KÜÇÜK KIYAMET

Bu haber 20 Nisan 2012 - 0:00 'de eklendi ve 734 kez görüntülendi.
İsmail Ataseverismailatasever@hamlegazetesi.com.tr

Yazımın başlığını oluşturan “Küçük Kıyamet”  ibaresi, ülkemizin ilim adamlarından birine ait.
Tabi bu söz durup dururken söylenmedi.
Bakıp gördü, tüm dünya ülkeleri yanında Türkiye’de de birbiri ardı sıra gelen doğa olayları var.
Üstelik önemli hasarlar oluşturuyor.
Bunun üzerine, dünyanın yok oluşu olarak nitelendirilen “kıyamete” küçük çaplı da olsa eşdeğer tutuyor.
Özellikle aynı benzetmeyi, geçtiğimiz Çarşamba günü İstanbul ve Ankara başta olmak üzere tüm ülkemizde gözlenen şiddetli fırtına üzerine yapıyor.
Gözlemlendiği gibi saatteki hızı 120 KM ye varan fırtına ortalığı kasıp kavurdu.
Bu durum, son yıllarda kesinlikle görülmeyen bir doğal afet.
Yazımın başlığını teşkil eden ifade kullanılıyor.
Konuya ilişkin açıklamalar yapan Prof.Dr. Ahmet Ercan’a göre, bu şiddette fırtınanın oluşmasına neden olan;
 “Dünyanın manyetik alanının değişimi.
Manyetik alan hızının değişmesiyle yer kürenin yalpalanma hızı da artıyor”
***
Peki, tüm insanlığa korku salan doğa olayları hangileridir?
Bunların başında gelen, yaptığı tahribat nedeniyle depremler.
Hiçbir tabii olay bu denli can kayıpları yanında yıkımlara neden olmadığı için depremler tartışmasız ilk sırada yer almaktadır.
Üstelik son zamanlarda Uzakdoğu ülkelerinden Japonya yanında Endonezya, Güney Amerika ülkelerinden Şili’de aralıksız depremler olunca.
Bu arada kendi ülkemizin birçok kesiminde görülen yer sarsıntılarını görmemezlikten gelemeyiz.
1999 yılında çok büyük yıkımlara neden olan Sakarya ve çevresi ağırlıklı deprem yanında, geçtiğimiz yıl büyük felakete neden olan Van ve Erciş depreminin etkileri hala hissediyorsak.
Dünyanın manyetik alanının değişmesine bağlanan bir başka doğa olayı Tsunami.
Her halde geçtiğimiz yıl Japonya’da meydana gelen deprem sonrası oluşan Tsunami adı verilen deprem dalgaları görmemezlikten gelinemez.
Hele binlerce insanın hayatına mal olması yanında çevreyi tarumar etmişse!..
***
Dünyanın belli başlı ülkeleriyle birlikte geçmişte Türkiye’de de etkisini gösteren bir başka doğa olayı Volkanlar.
Bugün dahi İtalya’nın Etna ve Yeni Zelenda Ülkesinin bazı dağları volkanik lavlar püskürtüyorsa, dünya bu doğal olayından kurtulmuş değildir.
Şiddetli fırtınaların oluştuğu süreçlerde gözlenen bir başka doğa olayı Hortum’dur.
Her ne kadar sıkça görülen bir olay olmasa da meydana geldiği süreçte neden olduğu tahribat azımsanamaz.
Aynı süreçte Hortumlar, önüne gelen her şeyi silip süpürmüşse, etkisi fazla olan bir başka doğa olayı olduğunda şüphe yoktur.
Tüm dünyada gözlendiği gibi kendi ülkemizde de sık sık karşılaştığımız bir başka olay, şiddetli yağışlar sonrasında oluşan sel felaketidir.
Çok değil geçtiğimiz yıl ve içinde bulunduğumuz süreçte, Karadeniz Bölgesi başta olmak üzere Marmara Bölgesinde meydana gelen aşırı yağışlar sonrası oluşan sel suları, onca insanımızın hayatına neden olmuştur.
Üstelik aynı bölgede bir köprünün yıkılmasıyla hayatından olan insanımızdan hala cesetleri bulunamayanlar vardır.
Şiddetli yağışların sebep olduğu bir başka önemli gelişme taşkınlardır.
Çok sayıda can kaybı olmamasına karşın yarattığı tahribatın maddi boyutu çok fazladır.
Kendi ülkemizde dahi taşkınların etkisini çok yakından hissettik.
Yanı sıra yaşadığımız kent Muğla’nın Fethiye, Dalaman, Ortaca ve Köyceğiz ilçelerindeki seralar, aşırı yağışlardan fazlasıyla etkilenmiştir.
Şiddetli yağışlar sonrası oluşan bir başka doğa olayı yer kaymalarıdır.
Karadeniz Bölgemiz ağırlıklı pek çok kesimde sıkça gözlenen toprak kayması sonucu, yine can kayıpları olmuş.
Beraberinde birçok evler, aynı olayın etkisinden kurtulamamıştır.
Özellikle Kuzey Avrupa Ülkelerini etkileyen bir başka doğal olayı Buzulların Erimesi sonucu ortaya çıkan deniz sularındaki yükselmedir.
Her halde bunun ne anlama geldiği bilinmez değildir.
***
Neticede dünya, varoluşundan günümüze sayısız doğal olaylarının etkisinden kurtulamamıştır.
Ne yazık ki her birinin yarattığı tahribat, geride çok sayıda onanmaz acılar bırakmıştır.
İşte insanoğlunu tedirgin eden, aynı olayların önünü almanın çoğu zaman mümkün olamamasıdır.
Yani çaresizliğidir.
Her halde  “Küçük Kıyamet” olarak nitelendirilmesi bu yüzden olsa gerek.
 

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

Yorum Yok

Bu yazı yorumlara kapatılmıştır.