Kurumsallaşamamış Fakülte İçin Nahoş

Bu haber 15 Ocak 2016 - 8:56 'de eklendi ve 583 kez görüntülendi.
Dr. Gülten Şimşekgultensimsek@hamlegazetesi.com.tr
Bakış

Gülten Şimşek

Muğla Sıtkı Koçman Üniversitesi Tıp Fakültesi, Muğla halkına hizmet etmek için yüce duygularla kurulmuştu. Fakat elinde akademik programı yapacak yeri-yurdu yoktu. Ortalama 4 yıl kadar sancılı bir şekilde evraklar üzerinde faaliyet gösterdi. Sonrasında mutlaka adım atmak ve somutlaşmak adına, gerekli protokoller yapılarak Muğla Devlet Hastanesi içinde faaliyet göstermesine karar verildi ve Sağlık Bakanlığımızda bu birleşmeye onay verdi.

Muğla Sıtkı Koçman Üniversitesi (Muğla Üniversitesi adının, Üniversitenin Hamisi Merhum Sıtkı Koçman’ın adının verilmesinde büyük katalizörlük yapmış bir kişi olarak kendimle gurur duymaktayım.) Eğitim ve araştırma hastanesi olarak Muğlalıya hizmet vermeye çalışmakta.

Eldeki imkanlar kısıtlıydı ve iki ayrı beden, bir tek giysiye sığdırılmaya çalışıldı. Entari dar ve eski. Fakat yeni imajla yeni bir kurum yaratılmaya çalışıldı…

Hizmetler karıştı. Görev tanımları değişti. Ast- üst, hoca-uzman gibi karmaşalar yaşandı. Sonuçta iş barışı kalmadı. Sağlık çalışanları mutsuz ve tükenmişlik sendromu yaşamaya başladı. Bunların birçok temel nedenleri var. Ortaya birde iş yeri terörü çıktı ve yangından kaçar gibi, emekliliği hak eden hekimler emekli oldu. Canları çok yakılanlarda istifa ettiler. Ekmeksiz kaldılar.

Kimliği ve kişiliği ortaya çıkıp kurumsallaşamamış bir tıp fakültesi için nahoş bir durumdu.

Yakında yine bir hekim mobbingten dolayı istifa etti. Sayın Rektörümüz bu olaya çok üzüldü ve istifa eden hekim ile görüştü. Hekimi geri döndürmek için uğraştı.

Mobbing öyle bir karabasan ki, ekmeğinden oldu fakat dönmeyi düşünmüyor.

Sayın Rektör Harmandar, mobbing ile soruşturmalarını çok sıkı takip edeceğini ve bu çirkin olayların tekrarlanmaması için çaba göstereceğini belirtti.

Daha rüştünü bile ispatlayamamış bir fakülte için çok kötü bir durum.

Ben inanıyorum ki, yönetim kararlı duruş sergilerse, mobbingciler palazlanamayacaklardır.

Mobbing sağlıklı birey işi değildir. Kişilikleri hasta olan kişilerin başvuracağı bir yöntem. Sağlıklı bireyler eğer bir sorun varsa uzlaşı ve diyalogla sorunları çözümler ve bu yolu seçerler.

Tıp Fakültesinin Sayın Dekanına da çok görevler düşmekte. Çok çalışıp kurumsal kültürü yaratmanız gerekli. Kurumsal kültürü yaratamaz iseniz daha çok can sıkan olaylar olur…

Sağlığa Nasıl Bakmalıyız?

Dünya Sağlık Örgütü’nün anayasası, sağlığın sadece hastalık ve sakatlığın olmayışı değil, bedensel, ruhsal ve sosyal yönden tam bir iyilik hali olarak, anayasal bir hak olarak tanımlamaktadır.

Günümüzde sağlık anlayışı bireyi sosyal çevresi ile bir bütün olarak ele almalı ve sağlığı etkileyen etmenleri çok boyutlu bir bakış açısı ile geliştirilmelidir kavramı ön plana geçmelidir. “Henüz geçemedi.”

Sağlığın sosyal boyutunu iki yönlü düşünmemiz gereklidir diyorum.

Birincisi ise; toplumun tüm bireylerine sağlıklı yaşam sunmak yönüyle herkese sağlık boyutudur. Bu bakış açısı ile sağlık düzeyini koruyucu ve geliştirici sağlık politikaları ile tüm bireyleri kapsaması gerekmektedir.

Sağlığa sosyal yönünü veren ikinci boyutu ise; bireyin toplumun sağlık düzeyini belirleyen etmenleri, sosyo- kültürel ve ekonomik çevreden bağımsız olarak ele alma olanağının olmamasıdır.

Sağlığa çok boyutlu bir bakış açısı ile bakmamız gerekliliği aşikardır.

Sağlığa Bakışımız gelişmelidir.

Yakında katıldığım bir toplantıda sağlığa sadece biyo-mekanik bakış açısı ile bakıldığını ve bu bakış açısı ile, sadece temel olan hastalığa bakıldığı ve tıbbın, hastalıkların teşhis ve tedavi  etmesi gerekli olduğu gibi bir algı ile bakmanın kör bir algı olduğu belirtildi.

Sağlığa biyo-psiko-sosyal bakış açısı ile baktığımızda ise; bireyin sağlık düzeyini belirleyen, sosyal ve ekonomik etkenlerdi. Bireyin hastalığından kendisi değil toplum sorumludur ve sağlığın korunması, toplumun görevidir. Sağlığı korumak ve geliştirmek yalnızca hekimlik hizmetleri ile sağlanamaz. Siyasal iktidarda ve sistemde karar vericiler “halkın sağlığından sorumludur” kavramını kapsamaktadır. Kişi hasta ise yoksulluktan, kötü beslenmekten vb nedenlerden hastadır diyor.

Örneklersek;

Kişi, sağlıksız suya erişir hasta olur.

Kişi, yeteri kadar protein ile beslenemez hasta olur.

Kişi, yaşam şartları kötüdür spor yapamaza hasta olur.

Kişi, evsizdir sokakta yaşar ve hasta olur.

Kişi, yoksulluktan güvenli gıdaya erişemez hasta olur.

Kişi, fakirlikten sinemaya gidemez ve ruhsal anlamda da doyumlu yaşam süremez hasta olur.

Kişi, çocuklarına yoksulluktan okul masraflarını sağlayamaz ve depresyona girer hasta olur.

Kişi, yoksulluktan evine et alamaz hasta olur.

Kişi, yoksulluktan görgüsünü, bilgisini artıramaz ve yanlış tercihlerinden, seçimlerinden hasta olur.

Böyle bir sürü örnek verebiliriz.

Sağlığın sosyal belirleyicileri var. Bunlar refahı yüksek bir yaşamı işaret ediyor.

Kişinin geliri, sosyal çevresi, eğitimi, saymakla bitmez sosyal belirleyici faktörler var.

Sağlığın Sosyal Belirleyicileri 2008 raporunda diyor ki;

Zayıf sosyal politika ve programlar, haksız ekonomik düzenlemeler ve kötü siyasal uygulamalar sağlığı daha da olumsuz etkilemektedir…

Benden söylemesi! Sosyal politikalar çok ama çok önemli…

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

Yorum Yok

YASAL UYARI! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen kişiye aittir.