Korumacılık Nail Çakırhan’la başladı

Bu haber 26 Ekim 2014 - 19:04 'de eklendi ve 949 kez görüntülendi.

korumacilikBu sene ‘Mimarlık ve Kent Kimliği’nin ele alındığı anmada, Muğla Sıtkı Koçman Üniversitesi Mimarlık Fakültesi öğretim üyelerinden Yrd. Doç. Dr. Zühre Sözeri “Mimarlardan ümidi kestim” derken, Doç. Dr. Semra Kurtiz kentsel dönüşümün mülksüzleştirme süreci olduğuna dikkat çekerek, “Kentliler kent üzerinde söz sahibi olmalılar.” dedi. Mimarlar Odası İzmir Şube Başkanı Hasan Topal da “Türkiye mimarlığı adına endişe verici gelişmeler yaşanıyor.” ifadesinde bulundu. Mimar Ozan Cengiz Bektaş ta günümüz mimarlığının kopyacılık olduğuna dikkat çekerek, “Etik olmadan estetik olmaz. Zorlu Center yaparsanız, kamu cebinden çalarsınız. Burada estetik olmaz. Oktay bu yüzden öldü” dedi.
Özcan Özgür
Muğla’nın diplomasız mimarı, Nazım Hikmet’in mapusane arkadaşı, Halet Çambel’in yoldaşı, Akyaka’nın “Nail amcası” Nail Çakırhan ölümünün 7’nci yılında Akyaka’da gelenekselleşen etkinlikte bu sene Ocak ayında kaybettiğimiz Halet Çambel ile birlikte anıldı.
Akyaka Kültür Sanat Derneği (AKSD) tarafından düzenlenen anma etkinliğinde önce Çakırhan ve Çambel’in mezarları ziyaret edildi. Hem burada hem de Yücelen Otel’in avlusundaki Çakırhan büstüne karanfiller bırakıldı.
Yücelen Otelde devam edilen etkinlikte İçişleri eski Bakanlarından Ula eski Kaymakamı Teoman Ünüsan, Ula Kaymakamı Tuncay Akkoyun, Ula Belediye Başkanı Ümit Karaaslan da bulundu. Açış konuşmasını yapan Muğla Büyükşehir Belediye Başkanı Osman Gürün, Nail Çakırhan’ın Akyaka’da farkındalık yarattığını belirterek, “Yaşadığı kentin mimari özelliğini, çizgilerini çağdaş koşullarda, yaşanabilir şekilde Akyaka’ya taşıdı. Halet Çambel ve o iki değerdi. İkisi farklı alanlarda kendisi olmuş aydınlarımız. İkisinin birlikteliği onları daha üretken yapmış. Bilgi sahibi olunca aydın olunmuyor. Etrafınızı aydınlatınca aydın oluyorsunuz. Onlar ülkemizin aydınlık, aydın insanlarıydı” dedi.
Mimarlıkta yozlaşma
Ardından Mimarlar Odası Muğla Şube Başkanı Osman Köseoğlu yönetiminde “Mimarlık ve Kent Kimliği” konusu ele alındı. Köseoğlu “Tüm değerlerin ranta teslim edildiği bir dönemdeyiz. Mimarlık sermayenin güdümünde yozlaşıyor. Hal böyle olunca Oktay Ekinci’yi, Nail Çakırhan’ı anlıyor ve arıyoruz.” dedi. Mimarlar Odası İzmir Şube Başkanı Hasan Topal Avrupa Kentsel Şartı’nı 66, 71, 72, 77, 78, 79, 82 maddeleri ile anlatırken, “Türkiye mimarlığı adına endişe verici gelişmeler yaşanıyor. Daha iyi bir yaşam için geçmişe, geleneğe, doğaya, tarihe, insana saygılı olunmalı. İnsan kenti inşa eder, kentte insanı.” ifadesinde bulundu.
Kentliler kent üzerinde söz sahibi olmalılar
Muğla Sıtkı Koçman Üniversitesi Mimarlık Fakültesi öğretim üyelerinden Yrd. Doç. Dr. Zühre Sözeri “Mimarlardan ümidimi kestim” diye ironi yaparken, “Mimar iktidarı mı yönlendirmeli, iktidar aracı mı olmalı?” diye sorup şöyle devam etti:
“İktidar kimse mimarlık onun eline geçer. O nedenle biz mimarlar iktidar araçlarıyız. Mimar değil, birey kenti kurtarabilir. Mimar işverenin değil, kendi sözünü söylemeli. Önce birey olmalı. Hala mimarlığın bir sahneleme sanatı olduğunun farkında değiliz. Sözlükten mekanı da çıkarmalıyız. Mekan yerine ‘yer’leri öne çıkarmalıyız. Boşluklara bakalım. Boşluklar bundan sonra kent kimliklerini oluşturacak.”
Doç. Dr. Semra Kurtiz de “Sermaye kentlere neden bu kadar saldırıyor? Neden kıyılar özelleşiyor? Neden yaylalar, meralar imara açılıyor?” sorularını sıralayıp, “Sermaye saldırısı bütün dünyada sergiliyor. Telaşlı bir talan yaşanıyor. Aşırı birikmiş sermaye çılgın projeleri finanse ediyor. Sermaye krizi aşmaya çalışıyor. Mekana yükleniyor. Mekan karlı ve yeniden üretilen bir şey. Bizim gibi ülkelerde yasaları geçirmek de kolay oluyor. 80’lerden bu yana 3 kere yerel yönetimler yasası değiştirildi. 2B’ler, Büyükşehir Yasaları çıktı. Mekan fiziksel, sosyal ve hukuksal alandan arındırıyor. Askeri alanlar bile imara açılıyor. Kentsel dönüşüm mülksüzleştirme süreci. Sosyal ilişki yok ediliyor. Sermaye sadece kentleri yeniden üretmiyor. İnsan ve insan ilişkilerini de biçimlendiriyor. Kentliler kent üzerinde söz sahibi olmalılar.” diye konuştu.
