Masonluk

Bu haber 18 Kasım 2015 - 23:18 'de eklendi ve 1.349 kez görüntülendi.
Hüseyin Nizamoğluhuseyinnizamoglu@hamlegazetesi.com.tr
Nerede Kalmıştık

Hüseyin Nizamoğlu

 

Ülkemizde, bin senelik geçmişi, olan Müslümanlığın düşmanları 1700’lü yıllardan beri vardır. Osmanlı döneminin son iki yüzlü yıllarında başlayan, saray ve hakanlık düşmanlığı, paşaların Mason oluşu ile başlamıştır. Prof. Ekrem Buğra’nın tespitine göre, 1721’de Paris sefiri olan Sait Çelebi ilk mason olan Osmanlı diplomatıdır. Masonluğu Osmanlı yönetimine sokmaya programlayan Fransa, İngiltere ve diğerleri bunda başarı sağlamışlar. İlk loca 1723’de Galata’da,1747’de Halep’te 1760’da İzmir’de açıldı. Cemiyet-i İslamiyet gibi cemiyetler şeklinde teşkilatlandırıldı. Zamanla bütün dünyada olduğu gibi Masonlar idarede söz geçirmeye başladı. Paris sefiri iken masonluğa giren Reşit paşa, İngilizlerin baskısı ile sadrazamlığa getirildi. Sadullah paşa, Fuat paşa, Mithat paşa, Tevfik paşa da masondu.

Sultan Aziz zamanında, meşrutiyet idealini ateşleyen Ziya paşa, Şinasi, Ahmet Mithat efendi, Namık Kemal, Besim Ömer paşa ve genç Osmanlılar da masonluğa girdi. Kapitülasyonlar sebebiyle polisin bile giremediği ecnebi evlerinde toplanıldığı için, mason locaları serbestçe faaliyetlerini sürdürüyordu. Bu sayede din baskısından uzak kalınca her türlü yasak olan içki kadın, kumar gibi yasakları rahatça yapabiliyorlardı.

Masonluk, ilk Mısır’da başlamış, tek gayesi Müslümanların inançlarını zayıflatarak, aynen Hıristiyanlar gibi veya Yahudiler gibi mukaddes kitaptan birçok surelerin anlamını yanlış tefsir etmek için özel ve sahte din adamı yetiştirdiklerini bizim ilmihal kitapları yazıyor.

Avrupa’da da kendilerine rakip olan, Osmanlı hakanlığını içten yıkmak için evvela masonluk devamla yabancı okul açmalar ve borç para vermek için Mason paşalar formülü çalışıyordu. Bu işlemleri padişahlar sonradan öğreniyor ve ceza verdikçe masonluk çoğalıyordu. Artık öyle bir durum olmuş ki saray, Meşrutiyet’i ilan etmiştir. Yeni dönemde meclise bazı yetkilerde vermiştir.

Geçen asırda Avrupa hükümdar ve prensleri bu tesirli cemiyete mensuptu. O devirde masonluk, azalarını sosyal bakımdan destekleyen bir kulüp hüviyetinden öte bir imaja sahip değildi. Bugün bile masonluğa girenlerin çoğunun maksadı sosyal ve mali imkanlarını arttırmaktır. Hakiki misyonu bunlara pek alakadar etmemektedir. Bu bakımdan masonluğun dünya siyasetindeki rolü bu gün hayli azalmış, skandallarla prestijini hayli kaybetmiştir. Sultan 2. Abdülhamit, masonların dünya siyasetindeki rolünü görüp açıkça tavır almadı. Siyasetle uğraşmamak şartıyla serbest bıraktı. Hatta yardım bile yaptı ama hep gözaltında tuttu. Bununla beraber çoğu mason olan İttihat ve Terakki Cemiyeti mensupları Makedonya Risorta locasında toplanıp masonluk şartlarına bağlı kaldılar.

Çoğu Cumhuriyet döneminde de siyaset sahnesinde rol aldı.

Kemalistlerden Turancılık idealine bağlı olanlarla (Mahmut Esat, Recep Peker gibi), milliyetçiliği ret edip mason kardeşliğini benimseyenler (Şükrü Kaya, Tevfik Rüştü, Haşan Saka gibi) aralarında şiddetli bir ihtilaf çıktı. Halkçılık prensibi, vatandaşların ancak Halk Partisi çatısı altında teşkilatlanabileceğin! öngördüğünden 1935’de, Türk Ocağı dahil, bütün sivil cemiyetlerle beraber Mason cemiyeti de kapandı. Bu devreyi masonlar uyku devresi derler. İnönü, 1948’de mason faaliyetlerine dernekler kanunu çerçevesinde çalışmak üzere izin verdi. Dünyada en yaygın olan Mason kulüpleri, ROTARY ve LİONS’tur. Zengin devlet adamı, bilim adamı gibi şöhret ve itibar sahibi veya ileride mevki ve makam kazanabilecekleri tercih edip üye kaydederler. Kadın-erkek eşitliğini savunmalarına rağmen, kendileri kesinlikle bir kadını, Mason üye yapmamışlardır. Son zamanlarda bu intibaı yıkmak için, telefon sekreterliği gibi görünen yerlere kadın almışlardır. Bu kadınlar, içeride olan gizli toplantılardan kesinlikle haberdar olmazlar, (rehber ansiklopedisi) Yıl 2015 son ayındayız. Masonluk dünyada artık itibarını kaybetmiş bir kuruluştur.

Yalnız Türkiye’de dine karşı birleşenlerin Masonluk şartlarına uygun olduğunu görüyoruz ve yaşıyoruz.

Laiklik bizde dinle savaş içindedir. Ulusalcılık, milliyetçilikle çok ayrı hatta tam zıttı olandır.

Biz Muğla’da bunu çok gördük. Türkiye Laik kalacak. Şeriata hayır diyen belediye başkanı gördük. Sağ iktidar iş başına gelmişse ihtilal oluyor. Oysa 1 Mayıslarda (1980 öncesi) yürüyenlerin elinde orak çekiç vardı. Apo’nun renkleri bayrak gibi ellerinde idi. Yalnız Türk bayrağı yoktu. Bu oluşum CHP iktidarı döneminde hep olmuştur. Ekonomi iflas etmiş, yollar kan gölü olmuş asker hep görmezden gelirdi. Ne zaman iktidar sağ tarafa geçti ve ekonomi düzeldi, işte o zaman ihtilal veya ona benzer bir Masonluk bir araya gelir. Ülke ne olacakmış umurlarında bile değildir.

Bunların korkuları; Başkanlık sistemidir.1961 ve 1981 ihtilal Anayasalarının değişmesini hiç istemezler. Hele 1924 Anayasasını hiç sevmezler…

 

 

 

 

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

Yorum Yok

Bu yazı yorumlara kapatılmıştır.