Küreselleşme Çağında Yerellik   

Ünal Bozyer

 Kapitalizmin ortaya çıkışı ve sanayileşme ile birlikte Fransız Devriminin gerçekleşmesi gibi gelişmeler toplumsal yapıda ve ilişkilerde büyük değişimlerin yaşanmasına neden olmuştur. Tarım toplumunun muhafazakâr, daha homojen ama daha samimi toplumsal ilişkileri yerini resmi ilişkilere bırakmıştır. Geniş aile yapıları çözülmeye başlamış, çekirdek aile kavramı ortaya çıkmıştır. Bu gelişmeler siyasal alanı ulus bilincine ve ulus devletler dönemine taşımıştır.

Küreselleşme süreci ise sermayenin artan hareketliliğine zemin hazırlayarak ulus devlet döneminin kalın sınır, gümrük duvarlarını yumuşatmıştır. Yabancı para taşımanın suç olduğu dönemlerden dövizle alışveriş yapılan döneme geçilmiştir. Yerli malı haftalarının çikita muzlarla kutlandığı dönemler normalleşmiş, sonrasında ise bu kutlamaların anlamı ve değeri kalmamıştır. Sermaye hareketlenmiş, sınırları aşmış, tüketim statü göstergesi haline gelmiş ancak yoksulluk, eşitsizlik, çevre sorunları da aynı oranda yükselişe geçmiştir.  Küreselleşme, ücretlerde, sosyal refah standartlarında düşüşlere yol açmış, tek tip tüketici tipinin oluşmasını sağlayarak ulus aşırı şirketlerin lehine işleyen süreç olmuştur.

Yerellik, yerelleşme bu sürece alternatif olabilir mi? Doğaya ve yeşile dönme arayışları, sağlıklı gıda için organik tarım talepleri, yerel – yerli tohum üretme çabalarının giderek derinlik kazanması önemli mücadele alanı olarak öne çıkmaktadır. Ama bu çabalar küreselleşme sürecini tersine çevirme aşamasına gelmedi. Tek tipleşmeye karşı yerel farklılıklar korunabilmeli ve geliştirilmelidir. Yerel farklılıklar, toplumsal ilişkilerin korunmasıyla, yerel değerlerin geliştirilmesiyle mümkün olabilir.

Bu yeni dönemde gündelik yaşam tercihleri öne çıkacaktır. İş yaşamı dışında kurulan toplumsal ilişkiler ve gündelik yaşam pratikleri yerel değerlerin yeniden yorumlanarak, geliştirilmesini sağlayabilir. Bu aşamada yerel yönetimlere ve sivil toplum örgütlerine önemli görevler düşmektedir. Giderek merkezileşen siyasal ilişkilerde ve siyasal alanda yerel yönetimlerin bu yönde siyaset üretmesi de güçleşmektedir. Aynı zamanda günümüzün bir nevi tabakalaşmış hiyerarşik toplumsal yapısında doğal olarak bu yapının izdüşümlerinin yerel siyaseti şekillendirmesi yerel siyasette belirleyici rol oynamaktadır. Diğer bir ifadeyle yerel sermaye sahipleri, yerel siyasette öne çıkan bazı elit gruplar veya temsilcileri, kaynakların dağıtılmasında ve kullanılmasında, karar alma süreçlerinde daha etkili olmaktadırlar.

Yerelleşmenin çoğu zaman yerel yönetimlerin güçlendirilmesiyle demokrasiyi geliştireceği kanaati yaygındır. Yerelin güç kazanması, yerel denetimi ve yatırımı sağlayacak, kent yönetiminde yerelin söz sahibi olmasını mümkün kılacaktı. Ancak ülkemizde bu yönde uygulanan politikaların böyle bir sürece evrilmediği gözlenmektedir. Ulus devletin çözülmesiyle yerel, sivil inisiyatiflerin ortaya çıkacağı beklentisi de şimdilik boşa çıkmıştır. Bu alanı da yerel sermaye grupları, yerel bürokratlar doldurmaktadır.

Zaman zaman bu konulara yazılarımda yer vererek yerelliğin önemini vurgulamaya çalıştım. Yerel inisiyatifin oluşumuna katkı sağlamaya çalıştım. Bu alanda Muğla olarak yakın geçmişimizin oldukça gerisine düştüğümüze dikkat çekmeye çalıştım ama artık ilimizde genel siyasetin çoğu zaman olduğu gibi yerel siyasetin ve önceliklerin önüne geçtiğini rahatlıkla dile getirebiliriz.

1987 yılından beri sosyoloji alanında sürdürmekte olduğum öğrencilik, öğretim elemanlığı sürecinde bu alanlarda okumalar, çalışmalar yaptım. Muğla’nın siyasal ve toplumsal sorunlarını (yerel) akademik düzeyde çalışmaya devam etmekle birlikte bu köşede yayınlanan haftalık paylaşımlarımı sonlandırıyorum. Muğlalı olmanın sorumluluğuyla görüş ve düşüncelerimi paylaşmak üzere Kasım 2010-Mayıs 2015 tarihleri arasında Ula Gazetesinde, Kasım 2014’ten beri de gazetemiz Hamle’de haftalık yazılarım yayınlandı. Akademik çalışmalar sırasında edindiğim bilgi ve gözlemlerimi haftalık da olsa okurlarla paylaşmak kuşkusuz çalışmalarıma ve kendime çok şey kattı. Bana bu fırsatı veren Hamle Gazetesi Sahibi Sayın Hayati Nizamoğlu’na ve Hamle çalışanlarına teşekkür ederim. Hamle’de yazmama vesile olan abim, dostum, özgür gazete yazarı Özcan Özgür’e bilhassa teşekkür ederim. Bu deneyimim esnasında tanıştığım, gazeteci arkadaşlarıma, siz değerli okurlarıma yol arkadaşlığınız için teşekkür ediyorum.

 

Okunma Sayısı:2.150

YORUMLAR

Toplam 2 yorum bulunmaktadır.

Hamle Gazetesi

Muğla için üzüldüm. Özcan Özgür

03.10.2016, 16:42
Nilgün Çelebi

Sn.Ünal Bozyer Selçuk Sosyoloji’de öğrencim, Muğla Sosyolojide meslektaşım oldu. Her zaman olgun, ince düşünceli, saygılı, fikren geniş ufuklu, dengeli, dengeleyici, toplum meselelerinin bilincinde ve her seviyede çözüm üretmede yetkin bir akademisyen olan Sn.Bozyer’in Hamle’den ayrılacak olmasına çok üzüldüm.

02.12.2016, 21:24