Koruyamadık

Bu haber 30 Ocak 2015 - 0:13 'de eklendi ve 1.020 kez görüntülendi.
İsmail Ataseverismailatasever@hamlegazetesi.com.tr

Acaba diyorum!

Türkiye kadar, sahip olduğu değerleri koruyup, kollayıp, geleceğe taşıyamayan bir başka ülke var mıdır?

Elbette birçok ülkenin, şu veya bu nedenden tahrip edilen az veya çok nice tarihi ve doğal zenginlikleri vardır.

Ne var ki geçmişte yaşanan savaşlar dışında, hiçbir ülkede tahribat ve de zayiat, Türkiye’de olduğu gibi değildir.

Hani dense ki korumacılık bağlamında Türkiye sınıfta kaldı!

Kesinlikle yanlış değildir.

Aksi olsaydı, tarihin seyri içerisinde kendini gösteren sayısız eserler, birçok ülkenin müzelerinde değil ülkemizin tarihi eserleri arasında yer alırdı.

Yanı sıra, üzerinde bir takım spekülasyonlar yapılmazdı.

Bu da gerek kıymet bilmediğimiz, gerekse koruyamadığımızın bariz göstergesinden başkası olamaz.

***

Buna karşın ne zaman farkına vardık.

Daha açık bir ifade ile kıymet bildik.

Ancak harekete geçebildik.

Geçtik ya iş işten geçmişti!

Evet yanlış değil.

Her ne kadar uluslararası bağlamda kabul edilen bir teamül, “geçmişin izlerini taşıyan eserler ait olduğu ülkenin malıdır” şeklinde olsa da, belli ki yaya kalmışız.

Zira atı alan çoktan Üsküdar’ı geçmiş.

Dolayısıyla şimdi dövünmenin bir faydası yok.

Yine de meselenin uluslararası boyutta ele alınmasını sağlayabiliyor muyuz?

O takdirde belki, size ait olanların iadesi gerçekleşebilir.

Tabi, aslını koruyabiliyorsa!

***

Buraya kadar meselenin bir boyutu!

İşin bir başka şekli var ki, geçmişteki tahribatla eşdeğer dense, yanlış olmaz.

Zira, her iki halde asıl olan tahribat.

Yani asırlar boyu ülkenin izlerini taşıyan nice eserlerin olmak veya olmamak noktasına gelmesi.

Onun için şu aşamada yaşadığımız kent Muğla’da gözlenen bir takım girişimler, sahip olunan değerlerin korunmasında hala ders almadığımızı gösteriyor.

***

Aslında çok sayıda olmasına karşın güncelliğini koruması bağlamında 2 örnek, meselenin hangi boyutta olduğunu belirtiyor.

Bunlardan biri Keçi Adası.

Marmaris Körfezinde konuşlanan aynı ada yıllardır yerli yabancı turistlerin uğrak noktalarından birisidir.

Özellikle yaz sezonunda deniz araçları mutlak surette Keçi Adasına geziler düzenler.

Zira aynı ada bakir kalan nadir adalardan biridir.

Bunda abartı yok.

Ama gelin görün ki, birileri gözünü bu adaya dikmiş!

Aynı adada bir takım inşaat faaliyetleri gözlenince, yıllardır çevrenin tahrip olmaması mücadelesi veren birçok sivil toplum kuruluşları ayaklanıyor.

Marmaris Çevreciler Derneği Başkanı Ahmet Kutengin diyor ki;

Adadaki bir takım tadilat çalışmaları, ihale şartnamesine aykırı olarak yürütülüyor.

Burada bulunan Fener, yapılan tadilatla restoran şeklini aldı.

Şartnameye göre her hangi bir amaç için doğal topografyayı, doğal kıyı çizgisini değiştirerek hiçbir faaliyete izin verilmez.

Sit alanı olmasına karşın mevcut binalara ilaveler ve çardaklar yapılmış.

Deniz dibini değiştirerek hiçbir faaliyet yapılamaz şartına karşın maalesef tadilat molozları denize dökülmüştür.

Anlaşılan, yürürlükteki yasa şartları geçerli olduğu halde, tahribat devam ediyor.

Buna karşın gerçekten merak ediliyor.

Dünyada nadir halde bulunan bu gibi yerler de tahrip edilirse, gelecek kuşaklara ne bırakılır?

***

Benzer girişimlere sahne olan bir başka yer, Gökova Körfezinde bulunan Kissebükü.

Burasını farklı kılan en önemli nokta ise, dünyaca ünlü Mavi Yolculuğun ilk durağı olması.

Gelin görün ki burada da bir yapılaşma gündemde.

Hem de tüm karşı çıkmalara karşın.

Şayet, tepkilere rağmen inatlaşma sürdürülürse, Kissebükü mevkiinde Tatil Köyü Projesi hayata geçirilecek.

Kaldı ki burasını ayrıcalıklı yapan özellikler, birkaç ayrıntıyla sınırlı olsa!

Burası, 1.derece doğal ve arkeolojik Sit alanı.

Şiddetle karşı çıkmanın nedeni de bu.

İlişkin olarak tepki gösterenler arasında kimler yok ki!

Muğla Büyükşehir Belediye Başkanı Op.Dr. Osman Gürün,

Bodrum Belediye Başkanı Mehmet Kocadon,

Muğla CHP Milletvekili Ömer Süha Aldan,

Milas Belediye Başkanı Muhammet Tokat,

CHP İl Başkanı Mürsel Abban ve İlçe Başkanı Recai Seymen.

Akabinde Muğla CHP Milletvekili Ömer Süha Aldan meseleyi meclise taşıyor.

İlişkin olarak açılan birbirinden çarpıcı pankartlar.

Yeter artık, talana koy yok.

Turizme en büyük yatırım, koylarımızı korumaktır.

Tahsise, tesise hayır!

Kissebükü-Adalıyalı’da doğa katliamına hayır.

Bilmem, aksini iddia etmenin mümkün olmadığı bu denli karşı çıkmalara karşın, korumakla yükümlü olduğumuz ama koruyamadığımız birkaç cennet köşeleri de vahşi yapılaşmaya esir düşecek mi?

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

Yorum Yok

Bu yazı yorumlara kapatılmıştır.