Madde bağımlılığında gençlik faktörü

Bu haber 08 Aralık 2016 - 0:19 'de eklendi ve 574 kez görüntülendi.

img_9268Muğla Valiliği ve 32. Bölge Muğla Eczacılar Odası ortaklığında ‘Tüm yönleriyle madde bağımlılığı ve Bonzai’ isimli konferans düzenlendi. Konferansta konuşan Prof. Dr. İsmail Tayfun Uzbay, “Madde bağımlılığının da en önemli risk faktörü gençliktir” diyerek aileleri dikkatli olmaları konusunda uyardı.

Kadir Tamer

Muğla Valiliği ve 32. Bölge Muğla Eczacılar Odası ortaklığında ‘Tüm yönleriyle madde bağımlılığı ve Bonzai’ isimli konferansı düzenlendi.

Gazi Mustafa Kemal Atatürk Kültür Merkezinde düzenlenen konferansa, Vali Yardımcısı Kamil Köten, Kamu Hastaneleri Birliği Genel Sekreteri Rıza Murat Himoğlu, Muğla Sıtkı Koçman Üniversitesi Tıp Fakültesi Dekanı Nevres Hürriyet Aydoğan, Türk Eczacılar Birliği Merkez Heyeti 2. Başkanı Ecz. Sinan Usta, 32. Bölge Muğla Eczacı Odası Yönetim Kurulu Başkanı Ecz. İbrahim Ertürk, Türk Eczacılar Birliği Eczacılık Akademisi Başkanı Üsküdar Üniversitesi Nöropsikofarmakoloji Uygulama ve Araştırma Merkezi Başkanı Prof. Dr. İsmail Tayfun Uzbay ve eczacılar katıldı. Muğla protokolünün katıldığı toplantıya vatandaşlar ilgi göstermeyince koltuklar boş kaldı.

Konferansın açılış konuşmasını yapan 32. Bölge Muğla Eczacı Odası Yönetim Kurulu Başkanı Ecz. İbrahim Ertürk, uyuşturucu madde kullanımının ülkemizde giderek arttığını belirterek, çözüm üretmenin herkesin ortak görevi olduğunu söyledi. Ertürk, “Hiçbir ayrım gözetmeden işbirliği yaparak uyuşturucu madde kullanan gençlerimize yardımcı olmalıyız. En doğru ve sağlıklı yol çocuklarımızı ve gençlerimizi başlamadan korumaktır. En önemli kurum aile ve okuldur, eğitime buradan başlamalıyız. Çözüm için her şeye hazırız” dedi.

Gençleri etkileyen büyük problemi çözmek için gerekenleri yapmaya çalıştıklarını söyleyen Türk Eczacılar Birliği Merkez Heyeti 2. Başkanı Ecz. Sinan Usta, “Eczacılar Odası’nın yaptığı etkinliği bizlerde yapmaya çalışıyoruz. Biz eczacılar olarak bu olaya en fazla müdahil olabilecek mesleğin mensubuyuz. Çözüm için gerekenleri yapmaya hazırız” diye konuştu.

Muğla Sıtkı Koçman Üniversitesi Tıp Fakültesi Dekanı Nevres Hürriyet Aydoğan ise, “Yaklaşık 40 bin evladımız var. Biz onların sağlıklı her hangi bir bağımlılık unsuruna ulaşmadan meslek sahibi olabilmeleri için her türlü sorunlarıyla mücadele etmeye ve onlara yardımcı olma hedefimiz var. Tabi ki bu bağımlılıkla mücadelede aileler çok önemli. Aileler evde, eğiticiler öğreticiler okulda devamlı bu konu üzerindeki hassasiyetini hissettirdikleri ve deva ettirdikleri sürece bu tür konuların sorun olmaktan uzak olacağını düşünüyorum. Üniversitemizde de madde bağımlılığıyla ilgili bir kurul var. Orada çalışmalar yapıyoruz. Bizim de aktivitelerimiz olacak ama emniyetten aldığımız şeyde öncelikle çocuklarımızın satıcılık vasıtasıyla parlak hayaller ve vaatlerle kandırıldıktan sonra bu batağın içine çekildikten sonra muhakkak kullanıcı ve bağımlı bir birey haline geldiğini söylüyorlar. Bu yüzden çok dikkatli olmalıyız. Hem anne baba olarak, hem sorumlu ve yönetici olarak, hem de toplumun geleceğine yönelik fidanların sağlıklı bir nesil olarak yetişmesini sağlamaya yönelik denetim ve gözetimimizi yapmak zorunda olduğumuzu düşünerek bizlerde işin ucundan tutabildiğimizce tutmak zorunda olduğumuzu söylemek istiyorum” şeklinde konuştu.

Vali Yardımcısı Kamil Köten, uyuşturucunun insanın tüm temel unsurlarını tahrip eden bir madde olduğunu belirterek, uyuşturucular arasında en tehlikelisini yapay uyuşturucu olduğunu söyledi. Kamil Köten, ülkemizde de uyuşturucunun kullanımının yaygın olduğunu belirterek, Halk Sağlığı Müdürlüğüne ve Eczacılar Odasının konuya gösterdikleri hassasiyet ve çalışmalarından dolayı teşekkür etti.

