Makam Protokolü

Bu haber 11 Nisan 2018 - 1:41 'de eklendi ve 1.175 kez görüntülendi.
İdris Koçidriskoc@hamlegazetesi.com.tr

İdris Koç

“Makam” anlayışına bağlı olarak, bazı yöneticilerin kendisine emanet bu konumu abartılı uygulamalarla bir müstahkem mevkiye dönüştürdüğü, bazılarının ise burayı sıradanlaştırdığını görmekteyiz. Oysa makam, bir kurumun yönetim tarzını ve kurumsal ilişkilerin niteliğini belirleyen önemli bir konumdur.

Makam, kamu kurum ve kuruluşlarında, yöneticinin oturduğu mevkidir; bir yönetim merkezidir. Bakanlıklarda; bakan, bakan yardımcısı, müsteşar ve müsteşar yardımcılarının; başkanlıklarda, başkan ve başkan yardımcılarının; genel müdürlüklerde, genel müdür ve genel müdür yardımcılarının; valiliklerde, vali ve vali yardımcılarının; rektörlükte rektör ve rektör yardımcılarının odaları makam odalarıdır.

Kamu yönetimi uygulamaları açısından, merkez teşkilatlarındaki üst yöneticilerin (kurul başkanı, daire başkanı) odaları ile taşradaki bölge, il ve ilçe müdürlerinin odaları da makam kabul edilir. Bunlar dışında kalan yönetici ve servis amirlerinin odaları makam değil, çalışma odasıdır.

2000’li yıllarla birlikte değişen yönetim anlayışı ile birlikte, kamu yönetimi uygulamaları ile kurumsal ilişkileri düzenleyen bazı kurallar da değişime uğramıştır. Bu değişimlerin en göze çarpanı da “makam” tanımı, makam protokolü ve ast-üst ilişkilerini belirleyen kurallar konusundadır.

Geleneksel yönetim anlayışına göre makam, o odada oturan yöneticiye tahsis edilen “özel” bir alandır. Özel alanın kapısı sıkı sıkıya kapalı olduğu gibi dışarıya sızıntıları önlemek için deri ile kaplanmıştır. Ast, kapıyı çaldığında içeriden “giiir” sesi gelmedikçe o özel alana giremez. Orada kuralları yönetici belirler; ilişkilerin seyrini, yönetici ile astı arasındaki duygusal bağ ya da kopukluk şekillendirir.

Yeni yönetim anlayışına göre makam, yöneticinin özel alanı değil, kurumun temsil mekânıdır. Bu yüzden kurumun en iyi yerinde bulunan makam en iyi şekilde tefriş edilir. Makamda bulunan mobilya ve malzemeler, bunların düzeni ve kullanım şekli, temizliği; imaj ve itibar yönetimi ile kurumsal temsil ve ilişkiler açısından çok önemlidir.

Makamın kendisine ait bir mekân değil, kurumun yönetim ve temsil mekânı olduğunu bilinciyle hareket eden yönetici de yönetim, liderlik, disiplin ve güven açısından daha sorunsuz bir yöneticilik yapma imkânı bulur.

Makam, kurumun otorite merkezidir. Ancak makam, yöneticinin kişisel otoritesini konuşturduğu yer değil, kurumsal otoritenin temsil edildiği bir yerdir. Çünkü çağdaş yönetim anlayışına göre otorite kişinin bulunduğu makam ve sahip olduğu unvana dayalı bir gücü değil; yöneticinin kişisel olarak sahip olduğu bilgi, görgü, deneyim ve yetkinliklere dayalı gücü ifade etmektedir.

Kurumsal disiplin, düzen ve güven; kurumun otorite merkezi olan makamdan alt birimlere doğru yayılır. Örneğin, makam kapısının özel görüşmeler dışında açık olması (açık ofis), açık bir iletişim açısından önemlidir.

Kurumsal ilişkilerde saygı ve itibar kişiye değil, makamadır. Makamda yapılan hata ve saygısızlık, yöneticinin şahsına değil, makama ve devlete karşı yapılan bir saygısızlık olarak kabul edilir. Bu nedenle, makam odasında protokol kurallarına uygun davranmak ve makam sahibine karşı saygılı olmak, makama ve kuruma olan saygının; kısaca devlet terbiyesinin bir gereğidir.

Makam protokolünde en çok tartışılan konu, bir üst yöneticiyi makamda ağırlarken onun nereye buyur edileceğidir.

Makam, sahibine emanettir. Bu nedenle ev sahibi, üst yöneticisini kendi koltuğuna buyur etmemeli, o da makama tahsis edilen o koltuğa oturmamalıdır. Ancak kural böyle olmakla birlikte, uygulamada durum farklıdır. Her yönetici, bulunduğu bölge, il veya ilçede üstünü temsilen görev yaptığından, “Asıl gelince temsil sona erer.” ilkesi gereğince ev sahibi, kurumunun üst yöneticilerini (bakan, bakan yardımcısı, müsteşar, müsteşar yardımcısı, genel müdür, genel müdür yardımcısı, vali, kaymakam) makam koltuğuna buyur edebilir. Ancak üst yöneticinin, özel durumlar dışında teşekkür ederek makam yerine misafir koltuğuna oturması nezaketinin bir göstergesidir.

Üst yöneticiler dışında kalan bireysel temsil sahibi kimseler (daire başkanı, müfettiş, kontrolör, denetmen, müşavir vs.), nezaketen de olsa, yöneticiler tarafından makam koltuğuna buyur edilmemelidir.

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

1 ADET YORUM YAPILDI

YASAL UYARI! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen kişiye aittir.
Nilgün Açık Önkaş 14 Haziran 2018 / 17:25

Devlet terbiyesine sahip olmak hepimizin vatandaşlık görevidir ve bir onurdur. Devletin temsilcisine ve makamına saygi esastir. 22 yillik devlet memuruyum, cok şükür hep bu cizgideyim. Makama oturanlar bir süre sonra makami sahiplenip, buralarin gecici oldugunu unutup makamin gücü ile astini ezmemelidir, adaletli davranmali, hukuktan ayrilmamalidir. Hak, adalet cercevesinde davranmalidir vakti geldiginde de koltugunu birakmayi bilmelidir.