KURBAĞANIN GÖRDÜĞÜ…

Bu haber 20 Şubat 2013 - 8:17 'de eklendi ve 1.288 kez görüntülendi.
CIZ
CIZ cizciz@hamlegazetesi.com.tr

“SKYLIFE” dergisinin Şubat sayısında Zeynep Merve Kaya’nın “Birmingham’a Gitmek İçin On Neden” başlıklı yazısını okudum. Endüstri devriminin başladığı yerlerden biri olarak bildiğimiz Birmingham’ın meğer daha ne özellikleri varmış. Yazıda çevre, tarih, kültür, sanat, alışveriş… gibi bu şehri görmek için on neden sıralanmış.
Tarafsız gözle bakıldığında tüm dünyayı Bodrum’a davet etmek için belki de elli neden buluruz. Geleneği bozmamak adına isterseniz sadece on neden üzerinde duralım.
1-İşgal edilmemiş koyların ve kirletilmemiş doğanın denizle buluştuğu, betonlaşmamış Bodrum’da tarih ve gelenekle iç içe huzurlu bir tatil yapabilirsiniz. Hele siz bir gelin, tıpkı Cevat Şakir gibi aklınız Bodrum’da kalacak.
2-Çok şükür 135 bin yerleşik nüfusa ulaştık. Hedefimiz önümüzdeki 10 yılda 500 bin nüfuslu toplu konut kenti olmak. Yarımada’nın tamamında son teknoloji geri dönüşümlü arıtma sistemlerimiz tıkır tıkır işliyor. Çağdaş (!) Bodrum’da bizim öyle fosseptikle, öğütmeyle, derin deşarjla işimiz olmaz. Haa, şayet çöplükten ve Gümbet burnundan gelen kokular ne derseniz, o kadar da karıştırmayın canım. Onlar belediyemizin misafirlere ücretsiz hizmeti. Biri çam, diğeri de metan parfümü. Merak etmeyin onların da patentini aldık, Bodrum’u marka yapacağız ya…
3-Yollarımızın delik deşik, yamalı bohça gibi olduğuna bakmayın. Hele yanılıp da ara sokaklara hiç dalmayın. Zannetmeyin ki beceremediğimizden, oto tamircilerimiz nereden yolunu bulacak? Ne işiniz var yollarla, siz tatilinizin keyfine bakın. Kim demiş “Yollar yürümekle aşınmaz” diye. Aşındı işte.
Üstelik önemli olan “Üst yapı” değil, siz o burjuva özentisine takılmayın, altyapıya bakın. Belki ilk defa benden duyacaksınız ama size güzel bir bilgi sızdırayım. Caddelerimizin altında dört çeker değil ama 2×2 tünelimiz (galeri) var. Arıza halinde kepçe, kürek dalmayız. Teknik ekiplerimiz tünel içinde ATV tipi araçlarla gezer ve arızayı giderir. Kanalizasyon, su, elektrik, kablolu yayınlar, hatta yağmur suyunu geri kazanım hatları… Hepsi bu galeri içinde. Tıpkı Avrupa’da olduğu gibi.
4-Bodrum altın yumurtlayan tavuktu ama Kral Midas geldi, bir dokundu, tavuğumuz altın oldu. Züğürt tesellisi gibi birşey. Tavuğumuz artık altın yumurtlamıyor ama markalı altın bir tavuğumuz var. Bu sefer de Midas’ın rant ordusu altın tavuğun tüylerini yolmakla meşgul. Sakın bu al gülüm ver gülüm kavgası (pardon! paylaşımı) sakın sizi ürkütmesin. Biz hizmette sınır tanımıyoruz, bakın sizin için dağları, taşları evle doldurduk. Sürdürülebilir turizm için elimizden geleni yaptık. Eh artık size düşen Bodrum’a bir bilet almak. Burada A kalite tatil için tüm ortamları hazırladık. Sahteciliği bitirdik, hanutçuluğu kökünden kazıdık.
5-Esnafımız işinden o kadar çok memnun ki, 3 ay çalışıyor, 9 ay yatıyor. Bilimsel araştırmalara göre Yarımada’da ihtiyacın tam dört katı fazla işletme varmış. Hatta yenileri de sıradaymış. Kimin umurunda. Altta kalanın canı çıkarmış. Peki Ticaret Odasının üyeleri için bir önlemi var mı? Böyle karışık zor sorulardan vazgeçin, yeter ki Bodrum’dan vazgeçmeyin. Siz tatilinize bakın yeter. İstihdam, kapasite, envanter, planlarda ticari alanlara kısıtlama getirmek falan bunlar karışık işler.
