Maharet İnsan Olabilmek

Bu haber 12 Haziran 2018 - 0:36 'de eklendi ve 612 kez görüntülendi.
İsmail Zorbaismailzorba@hamlegazetesi.com.tr

İsmail ZORBA

 

Maharet güzeli görebilmektir.

Sevmenin sırrına erebilmektir.

Cihan âlem herkes bilsin ki;

En büyük ibadet sevebilmektir.

Yunus Emre

Yıllar geçiyor; söz uçuyor, yazı kalıyor. Yine bu köşemde sizlerle paylaştığım bir yazımda sözü insan olmaya getirdiğimde sözlerimi şöyle tamamlıyordum: Kendini tanımak; önyargıların ve yalanların kölesi olmaktan kurtulmak.” Kayboluştan, yitmekten kurtulmak. Her zaman için kapıların tümünü kapamamak. Hiç olmazsa birini aralık bırakmak. Çünkü zaman zaman içinde değişimlerin hızlıca yaşandığı bu mekanda insana düşen de buna hazırlıklı olmak. Hükmettiğini zannettiği dünya bile ona ne mevki bırakıyor, ne şan şöhret, ne mal mülk, ne de saltanat!. Hiçbir şey! Aslolan hiç içindeki varlığa ulaşmada. Her şey insafa gelmede, gaflet uykusundan uyanmada, gerçeğe gözlerini açmada; gözünde, dilinde, kalbinde, sözünde edebi yakalamada! ” Ve sözlerimizi canlar canı Yunus’un sözleriyle bitirmişiz:

Cihan âlem herkes bilsin ki;

En büyük ibadet sevebilmektir.

Yunus Emre

Yıllar geçse de insanı, güzele bakan, güzel gören, güzel insanı Yunus’un sözlerinde bulup şifa buluyoruz. Şifanın kaynağını özünde, yaradılışında bulan Yunus, bizlere rehberlik yapıyor. Öğretmiyor, eklemiyor sadece gösteriyor. İnsanın kendi içinde, gönül yolculuğuna çıkmasını istiyor.

Vakitler en uygun vakitler şimdi. Dünyanın sınırladığı tüm dar mekanlardan, dar zamanlardan sıyrılıp evreni tüm hücrelerinde hissedeceğin geniş zamanlar, geniş mekanlar. Tayy-ı zaman, tayy-ı mekan üzere rahmet, bereket, bolluk, şifa zamanları. Üç aylar, Ramazan ve Kadir Gecesi.

Nefes aldığın her saniyede, ait olduğun her zerrede insan olmaya durduğun zamanlar. Bütün yüklerinden arınıp kendine döndüğün zamanlar. Pergelin bir ayağını sabitleyip kendi içine döndüğün zamanlar. “Ya Hû” dediğin zamanlar.

Bu şekere bandığım, güzele boyandığım, bütün yüklerimi sadece içimdeki insana döndüğüm zamanlarda tek bir kaygı yaşıyorum. Gözümün önünde uçup gitmekte olan, kanatlanmaya durmuş bu sevgiliye “dur” diyebilir miyim? Yine dünya gurbetine mi düşeceğim? Yine hasret, yine gurbet?

Bu aylar, bu günler bana “hiçliği” öğretiyor, “hiçliğimde” artıyorum, zenginleşiyorum. “Hiçliğim” karşısında her şey sıfırlanıyor, yenileniyorum. İftar ve sahur vakitleri demleniyorum. Alnım her secdeye değdiğinde insan olmanın liyakatine erme davasının “aşk” olduğunu anlıyorum. Cahit Zarifoğlu rehber oluyor gönlüme, insan olma davama:

Bir duruşu olmalı insanın;

Bir bakışı,

Bir anlayışı,

Bir aşkı,

Bir davası olmalı.”

Cahit Zarifoğlu

Evet tuttuğum oruçta, kıldığım namazda, yaptığım ibadet ve hayırda bir davam olmalı. Aşkla yapmadığım hiçbir ibadet bir mana ifade etmez ki. Davam iman davası olmalı, insanlığın davası olmalı. Yatsı namazına doğru giden adımlarımda insanlığın davası olmalı. Teravih aralarında okuduğum salavatlarda, namaz bitiminde çektiğim tesbihatta, ellerimi açıp Rabbime gönlümü yazdığım dualarımda tek davam insanlık davası olmalı.

Her türlü riyadan, her türlü fitneden, her türlü beladan, her türlü kötülükten, her türlü şerden, her türlü nizadan hatta sayabileceğim beni karanlıkta karartacak her türlü benlikten kurtulmalıyım. Davam insana, güzele, hayra, iyiliğe, aşka olmalı.

Bu şekere bandığım, güzele boyandığım, bütün yüklerimi sadece içimdeki insana döndüğüm zamanlarda duam insana olmalı. Gerisi sadece şükür!.

Biz bu dünyadan gider olduk, kalanlara selam olsun.” diyor Yunus. Bu dünyanın sırrı, bu dünyada insan olmanın sırrı tek bir şeyde “hayır kılmakta, hayırlı olmakta, hayra ermekte”.. İnsan olmak da elbet hayırlı insan olmaktan geçiyor.

Her doğan çocuğa insan olma nesebince hayırlı bir ömür sürmesi, kendisine, ailesine, vatanına, milletine ve tüm insanlığa hayırlı olması için dua edilmez mi; neticede?

İnsan hayatının sona ereceği zamanlarda bu can emaneti sahibine hayır üzere teslim etmek istemez mi? Dünya vakti bu ten kafesini insan tertemiz, emanete hıyanet etmeden teslim etmek istemez mi?

En güzel zamanlardayız dostlar!. Rahmet, bereket, şifa dolu günlerde, aylarda, zamanlarda. Her yanımız zerre zerre rahmet, bereket, şifa dolu. Hepsi bizim için, karşılıksız. Her türlü keşmekeşten, darlıktan, hasetten kurtulma zamanları. Göğsünü açıp derinlemesine “ohhh!” diyeceğin, “Allah!” diyeceğin; darlıktan kurtulup ferahlayacağın zamanlar.

Kendi içinde “hiçten hiçe” başlayacağın, dinginleşeceğin, yenileneceğin, dirileceğin zamanlar. Gözlerde gönül süruruna, dillerde dua lütfuna ereceğin zamanlar. Gerisi sabır, gerisi şükür! Elhamdülillah!..

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

1 ADET YORUM YAPILDI

YASAL UYARI! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen kişiye aittir.
Nilgün AÇIK ÖNKAŞ 13 Haziran 2018 / 08:32

Maharet insan olabilmek ve insan kalabilmek İsmail Hocam, kaleminize sağlık. Ne mutlu “hiçlilk mertebesi”ni idrak edip hayatına geçirebilenlere, 22 yıllık akademik hayatımda hep bu “hiçlik mertebesi”ni esas alarak çalıştım. Ancak kısa bir süredir bu çizgiden çıkmaya karar mı verdim demeliyim mecbur mu edildim demeliyim bilmiyorum aslında.