Köyceğiz’de cinayeti kim durdura cak?

Bu haber 06 Ocak 2010 - 0:00 'de eklendi ve 955 kez görüntülendi.
Özcan Özgürozgurmugla@hotmail.com
Özgürce

Geçen yılın son haftalarında gerçekleştirilen önemli etkinliklerden biri Mimarlar Odası Muğla Şubesi tarafından “Mimarlık Haftası”nda gerçekleştirilen “Yerel Yönetimler Gözüyle Muğla Kentsel Sit Alanına Bakış, Sorunlar ve Çözüm Önerileri” başlıklı etkinlikti.
Bu etkinlik iki nedenle çok önemliydi.
Birincisi; Muğla’da ilk kez üç kurum; Valilik, Belediye ve Rektörlük “bir araya” gelebilmişti. Keşke o toplantıda, Vali, Belediye Başkanı ve Rektör üçlüsünün yanına İl Genel Meclisi Başkanı da konulabilmiş olsaydı…
İkincisi; İlk kez bir vali çok cesur ve kendisinden beklenmedik açıklamalarda bulunabilmişti.
 
xx           xx           xx
Mimarların etkinliğinde kentlerin beton yığınına dönüştürülmesini, birbirinin benzeri ruhsuz yapılar üretilmesini eleştirirken, mimarlara sivil mimarlık örneği kültür mirası yapıların ve antik dönem kalıntılarının yanına “Geleceğe hangi sanat eserini bırakacaksınız?” sorusunu yönelten Vali Dr. Ahmet Altıparmak, yerel yönetimleri de eleştirip, kentlerin görüntü kirliliğinden arındırılıp, insana huzur veren yaşam alanları haline getirilebilmeleri için “Estetik Kurulları” oluşturulmasını önermişti…
Vali Dr. Altıparmak, aynı toplantıda Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kurulları ile Özel Çevre Koruma Kurumu’ndan da söz ederek, “Bu gün halen, korunabilmiş doğal çevreye ve kültür varlıklarına sahip isek, bu, o çok karşı çıktığımız, eleştirdiğimiz koruma kurulları sayesindedir…” demişti.
 
xx           xx           xx
Önceki gün halka ayrılmış sıraları Pınarlıköy Köylülerinin doldurduğu Muğla İl Genel Meclisi’nde Köyceğiz İl Genel Meclisi Üyesi Av. Burak Erbay, köylüler adına meclisi bilgilendirirken, Mimarlar Odası Muğla Şubesi’nin o tarihi etkinliğini anımsadım.Çünkü, Erbay, Köyceğiz’in Beyobası Beldesi’nde, Yuvarlakçay da yaşanan katliamın durdurulması için adeta yalvarırken, “ÖÇK ve Kurul seyrediyor, katliam devam ediyor.” diyordu.
Sadece valimizin değil, benim her vesile ile bu köşeden varlıklarına şükredip, övgüyle söz ettiğim o kurullar bu gün Muğla’da var mı yok mu belli değil!..
 
xx           xx           xx
Yuvarlakçay üzerine Hidroelektrik Santralı kurulmasını baştan beri savunanlardan biriyim. Beni bilenler bilir. En az, orada eylem yapanlar kadar ben de çevreciyim. Ulusalcı kimliğimle her zaman “yerli enerji kaynaklarını” savunduğum gibi; bir çevreci olarak da her zaman, “temiz enerji kaynaklarını” savuna geldim. Akarsularımızda en zengin temiz enerji kaynaklarımızdan biri…
Hal böyle olunca, Yuvarlakçay’da enerji üretimine karşı çıkanları eleştiren yazılar yazdım, bizim CHP’lilerin “politika”, yine bizim “çevrecilerin” de “şov” yaptığını düşündüm ama…
Gelinen noktada, ben de isyan ediyorum. Burak Erbay’ın İl Genel Meclisi’nde yalvardığı gibi ben de yalvarıyorum;
DURDURUN BU CİNAYETİ!…
 
