MEHMET EMİN KÖRPE

Bu haber 09 Ocak 2010 - 0:00 'de eklendi ve 1.164 kez görüntülendi.
İsmail Ataseverismailatasever@hamlegazetesi.com.tr

Her ülkede olsa da Türkiye gibi gelişmekte olan, dolayısıyla demokrasinin tüm kuram ve kavramlarıyla yerleşmediği ülkelerde asayişin sağlanması zordur.
Öyle zamanlar olur ki, kaos ortamı ya doğmuş ya da doğmak üzeredir. Dolayısıyla önlenmesi adına ilk akla gelen, emniyet teşkilatının başı ve kurumun bünyesinde görevli diğer personeldir.
Geçmişten günümüze ülkemizde meydana gelen olaylar nedeniyle nice emniyet mensupları takdire şayan görülürken, bazıları ister istemez olaylardan kendini sıyıramadığı için çoğu kez eleştirilmek kurtulamazlar.
Hele, görev yaptığı yerleşim merkezi, olayların daha yoğun olduğu bir bölge ise.
Onun için kim ne derse desin, nasıl bir yorumun sahibi olsa da Türkiye’de emniyet mensuplarının işi kolay değildir.
Bu yüzden, metropol kentler başta olmak üzere istenmeyen olayların ayyuka çıktığı yerlerde, emniyet güçleri bir yerde kelle koltukta görev yapmaktadırlar.
Zaten ulusal bazda yayın yapan medya kuruluşları ekranlarına yansıyan görüntüler, her şeyi açıklıyor.
Bir tarafta, henüz çocuk denecek yaşta olanların eline geçirdiği sapan ve taşlarla saldırıları.
Bunu önlemek isteyen asayiş mensupları.
Zaman zaman yaralanmalar.
Daha acısı, görev şehidi polisler.
Dedim ya, söz konusu yerlerde asayiş kuvvetlerinin işi gerçekten çok zor.
***
Aslında asayiş, dolayısıyla huzurun sağlanması mücadelesi, sadece büyük kentler ve olayların eksik olmadığı Doğu ve Güneydoğu Anadolu Bölgesine has değildir.
Daha nice yerlerimiz var ki, farklı konumun sahibi olduklarından, en az diğerleri kadar emniyet mensuplarının dikkatli olmasını öngörür.
Buralar, turizmin ağırlıklı olduğu yerleşim merkezleridir.
Eğer yaz sezonunda, turizm faaliyetlerinin yoğun olduğu illerden Antalya ve Muğla, tahminlerin çok üzerinde yerli yabancı turisti ağırlıyorsa, asayiş güçlerinin gecesi gündüzü yoktur.
***
Dilerseniz kendi ilimiz Muğla, dolayısıyla sükunetin sağlanmasında birinci derece sorumlu Emniyet Müdürlüğünü ele alalım.
Söz konusu turizm sezonunda Muğla, 3 milyon yabancı turisti ağırlayan bir kent.
Bu rakama, yerli turistler dahil değil.
Her ikisini rakama vurduğumuzda ortaya çıkan sayı 7 milyon civarındadır.
Aynı dönem için ekstradan emniyet personeli ataması yapılmadığına göre, siz elinizdeki kadro ile görevi sürdürmek zorundasınız.
İşte bu noktada bir isim karşımıza çıkıyor.
İl Emniyet Müdürü Mehmet Emin Körpe.
Yaklaşık 7 yıla yakın Muğla Emniyet Müdürü olarak görev yapan Körpe, bu denli eksik personele rağmen, başarılı bir çalışmanın sahibi ise bize düşen, takdir hislerimizi iletmektir.
Eğer o ve mahiyetindeki polis güçleri ile, 1124 KM sahip bandına sahip bir kentte, yerli yabancı onca kişinin huzur içerisinde turizm yapmasını temin etmişse, başka türlü düşünemez ve de davranamazsınız.
Sonra sanılmasın ki, gelen yerli ve yabancı kişilerin hepsi aklı selim sahibi.
Kim bilir aralarında nice aykırı düşüncenin sahibi olanlar vardır.
Huzursuzluk yaratmak için fırsat gözleyenler az değildir.
İşte, klasik bir benzetme olsa da 70 milletten gelenler, bunca sürede Mehmet Emin Körpe’nin başkanlığındaki emniyet mensupları tarafından yakından izlenmiş, dolayısıyla birkaç münferit gelişmeler dışında üzücü hadiseler vuku bulmamışsa, ortada bir başarı var demektir.
***
Sonra, Emniyet Müdürü Körpe’nin sağladığı başarı sadece asayiş yönünden değildir.
O, başında bulunduğu kurumun, diğer kurumlarla istenen düzeyde diyalog sağlamasının da üstesinden gelmiştir.
İlin birinci derece sorumlusu vali, yerel yönetimin başındaki belediye başkanı da, samimi duygular içerisinde aynı yaklaşım sergilendiğini vurguluyorsa, Körpe aynı dönem içerisinde bihakkın görev yapmış demektir.
Ne mutlu emniyet müdürüne ki, yaş haddinden emekli olurken, arkasından söylenenler bunlar.
Keşke diyorum keşke.
Bu ülkede görev yapan üst düzey personelin tamamı, aynı takdir hislerine mazhar olsa.
Teşekkürler sayın Körpe.

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

Yorum Yok

Bu yazı yorumlara kapatılmıştır.