6-Bodrum’da Gümbet burnunda turizmin hizmetine sunduğumuz devasa akvaryum görülmeye değer. Bizimkinin yanında İstanbul’daki minyatür kalır. Yüzlerce balık türünü bir yerde görmek için Türkiye’nin her tarafından akvaryum turları düzenleniyor. İç turizmdeki bu hareketlilik sayesinde ölü sezonda esnafımızın cebi para görüyor. Böylece Bodrum yaz-kış turist kaynıyor.
7-İstanbul Kağıthane’deki MİNİATÜRK’ün daha mükemmelini Bodrum’a yaptık. Adeta canlı bir Türkiye maketi. Turist bir günde Türkiye turunu tamamlıyor. Ülkemizin tarihi ve coğrafi güzelliklerini bir yerde görebiliyor, yöresel el sanatlarından satın alabiliyor, yemekleriyle tanışıyor. Böylece bir günlük maceralı bir kültür yolculuğu yaparken döviz de bırakıyor. Sağ olsunlar belediyelerimizin ve Ticaret Odamızın öncülüğünde bu projeyi hayata geçirdik. Böylece Bodrum turizmini kum-deniz-güneş sarmalından kurtardık.
8-Bir de tarih tünelimiz var. Bodrum’a gelip de görmeden gitmek büyük kayıp. Yerli ve yabancı turistler için muhteşem bir tarih ve kültür ziyafeti. Bilge Kağan’la başlayan esrarengiz tarih yolculuğu Malazgirt, 1453 İstanbul, Çanakkale, Milli Mücadele, genç Türkiye Cumhuriyeti ve onun kurucusu Gazi Mustafa Kemal Atatürk’le son buluyor. İçinde ışık ve ses oyunlarıyla, sensörlü, hareketli mumyalarla ve tarihin o anıyla örtüşen dekorasyonuyla büyüleyici bir panorama. Bodrum’a gelip de tünele girmeden kim gidebilir ki? Tabii ki pazarlayabilirsek.
9-Dağbelen köyüne yakın Girelbelen’de yerleşik hayata geçmiş Yörük-Türkmen obasının terk ettiği içinde yıkılmaya yüz tutmuş iki yüz yıllık taş evler olan köyü turizme kazandırdık. AB fonlarından da yararlanarak burada teknolojinin hiç girmediği ekolojik doğal Türk köyü kurduk. Buraya turistler ancak eşeksırtında ulaşabiliyor, Orijinal Türk köy yaşamını görmek ve burada bir gece konaklamak için önceden rezervasyon yaptırıyorlar.
10-TÜRSAB Başkanı Sayın Başaran Ulusoy’un da önerileri ve Bodrum Ticaret Odamızın katkıları doğrultusunda kazandırdığımız Bodrum kongre kültür merkezi sayesinde kış turizmi canlandı. Otellerimiz artık yaz-kış açık. Velhasıl Bodrum’da yok yok. Biz üstümüze düşeni yaptık, gerisi turiste kalmış.
Sakın yanlış anlaşılmasın, bu anlattıklarım rüya falan değil, kafayı da yemedim. Hepimizin olması gereken ama ötelenmiş hayallerimiz. Şimdi bana söyler misiniz bu on projenin hangisi imkânsız veya Bodrum hangisini hak etmiyor? Eğer 11 adet belediye ve odalarımız el ele verip de bu projeleri hayata geçiremedilerse, ben daha ne diyeyim?
Makamlar caka satmak için işgal edilmemeli. Gerekçesi ne olursa olsun kimsenin geleceğimizi çalmasına izin vermemeliyiz. Bizim koltuktan ve kartvizitten güç alanlara değil oturduğu makama değer katanlara ihtiyacımız var.
Gerçi kurbağanın gördüğü kuyunun ağzı kadarmış ama biri çıksın bana kaliteli ticaret için esnafın rahatlayacağı, para kazanacağı, sezonu mutlu kapatacağı, turizmi dört mevsime yaymanın dışında bir formül söylesin. Eğer bu şimdiye kadar olmadıysa bundan sonra nasıl olacak? Yol haritası var mı? Peki sezon denilen şey lastik mi ki uzatalım? O halde yorulanların, söyleyecek sözü ve projesi kalmayanların Bodrum’a takoz olmamaları gerekmez mi? Sorunun değil, ama çözümün bir parçası olmanın tam zamanı.
Hoşça kalın.

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

Yorum Yok

Bu yazı yorumlara kapatılmıştır.