xx           xx           xx
Yuvarlakçay, Özel Çevre Koruma Bölgeleri’nin en hassas olan bölgelerinden Köyceğiz’de. Bu bölgede çivi çakmak meseledir! 1983’te Kenan Evren’e “cuntacı”, Milli Güvenlik Konseyi’ne “cunta” dediğim için sıkıyönetimde yargılanıp, hüküm giyip, 1984’te cezamı çektiğim Köyceğiz Cezaevi’nde koğuş komşularımın büyük bölümü “orman suçlusu” idi. Köyceğiz dağlarında ısınmak için çam ağacı değil, bir eşek yükü odun kesen mahkemede yargılanıp, cezaevine geliyordu…
HES’nı kuracak firmanın Yuvarlakçay’da bir nehir türbini için kestiği kadar ağaç, Dalaman Çayı üzerinde kurulan dev baraj için kesilmedi! Nerede Orman Teşkilatı?..
Firma güya izin alarak “Çam devirirken” kaç izinsiz ağaç kesti belli olmamakla birlikte, arada Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kurulu tarafından 1999’da tescillenmiş anıt ağaçlarda aynı kurulun izni ile kesilmiş. Kurul açısından 10 yılda ne değişti?..
Yuvarlakçay üzerinde bir firma iki yıl önce “su şişeleme tesisi” kurmak istemiş. Çevre ve Orman Bakanlığı Özel Çevre Koruma Kurumu, “Çayın 500 metre sağının, 500 metre solunun koruma altında olduğunu” belirterek, onay vermemiş. HES’na onay verilirken, ÖÇK neredeydi?
 
xx           xx           xx
Hiç kimse artık, bu olayda siyasilerin ve çevrecilerin “şovunu” aramasın! Bu işin sağı-soyu yok… Bakın AKP’li İl Genel Meclisi Üyesi Nadi Pirci ne diyor:
“Biz elektriğe karşı değiliz, ama o ağaçlar kesilmemeliydi. Halka rağmen hiçbir şey yapılamaz. Yapılmamalı da. Yöre halkı bu santrale karşı çıkıyor. Ben de yöre halkını destekliyorum.”
Aynı toplantıda CHP’li İl Genel Meclisi Başkanı Zeki Köylü de, “Elbette bizler bilim insanları değiliz. Bilime kulak vermeliyiz. Yöre halkının kararına saygılı olmalıyız.” diyor. Halkın ne istediğini nereden anlayacağız?
Çevre Etki Değerlendirme (ÇED) süreci ve raporu bu sorunun yanıtını verir…
Ama ne acıdır ki; Muğla gibi bir yerde, Özel Çevre Koruma Bölgesi’nde enerji üretimi gibi bir yatırıma izin veriliyor, ama ÇED aranmıyor… Ortada ÇED yok!
 
xx           xx           xx
Bu HES’nı kuracak olan firma, kendisinden ÇED istenmeyecek kadar güçlü ve hatırlı mı? Koruma Kurulları üzerinde baskı mı var? Bu noktada neye inanıp, kime güveneceğiz?..
 
xx           xx           xx
Yuvarlak Çay’ı Koruma Platformu, HES’nı kuracak firmadan ve firmaya onay verenlerden istediği belgeleri alamıyor. Bulabildikleri belgeler ile mahkemeye ve Danıştay’a başvurmuş durumdalar. Burak Erbay, “Yöre halkı ve çevriciler ayakta, ama bölgede katliam devam ediyor. Dur diyen yok. Yarın Danıştay yürütmeyi durdurursa ne olacak? Bu işin pardonu yok. Hiç değilse mahkeme kararları beklenmeliydi.” diyor.
Neden beklenmiyor?..
Bilmiyordum. İl Genel Meclisi toplantısında, Burak Erbay’ın açıklamalarından öğrendim. Valilerin “Heyet kurma yetkisi” varmış. Erbay, bilgilendirmesinde, “Valiliğin heyet kurma yetkisi var. Sayın valimizin yetkisini kullanıp heyet kurmasını ve katliamı inceleme sonucuna kadar durdurmasını talep ediyorum.” diyordu.
Ben de talep ediyorum. Durdurun bu hukuksuzluk kepazeliğini!…

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

Yorum Yok

Bu yazı yorumlara kapatılmıştır.