Kötekli Ayağa Kalktı

Bu haber 22 Aralık 2018 - 0:21 'de eklendi ve 4.813 kez görüntülendi.
Özcan Özgürozgurmugla@hotmail.com
Özgürce

Nejat Altınsoy‘un perşembe günü kaleme aldığı “Sosyal Medyada Var Olmak” başlıklı yazısına ben de imza atarım. Altınsoy şöyle demiş:

Bu memlekette gazeteci olmanın, yazıyor olmanın bedeli var. Bu bedeli ödemeden bu mesleğe devam etmek mümkün değil. Özgürlüğümüze yönelik öz denetim yapmaktan bir yerlerimiz çatlasa, bağımsız ve tarafsız olabilme hakkımızı korumak adına çaba göstersek de nafile. Sosyal medyada yer aldıysanız her şeyi göze almak durumundasınız. Zira internet ve sosyal medya üzerinden yazdıklarınıza ilişkin olumlu-olumsuz eleştiri yağmuruna tutulmaktan kaçamıyorsunuz…

Kesinlikle böyle…

Bu köşenin takipçilerinden Erdal Şahin de internette özelden “Abi Ahmet Hakan gibisin. Kimseye yaranamıyorsun.” demiş. İşte bunu düşünmemiştim. Güldüm. Hoşuma da gitti. İltifat gibi geldi.

Ancak kimseye yaranmak gibi bir derdimiz, belentimiz de yok. Bize sadece “okurlarımız” yeter…

Hatta gerektiğinde meslektaşlarımızın desteğini görmesek bile…

xx           xx           xx

Adaylar Fuhuş Konusunda Ne Düşünüyor?” başlıklı yazım, önceki günkü “AK Parti’nin Adayı Osman Gürün” ve 18 Aralık‘ta yayınlanan “CHP’de Uzlaşma Kültürü Kaldı Mı?” başlıklı yazılarımdan daha çok ilgi gördü.

CHP’de Uzlaşma Kültürü Kaldı Mı?” başlıklı yazımı internette okuyan sayısı 2 bin 700 kişiyi geçerken, “AK Parti’nin Adayı Osman Gürün” başlıklı yazımı okuyan sayısı ise 3 bin kişiyi geçemedi. “Adaylar Fuhuş Konusunda Ne Düşünüyor?” başlıklı yazımı ise 4 bin 300 kişi okumuş. Ayrıca 18 kişi paylaşırken, 61 kişi yorum yapmış. Birbirlerine hakaret eden ve maksadını aşan yorumda bulunanları da sildim…

Yazımdaki “Şehir merkezinde, özellikle Arasta‘da cami, resmi yapı, vs diye içkili mekan bırakmadınız. Önce garajın etrafına sürdünüz, oralar Basmane Pavyonlarına döndü… Sonra hepsini Kötekli‘de toplamaya giriştiniz; orası da Adana’nın Soğukoluk’u haline geldi… Eserinizle gurur duyuyor musunuz?” ifademde “Adana” sözcüğü ise sehven yeralmıştır. Uyarılar üzerine “orası da Soğukoluk haline geldi” diye düzelttik.

Yani “Adana”ya takılanlar oldu… Oysa mesele Adana, Hatay, Muğla değil ki… Ki ben Soğukoluk‘u farkındalık için zikrettim. Şükürler olsun KötekliSoğukoluk” düzeyinde de değil.

Üstelik Soğukoluk temizlendi. Kötekli de temizlenir… Yeter ki samimi olalım, el ele verelim…

xx           xx           xx

Bu arada Kötekli‘deki bazı bar-kafe sahipleri, hatta bakkal, çakkal bile ne alaka ise ayağa kalkmış.

Neden bu kadar anlama özürlüyüz bilmiyorum..! Çoğunun yazımı okuduğunu da sanmıyorum…

O gün gazetemizin telefonları kilitlendi. Beni dava edeceklermiş. Etsinler… Adliye’nin yolu bilmediğimiz ve korktuğumuz bir yol değil… Suçlular, suç örgütleri korksun… O yol bizim mesleğin fıtratında var…

İşin garip yanı benim yazımın muhatapları Kötekli’deki mekan sahipleri de değil. Bu neyin telaşı?

