MADDELER DIŞINDA HER ŞEY TARTIŞILIYOR

Bu haber 22 Ağustos 2010 - 0:00 'de eklendi ve 513 kez görüntülendi.
İsmail Ataseverismailatasever@hamlegazetesi.com.tr

12
Eylül 2010 tarihinde yapılacak olan referandum öncesinde öyle bir süreç
yaşıyoruz ki, düşünmekten öte üzülmemek elde değil.

Oysa
aynı tarih Türkiye adına dönüm noktası olabilecek bir dönemin başlangıcı
olabilir.

Değil
mi ki yıllardır 1982 anayasasından şikayetçi olduk.

Dayatma
bir anayasa diyerek, yeni bir anayasanın kaçınılmazlığında birleştik.

Öyleyse,
yeni anayasa ile ilgili halkoylamasının yapılacağı süreç öncesinde her şey
farklı olsun isterdik.

Siyasi
partilerden kurum ve kuruluşlara, sivil toplum örgütlerinden sade vatandaşa
dek, sivil anayasanın şart olduğunda birleştiğine göre, yeni anayasanın
kabulünü öngören referandum adına, tablo başka olmalıydı.

Şimdi
olduğu gibi siyasi parti başkanları başta olmak üzere parti üst düzey
yöneticilerinin birbirlerine sarfettiği sözler, bu denli seviyeden yoksun
olmamalıydı.

Bir
düşünelim.

Başbakan
Recep Tayyip Erdoğan’ın CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu ve MHP Genel
Başkanı Devlet Bahçeli için ne söylediği.

Onların
başbakana cevabı.

Hani
denir ya belden aşağı.

Bu
kadar olmasa bile birbirlerinin kişiliğini zedeleyecek seviyeye indirgemelerini
kabul etmek olası değil.

Şahsen,
birbirlerine söyledikleri benzetmeleri kaleme almaktan sıkılıyorum.

Ama
onlar, sözüm ona siyasetin gereği diyerek, söylemedik bir şey bırakmadılar.

Bırakacağa
da benzemiyorlar.

***

Konuyla
ilgili, yeri geldiğinde altını çizdim.

Acaba,
dünya ülkelerinde bir siyasi seçim ve ya şimdi bizde olduğu gibi bir referandum
söz konusu olsa, bizdeki gibi ağza alınmayacak sözler edilir miydi?

Sanmıyorum.

Ki
o ülkelerde yapılan genel seçimleri izliyoruz.

Gördüğümüz,
bizdeki benzeri bir tablonun asla yaşanmadığı.

Nedense
biz, yapımızdan kaynaklanan bir olgu nedeniyle aşırı heyecana kapılıp, gerisini
düşünmeden ağzımıza ne geliyorsa söylüyoruz.

Merak
ediyorum.

Birbirlerine
söylemedik bir şey bırakmayanlar, bir araya geldiklerinde nasıl tavır
takınıyorlar?

Dün
dündür bugün de bugün diyerek, hiçbir şey olmamış havasına mı giriyorlar?

Yani
bu denli pişkin olabilirler mi?

Öyleyse,
söyleyecek sözümüz yok.

Demek
ki siyaset, taşrada başka, Ankara’da daha bir başka.

Burası
madalyonun bir yüzü.

Ya
diğer yanı?

Allah
aşkına, liderlerden hangisi, yeni bir anayasa tasarısını öngören referandum
için halkı bilgilendirme cihetine gitti ve de gidiyor?

Apar
topar hazırlayıp milletin önüne koydular şeklinde muhalefetin eleştirisine
karşın, bugüne değin başbakan dahil parti üst kademesi neden doğru dürüst
açıklamalar yapmadı?

Yeni
anayasada yer alan maddelerin neler olduğu?

Nasıl
bir iyileştirme ve yenilikler getireceği, halkın anlayabileceği şekilde
açıklanmadı.

Birbirlerine
cevap yetiştirmek yerine, ülkenin geleceğini ilgilendiren bir konuda, halk
nasıl oy kullanacağını bilseydi olmaz mıydı?

Sizin
anlayacağınız, yeni anayasa değişikliğini öngören referandum sürecinde,
liderler her şeyi tartışıyor.

Yeni
anayasada yer alan maddeler hariç!

***

Dikkatlerden
kaçmayan bir ayrıntı, hükümet kanadı ve muhalefetin işine geldiği maddeler
üzerinde açıklamada bulunmaya çalışıp, diğer maddelere hiç değinmemeleri.

Oysa,
her madde ana başlıklarıyla açıklansın isterdik.

Leb
demeden leblebiyi anlayan halkımız, o zaman daha bilinçli hareket ederdi.

Şimdi
olduğu gibi zihinlerde bir istifam oluşmazdı.

Ne
yazık ki halkta aynı rahatlık yok.

***

Neticede,
Türkiye’nin yeni bir anayasaya ihtiyacı var mı?

Var.

Daha
sivil bir anayasaya olmazsa olmaz koşul mu?

Evet.

Öyleyse
yapılacak işlem belliydi.

Hükümet,
anayasa taslağı hazırlanırken muhalif kanatla diyalog içerisine girmeli,
muhalefet de armudun sapı üzümün çöpü demeden karşılık vermeliydi.

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

Yorum Yok

Bu yazı yorumlara kapatılmıştır.