Lakaplarını yakalandığında öğrenmiş

Bu haber 24 Ağustos 2017 - 23:58 'de eklendi ve 418 kez görüntülendi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın Marmaris’te kaldığı otele, 15 Temmuz darbe girişimi gecesi saldırı düzenleyen 2’si firari 37 darbeci askerin aralarında bulunduğu 43’ü tutuklu 47 kişinin yargılandığı dava Muğla 2. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülmeye devam ediliyor. Davada FETÖ’nün Çiğili İmamı olduğu iddia edilen ‘Paşa’ lakaplı eski Astsubay Zekeriya Kuzu son savunmasını yaptı. Hakkındaki suçlamaları kabul etmeyen Kuzu, “Menfezde bana sen imamsın dediler. Polis merkezine gittim bu kez bana paşa dediler. Her şey iyice karmakarışık oldu. Neyin içine düştüğümü anlayamadım” dedi.

Kadir Tamer

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın Marmaris’te kaldığı otele, 15 Temmuz darbe girişimi gecesi saldırı düzenleyen 2’si firari 37 darbeci askerin aralarında bulunduğu 43’ü tutuklu 47 kişinin yargılandığı dava Muğla 2. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülmeye devam ediliyor. Davada FETÖ’nün Çiğili İmamı olduğu iddia edilen ‘Paşa’ lakaplı eski Astsubay Zekeriya Kuzu son savunmasını yaptı. Hakkındaki suçlamaları kabul etmeyen Kuzu, “Menfezde bana sen imamsın dediler. Polis merkezine gittim bu kez bana paşa dediler. Her şey iyice karmakarışık oldu. Neyin içine düştüğümü anlayamadım” dedi.

Savunmasına siyaset, cemaatler ve tarikatların birbirleri ile olan ilişkilerini anlatan Kuzu “Ben ülkü ocaklarında yetiştim ve büyüdüm. 12 Eylül döneminde boşta kaldık. 1982 yılına kadar Adıyamanlılar gurubuna takıldım. Eşimle tanıştıktan iki gün sonra nişanlandım. Sonra da hemen evlendik. Düğüne bir hafta kala 21 gün ceza aldım cezaevinde yattım. Askeriye içerisinde ülkücülük propagandası yaptığımı söylediler. Ülkücü kimliğimle her zaman gurur duydum” dedi.

Bu arada mahkeme savcısı Ali Cenk Düzgün “sanık ajitasyon yapıyor. Dini ve siyasi mesajlar veriyor. İddianamede sanığın geçmişiyle, ailesiyle ilgili hiçbir şey yok” dedi. Mahkeme Başkanı Emirşah Baştoğ “Gereksiz şeylere fazla takılma. Esasa ilişkin savunmanı yap. Burası virajdan sonraki son durak. Sen son savunmanı yap” diye uyardı.

Savcı ve mahkeme başkanın bu uyarıları üzerine Zekeriya Kuzu “Ellerin attığı taş yaralamaz bizi. Asıl dostun attığı gül yaralar beni. Şu an benim durumum budur” dedi.

Savunmasına FETÖ’nün kumpasına gittiğini söyleyen Kuzu, “15 Temmuz’dan 1,5 ay önce MAK timine el bombası atma eğitimi vermem emredildi. 3 gün boyunca bomba atma eğitimi verdim. FETÖ’nün kumpasına kurban gittim” dedi.

Savunmasında hep baskılara maruz kaldığına dikkati çeken Zekeriya Kuzu, “2006 yılında Ege denizinde düşen Türk uçağının pilotunu oradan aldık kurtardık. O günden sonra hayatım değişti. Ötelen, ceza alan ben değilmişim gibi ilk defa takdir aldım. Şöhreti geç yakaladım. Birliğimizi denetlemeye gelen general beni tebrik etti ve olağan üstü bir görev yaptığımı İzmir’e tayinimi çıkarttırarak tecrübelerimi diğer personel ile paylaşmamı söyledi. İzmir’de iken askeri okullara giderek Ege Denizi’nde gerçekleştirdiğimiz görevi hangi ruh haliyle yaptığımızı anlatmak için ayrı bir görev verildi. Artık rol model olduğum için bin 500 astsubay arasından üs astsubaylığına seçildim. Üs Astsubaylığı’na seçilmek generallere emir vermek değildir. Personelin moral motivasyonunu sağlamak, onların dertlerini dinlemek, takdir, rozet konularında generallere danışmanlık yapmak tarzında bir görevdir” diye konuştu.

Marmaris’te bir çukura düştüm

15 Temmuz gecesi MAK Timinin nasıl belirlendiğini savunmasında anlatan Kuzu, “3 personelimiz yurt  dışında kursta, ikisi ise izinli idi. Bizde geriye kalan personeli aldık. Bir görev var ve bu görevde bize de ihtiyaç olduğunu düşündük. Böyle bir süreçte bu göreve personel böyle belirlendi. Eğer izinde olanlar o gün birlikte olsalardı onlarda bugün burada olacaklardı. Sıkıyönetimi helikopterde değil Sönmezateş’ten yerde öğrenmiş olsam gene giderdim. Ama görevin bu şekilde olduğunu öğrensem vallahi billahi gitmezdim. Marmaris çukuruna düşünce rüzgâr nereden eserse essin yapacağımız bir şey yoktu. Eğer ben birliğimde olsa idim belli bir saatten sonra bende başkaları gibi aslan kesilirdim. Ben sicil amirimden aldığım emri yerine getirdim. Evet sıkıyönetim ilan edilmiş ve Cumhurbaşkanı’nı emniyet altına almak için gidilmiş. Ama resmi ortaya tam çıkaramıyorsunuz. Marmaris’e inişimiz bile o kadar komik ki. Ben bir mermi bile kullanmadım. Zaten benim kullandığım silahın kriminal raporunda iki atış yapıldığı belirtiliyor. Bende onu Çiğli’de doldur boşalt istasyonunda deneme amaçlı yaptım. Marmaris’te hiç ateş etmedim. Marmaris’te düşmüştük bir defa biz oradan nasıl kurtulacağımıza bakıyorduk” dedi.

Aklı karışmış

Savunmasında yakalanma anı ile ilgili olarak konuşan Kuzu şunları söyledi:

“Hastamızın olması nedeni ile gruptan koptuk. Biz o menfezde yakında bulunan jandarma karakoluna giderek teslim olma planları yapıyorduk. Serin olduğu için o menfeze girmiştik. Orada bir kaç saat bekledik. O esnada polisler, helikopterler geldi. Oradan çıktık saklandık. Bir süre sonra menfeze geri döndük. Kendi kendimizi ifşa ettik. Yakalandığımız esnada ben kendimi astsubay olarak tanıttım. Ama oradakiler bana ‘imamsın sen imamsın’ dediler. Nasıl bir şeyin içine düştüğümün farkına bile varamadım. Oradan karakola götürüldüm. Daha sonra polis merkezine geldik. Burada bana paşa dediklerini öğrendim. Paşa lakabını ilk kez burada duydum. Benim için her şey iyice karma karışık oldu. Ben hiçbir çocuğumu onların okullarına göndermedim. Devlete başkaldırma benim kültürümde yok. Günlerce düşündüm, kendimi anlatmaya çalıştım. Hakikaten dertliyim. Yarın FETÖ’cülük çuvalı içinde bulunan herkes FETÖCÜ, hain olmayabilir.”

 

 

 

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

Yorum Yok

YASAL UYARI! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen kişiye aittir.