Adaylar Fuhuş Konusunda Ne Düşünüyor?” başlığında da vurgulandığı gibi, benim yazımın muhatabı birinci derecede “siyasiler” ve Kötekli‘nin “sorumluları”dır…

Bu sorunun muhatabanın Kötekli‘deki “mekanlar” olmadığını ben biliyorum ve yazımda onları hedef almayı bırakın muhatap bile almadım… Kötekli‘deki mekanlar sorunun sadece parçaları olabilir…

Ben Kötekli‘deki mekanların (Ki içlerinde işini iyi yapmaya çalışanlar olduğunu da biliyorum) kapatılmasını isteyecek kadar da salak veya cahil değilim.

Oradaki mekanları kapatır, şehrin başka yerinde açılmalarına izin verirsiniz… Sorun çözülür mü? Hayır… Sorunu sadece o yeni yere büyüterek taşırsınız, o kadar…

xx           xx           xx

Beyler kendinize gelin…

Çocuklarımızın bedenleri satılıyor… Çocuklarımız zehirleniyor…

Muğla‘ya okumaya gelen fakir aile çocukları dün FETÖ’cülerin yurtlarına toplanırken ses çıkaran yoktu; bu gün o çocuklar karanlık çevrelerin ellerinde heder ediliyor ve biz buna tepki gösterip yazınca bazıları ne hikmetse ayağa kalkıyor. Hayret…

Oysa ben mekan sahiplerinden “Yaşananlardan biz de utanıyoruz. Kötekli’ye saygınlık kazandırmak için üzerimize düşeni yapmaya hazırız” diye açıklama yapmalarını beklerdim.

Ben kimseyi suçlamıyorum. O yazımda da belirttim, hepimiz suçluyuz… Ben sözkonusu yazımla suçlu da aramıyorum. Ben soruna çözüm arıyorum. Çözüm noktalarının harekete geçmesi için “neredesiniz?” diyorum… O yüzden yerel yönetimlerin başındakilerden ve adaylardan “çözümlerini” sordum… Benimkisi o çocukların çığlığı… Duyan duyar, duymayana ben ne diyeyim… Yazıklar olsun…

Yazımda kendi çözüm önerilerimi de sundum. Tartışalım istedim, ama…

Tek bir başkandan ve başkan adayından da ne yazık ki yanıt almadım. Sadece Bodrum Belediye Başkanı Mehmet Kocadon‘un eşi Hülya Şahbaz Kocadon‘dan Özcan Özgür Bey, öğrenciler için başlatılacak her türlü çalışma için Bodrum’dan destek vermeye hazırım. Yeter ki ayağı yere basan projeler olsun. Kolay değil, insanların üretmeden sürekli tüketime özendirildiği, karşı cins tarafından beğenilme kriterinin giyim, kuşam ve süs, kısacası maddiyat haline getirildiği bir Dünya’da çocuk okutmak, barınma ve zorunlu eğitim giderlerini de eklersek, oldukça zor bir durum.” diye yorum geldi.

Sayın Hülya Şahbaz Kocadon‘a teşekkür ediyorum, ne güzel anlamış, anlatmış…

xx           xx           xx

Köşemizin takipçilerinden Ali Turbalıoğlu da kendi sayfasında “Gazeteci Özcan ÖZGÜR abim aday adayları fuhuş konusunda ne düşünüyor diye yazmış gülmekten karnım ağrıdı. Neden mi, aday adaylarını siyasi FUHUŞUN içinden kim kurtarsın, onlar kendilerini teslim etmişler birilerine. Eskiden Türk filmlerinde oluyormuş bataklıktan kurtarıp evlenmek, şimdi bir tekme daha atıyorlar sayın Özcan ÖZGÜR abim” demiş.

Ali Turbalıoğlu‘da kendi penceresinden anlamış, ama izah edememiş. İzah edemeyince, mizah etmiş!

Genç meslektaşlarımdan Baykız Canan da “Rektör Çiçek’in bizlere ilk verdiği demeçti ‘kiraların yüksekliği öğrencileri kötü yola sevk ediyor’.. Bizim ekranımızda da çağrı yaptık. Bu konunun muhataplarına yetmedi. Muğla’da barınma sorunu diye haberleri taşıdık, o da yetmedi…” diye yazmış.

