben de okunmayı, öz kimliğime kavuşmayı bekliyorum.Muğla’dan Edirne’ye, Çanakkale’ye, Urfa’ya, Antep’e, Kars’a, Trabzon’a, Harput’a, Konya’ya ve dahi İstanbul’a okunmayı bekleyen sayfa sayfa mektuplar bizleri bekliyor. Okuyalım ki okudukça yaşayalım, idrak edelim, anlayalım. Biz de bugünün şehirlerinin mektuplarını yazalım.

 

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

Yorum Yok

Bu yazı yorumlara kapatılmıştır.