Korumaktan Uzağız

Bu haber 16 Ağustos 2015 - 20:28 'de eklendi ve 904 kez görüntülendi.
İsmail Ataseverismailatasever@hamlegazetesi.com.tr

Yıllardır kendimize sormamız gereken bir soru vardı.

Aslında bugün de geçerli.

Bizler, sahip olduğumuz değerleri koruyabiliyor muyuz?

Özellikle geçmişin izlerini taşıyanları..

Koruyorsak ne kadar!                               

Yoksa korumaktan uzak mıyız?

Bu kadarda değil.

İlişkin olarak, yıllar ve asırların izlerini taşıyan nice varlıkları gelecek kuşaklara aktarma adına gereğini yerine getiriyor muyuz?

Kısaca vurgulamak gerekirse, Türkiye olarak bizi biz yapan nice varlıklarımızı sahiplendik mi?

Üzülerek, dahası kahrolarak belirteyim ki, kıymet bilmekten uzak olduğumuz için koruyamadık!

Dünyada bir eşi daha bulunmayan nice değerlerimizi, gelecek nesillere aktarılması noktasında kayıtsız kaldık.

Ve bu yüzden aradan geçen bunca süre içerisinde bir şekilde ülkemiz dışına çıkarılan, dahası kaçırılmaların önünü alamadık.

***

Kabul edelim ki önceleri, kıymet bilmekten uzaktık.

Zira, antik değerler bilinci yoktu.

Bu nedenle ülkemizin her bir köşesinde bulunan sayısız eserler, bir şekilde yurt dışına çıkarılmıştı.

Ancak!..

Bir zaman sonra, aynı eserlerin neler ifade ettiği bilinci yerleşmeye başladı.

İlişkin olarak kıymeti de..

Anladık ki yüzyıllardır ülkemiz her hangi bir köşesinde yer eden tarihi değere haiz antik eserler çok kıymetli!

Ancak o zaman, neyimiz var neyimiz yok araştırmaya kalktık.

Hem yurt içinde hem de yurt dışında.

Belli ki söz konusu eserlerin ne denli kıymetli olduğunu yadsımak mümkün değildi.

Gördük ki gerçekten çok değerliydiler.

Öyleyse koruyup, kollayıp gelecek nesillere aktarmak kaçınılmazdı.

İşte kahrolduğumuz an bu zamandı.

Ne acıydı ki bize ait, Anadolu Yarımadasının her bir köşesinde konuşlanan nice medeniyetlerin izlerini taşıyan eserlerin birçoğu, yıllarca elimizden kayıp gitmişti.

Bilinçli veya değil paha biçilmez eserler bir şekilde yurt dışına götürülmüştü.

Belirli süreçten bu yana her eser ait olduğu ülkenin malıdır yaklaşımından hareketle girişimlerde bulunmuş olsak bile, kabul edelim ki bazıları bizim olmaktan çıkmış.

Bir yerde çıkarılmış.

Şimdi ne denli ah vah etsek de bize ait eserleri, içimiz burkularak başka ülkelerin müzelerinde görüyoruz.

***

Peki korumak zorunda olduğumuz değerler sadece geçmişin izlerini taşıyan tarihi kalıntılarda mı gizli?

Elbette değil.

Daha nice değerlerimiz var ki, antik çağlara ait olanlar gibi yine korumaktan uzak kaldık ve kalıyoruz.

Her ne kadar son yıllarda daha bir duyarlı hareket edilse de olanlar olmuştu.

Dolayısıyla kimi zaman bilinçsizlik galebe çaldı.

Çoğu kez de umursamazlık ön plana çıktı.

Aslında korumakla yükümlü olduğumuz daha nice varlıklarımız vardı.

Yeraltı sularımız.

Tarıma elverişli topraklarımız.

Denizlerimiz.

Madenlerimiz.

Ve daha niceleri..

Şüphesiz her biri ayrı bir değere sahip olduğu için milletçe görevimiz, bunları korumak olmalıydı.

En azından korumaya çalışmalıydık.

Ama yerine getiremedik.

Yıllardır ormanlarımız bir şekilde yangınlara maruz kaldı.

Ve sonrasında kül olan binlerce hektarlık alanlarımız.

Sanki hiç tükenmeyecek gibi hoyratça kullandığımız ve kullanmaya devam ettiğimiz sularımız.

Bir şekilde bilinçsizliğin kurbanı olan tarım alanları.

Her geçen gün kirlenen denizlerimiz.

Kullanım eksikliğinin söz konusu olduğu madenlerimiz.

Kısaca daha niceleri..

Dedim ya, böylesine kıymetli eserleri, yıllar itibariyle korumaktan uzak kaldık.

 

 

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

Yorum Yok

Bu yazı yorumlara kapatılmıştır.