Konuşmaların ardından Türk Eczacılar Birliği Eczacılık Akademisi Başkanı Üsküdar Üniversitesi Nöropsikofarmakoloji Uygulama ve Araştırma Merkezi Başkanı Prof. Dr. İsmail Tayfun Uzbay, sunum yaparak, madde bağımlılığı nedir, insan nasıl madde bağımlısı olur, bağımlılık yapan maddeler nelerdir, madde bağımlılığı tedavisinde ne yapılmalı, Bonzai salgınını nasıl okumalıyız, madde bağımlılığıyla nasıl mücadele edilmeli gibi konularda bilgilendirme yaptı.

Bağımlılığın en önemli risk faktörünün gençlik olduğunu söyleyen Uzbay, “Diğer tüm hastalıklarda olduğu gibi madde bağımlısı olma riskini artıran çeşitli etkenler söz konusudur. Nasıl aşırı kalorik beslenme, obez olma, yüksek kolesterol, az egzersiz yapma ve yaşlılık kalp ve damar hastalıkları için bir risk faktörü ise doğuştan gelen, çevresel faktörlerden kaynaklanan veya yaşam tarzı ile ilişkili olan bazı faktörler de madde kötüye

kullanımı veya bağımlılığına önemli ölçüde katkıda bulunur ve bu hastalığa yakalanma

riskini artırır. Kanserin en önemli risk faktörü sigara olurken madde bağımlılığının da en önemli risk faktörü gençliktir. Ergenlik dönemi gençlerin cinsiyetlerinin belirlenmesine yönelik hormonal faaliyetlerin en yoğun olduğu dönemdir. Hormonal aktivitedeki aşırı artış ve vücuttaki fiziksel değişiklikler ile buna beynin tepkisi bu dönemi adaptasyonu güç ve risk almaya yatkın bir dönem haline getirmektedir. Bu dönemde gençlerin duygu durumunda ortaya çıkan değişiklikler genellikle tepkisel olmayı ve risk almaya yatkınlığı destekler. Genç ergen bu dönemde genellikle toplumsal veya ailesel kuralları kişiliğinin gelişimi önündeki bir engel olarak algılayabilir ve tepkisel davranabilir. Kuralların dışına çıkma ve bunlara meydan okuma kişiliğini ortaya koymanın bir ölçütü gibidir. Çabuk öfkelenme ve öfkeyi kontrol etmede güçlük suç teşkil edebilecek davranışların kolayca ortaya çıkmasına neden olurken, kolay risk almayı büyümenin bir ölçütü olarak algılama madde kötüye kullanmayı deneme gibi kural dışı davranışları kolaylaştırır. Bağımlılık yapan maddeleri pazarlayan yasa dışı organize suç örgütleri de bu durumu çok iyi değerlendirmekte ve madde pazarlama stratejilerini özellikle gençlere yönelik olarak kurmaktadırlar. Bütün bunların bir sonucu olarak madde kötüye kullanımı yaşı giderek düşmektedir” dedi.

“Uyuşturcu bağımlılığı” teriminin doğru olmadığını kaydeden Tayfun Uzbay, bu terminolojiyi günlük yaşamda ve bilimsel jargonda kullanmanın iki bakımdan sakıncalı olduğunu söyledi. Uzbay, “Birincisi, bağımlılık yapan maddeler, özellikle ilk denendikleri dönemde, doza bağımlı olarak, uyuşturucu değil uyarıcı etkilere sahiptir. Santral sinir sistemini uyuşturan etkileri yüksek dozlarda ortaya çıkar. Dolayısı ile aslında başlangıçta

uyuşturucu değil de uyarıcı (öforizan) etkileri nedeni ile kötüye kullanılan ürünleri uyarıcı

yerine uyuşturucu olarak tanımlamak bilimsel olarak yanlış bir yaklaşımdır. İkincisi,

“uyuşturucu bağımlılığı” terimi kokain ve amfetamin gibi uyarıcı maddelerin bağımlılık yapmayacağı izlenimini vermekte ve bu durum uyarıcıları deneme kararsızlığı içindeki gençleri yanıltmak için kullanılmaktadır. Kanaatimce, bu yanlış yaklaşım Avrupa İlaç Bağımlılığı İzleme Merkezi’nin 2005 yılı raporuna da yansıyan gençler arasında ekstazi başta olmak üzere stimülan kullanımındaki artışa önemli bir katkı sağlamaktadır. Sonuç olarak hem bilimsel terminolojiyi doğru kullanmak hem de gençleri korumak adına “uyuşturucu bağımlılığı” terimini terk ederek “madde kötüye kullanımı” veya “madde bağımlılığı”, “uyuşturucu maddeler” yerine de “bağımlılık yapan maddeler” terimlerini kullanmak çok daha doğru bir yaklaşımdır” dedi.

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

Yorum Yok

YASAL UYARI! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen kişiye aittir.