Bazı kullanıcılar da bunu “konut sorunu” diye yazmışlar. Muğla‘da “konut sorunu” değil, “barınma”, yani “yurt” sorunu var… Saptırmayın ne olur… Israrla yurt diyorum…

O yüzden yazımda hiç değilse “Büyükşehir Belediyesi bu kızlarımız için bir yurt yapmalı” dedim…

xx           xx           xx

Söz konusu yazımın altında “sorunu” değil kızları, öğrencileri sorgulamaya kalkan hemcinsim vicdansızlar da oldu. Bu konularda galiba en duyarlı ve samimi olan yine kadınlarımız… İşte onlardan biri Nahide Uçar da şu yorumu yapmış:

Özcan merhaba. Hep kabahatı öğrencilerde bulmayalım. Neden öğrenciler otostop çekiyor? Neden ev kiraları pahalı diye 5.6 kişi birleşerek kira tutuyor? Biraz bunları sorgulayalım taşradan gelen ilk defa ailesinden ayrılan çocuklar kız olsun erkek olsun ne yapacaklarını şaşırıyorlar. Birde zengin çocukları var onlar için herşey toz pembe. Hiçbir kız istiyerek fuhuş yapmaz bunları araştırmak çözüm bulmak lazım. Nerede yanlış yapılıyor diye herkes vicdan muhasebesi yapmalıdır. Muğla’lı olupta üniversite kız öğrencilerine ev döşeyip kendilerine muhtaç eden bir sürü erkek var. Bunlarda suçlu. Üniversite öğrencilerinin sorunları o kadar çok ki, bunları Üniversite yönetimi, Valilik, Yerel yönetimler, STK’lar toplanıp acilen çözüm üretmeliler. Yoksa bu sorun kanayan yaramız olacak.

Bir derneği bile olmayan sayın mekan sahipleri mesele bu… Hala anlamadınız değil mi?

xx           xx           xx

Muğla‘nın Yörük önderlerinden Ramazan Kıvrak da “Yokluktan, muhtaçlıktan, çaresizlikten yapıyorsa; Devletin de, Milletin de vebalı vardır. Bu vebalden dünya ahiret kimse kaçamaz. Sadece kendi çocuklarını suçtan, günahtan kurtardığını sananlar, milletin çoçuklarının sorumluluğundan kaçamaz… Öğrencinin beslenme ve barınma temel hakkıdır. Bunlar karşılanmalı… Suça meyilli konular uzak tutulmalı… Yöreyi ve ülkeyi idare eden siyaset kadını muhtaç, çaresiz duruma düşürmemeli.” diye ne güzel yazmış.

BBP eski İl Başkanı Harun Akın da Kötekli‘de yaşayan biri olarak “Oradaki içler acısı durumu zamanın mülki amirine rapor ettim. ‘Başkanım üzgünüm. O konuda yapacak birşey yok fuhuş serbest demişti…” diyerek umutsuzluğunu dile getirmiş…

Ama ben mülki amirimiz kadın… Ve bunlar yetişkin kadınlar değil, körpe kızlar. Bizim çocuklarımız.. diyorum. Çocuklarımıza kıymayın efendiler, beyler… Bir şey yapmalı… Hep birlikte…

—————————————-                                                                                       —————————————-

GÜNÜN SÖZÜ: “Liyakâtin olmadığı yerde sadakâti ancak Dalkavuklar sergiler…!!!” (Alıntı)

ÇİVİ

Yatağan’dan Mustafa Aktaş yazdı. MUTSO Sağlık Komitesi, Yatağan’da komite üyelerini ziyaret ederek sorunlarını dinlemiş; Sektörün sorunları, rapor haline getirilerek TOBB’a sunulacakmış. Arkadaşım “Sıra Muğla Devlet Hastanesi’ne de gelir” dedi.

Beni Bi Gülmek Aldı: )))))

————————————————————————————————————————————

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

1 ADET YORUM YAPILDI
muhlis karakaya 22 Aralık 2018 / 12:23

Yazınızı ve aksettirtiğiniz yorumları okuyorum. Sizin ”fakir çocukları, ekonomik durumu kötü öğrenciler bu yola düşüyor” yorumunuza asla katılmıyorum. Aslında rahat hayata para harcamaya alışık olanlar bu işlerin içinde daha çok yer alıyor. Zaten fakir aile çocukları oluşlarınadn bu işleri bilmezler. Ancak Muğlada Belediyelerimizin yıllardır sahip çıkılması gereken öğrencilerimize sahip çıkacak bir çalışmanın yapılmadığı eleştirinize katılıyorum. Çünkü başka belediyelerin böyle uygulamaları olduğunu ve tanıdığımız arkadaşların çocuklarının diğer illerdeki belediye yurtlarından faydalandığını biliyoruz ve duyuyoruz.