“Halet Çambel Hitler’e ‘hayır’ dedi”
Konuşmacılar arasında 6 yıldır bütün anmalara koşup gelen Oktay Ekinci’ye de posteri ile yer
verilirken, Çakırhan ve Çambel’in ortak dostu Y. Mimar Ozan Cengiz Bektaş söze “Etik olmadan estetik olmaz. Zorlu Center yaparsanız, kamu cebinden çalarsınız. Burada estetik olmaz. Oktay bu yüzden öldü.” diye başladı. Ardından Nail Çakırhan’a yazdığı “Nail abiye mektup”u okudu. Mektupta Halet Çalbel’e de yer veren Bektaş, “Halet Çambel Türkiye’yi Olimpiyatlarda temsil eden ilk Türk kadın olduğu için değil, olimpiyatların yapıldığı Almanya’da Hitler’e hayır diyen tek insan olduğu için önemlidir.” dedi. Mektubunda Çakırhan’a “Ustalara kendi evinde yaptırdıklarında ne söylediğin belliydi. Seni yanlış anlayanlar çağdaşlıktan uzak yapılar yaptılar. Hala çağdaş değiliz.” diye hitap eden Bektaş sözlerini şöyle sürdürdü:
“Bunlar dışarıda yapılan yapıların imzacıları. 5 yıl sonra mimarlıktan çıkacak olanlar ancak desinatör olacaklar. Senin yaptığını eskiye özlem sandılar. Onlar mimaride arayışı Selçuklu’ya, Osmanlı’ya kadar götürdüler işi. Mimar Sinan’ı, 400 yıl öncesini kopyalamaktan yorulmadılar. Sinan kalksa ‘400 yıl öncesinde otluyorsunuz bire zındıklar’ deyip, bir de Osmanlı tokadı aşkederdi.”
Konuşmasında Nail Çakırhan’ın Nazım Hikmet ile yazdıkları 1 artı 1 eşittir 3 şiirinden “O duvar o duvarınız vız gelir bize vız” dizesini alıp, “Bütün bunlar da geçer. 81 yaşındayım. İnanın bana.” diyen Bektaş, “Yarın bu günü yıkar. Ve durmadan akar, akar” dizelerini de paylaşıp, konuşmasını “Nail abi ölünceye kadar böyle bir insandı.” diye tamamladı.
Etkinliğe Coşkun Özdemir, Hamdi Yücel Gürsoy, Bayındırlık eski Bakanlarından Muğla eski Belediye Başkanı Erman Şahin ve “Halet Çambel ve Akşamüstü” belgeselini yapan Mimar Melih Güney’in anıları ile devam edildi.
Coşkun Özdemir “Oktay Akbal aramızda bulunamadı. 91 yaşında. Sağlık durumu hiç iyi değil. Hepinize selamı var.” derken, Halet Çambel’in 147’lilerden olduğunu, solcu diye üniversiteden atıldığını, Nail Çakırhan’ın ise Komünistlikten 1946’da hapiste olduğunu ve 1951’de Nazım Hikmet ile hapisten çıktığını anımsattı.
Hamdi Yücel Gürsoy, otelin avlusundaki Nail Çakırhan büstünün yanına Halet Çambel’in büstünü de koyacaklarını belirtirken, “Nail ağabeyin evini bakıma aldık. Bundan sonra evi sabahtan akşam 20.00’ye kadar açık tutacağız. Etkinliği 7 seneden beri yapıyoruz. Seneye inşallah 11 Ekim’de yaparız. Daha da görkemli olmalı. Seneye bu etkinliği Nail Çakırhan&Halet Çambel Kültür Sanat Evi’nde şenliğe dönüştürelim.” dedi.
Erman Şahin’in 1984’te Muğla Belediye Başkanı olduğunu, şenlik yapmaya karar verdiklerini anımsatan Gürsoy sözlerini “Komite kuruldu. Oktay Ekinci, dönemin valisi Kemal Nehrozoğlu vardı. Muğla şenlikleri yapalım dedik. Sanat ve Kültür Festivali neyle olur? Muğla’nın sosyal yaşamı yoktu, ama Muğla’nın Nail Çakırhan’ı vardı. Nail Çakırhan, Halet Çambel Melih Cevdetlere, Aziz Nesinlere, Oktay Akballara mektup yazdılar. Onlar geldiler. Muğla’nın her yerinde coşku vardı. O insanlar bir mektupla geldiler. Muğlalı onlarla evlerinin değerli olduğunu anlamaya başladılar. Burayı korumamız lazım denildi. Nail Çakırhan böylece korumacılığın öncülüğünü yaptı. O olmasa o insanlar gelmezdi.” diye sürdürdü.
Erman Şahin de Gürsoy’u “Türkiye’de ne kadar adam denilecek adam varsa her Eylül’de, Ekim’de Muğla’daydı. 1984-1989 arası Muğla’da 5 yıl içinde pasif fakat açık direnme oldu. Kültürel direnç oldu. Halkla her konuyu konuştular. Bu gün Muğla, Hikmet Çetinkaya, Melih Cevdet Anday, Ekrem Akurgal, Metin Sözen, Aziz Nesin, Oktay Akbal, Sami Karaören, İlhan Selçuk, Vecihi Timur gibi isimlerle dopdolu.”

 

 

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

Yorum Yok

YASAL UYARI! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen kişiye aittir.