Korkunun Ecele Faydası Yok-2

Bu haber 16 Ekim 2019 - 0:44 'de eklendi ve 688 kez görüntülendi.
İdris Koçidriskoc@hamlegazetesi.com.tr

İdris Koç

“Korkunun Ecele Faydası Yok” başlıklı yazımda her şeyin zıddı ile var olduğundan, bunun bir sonucu olarak, açık ve korkak olmak üzere iki farklı iletişim tarzı olduğundan bahsetmiştim.

Açık iletişim, dürüst iletişim; korkak iletişim ise kendisi ve çevresiyle olumlu duygular temelinde iletişim kuramayanların iletişim yöntemidir, demiştim.

Açık ve korkak iletişim tarzının kurumsal ilişkilere; dolayısıyla da yönetime yansıyan biçimini de açık (şeffaf) yönetim ve korkak (baskıcı) yönetim olarak iki şekilde ifade edebiliriz.

Açık (şeffaf) yönetici,  her şeyden önce kişisel ve meslekî gelişimine önem veren, öğrenmeye devam eden ve gelişen/geliştiren yöneticidir.

Onda korku yerine cesaret, gerginlik yerine soğukkanlılık, endişe yerine sükunet, öfke yerine itidal hakimdir.

Maiyetindeki çeşitliliği ve farklılığı önemser, katılımcı bir yönetim anlayışına sahiptir. Olayların detaylarına değil, özüne odaklanır; sonuçlarına değil, nedenlerine bakar.

Bir sorunla karşılaştığında ilk sorusu “kim?” değil, “neden?” olur.

Korkak (baskıcı) yönetici ise kişisel ve meslekî gelişim mücadelesinde yenik düşen yöneticidir. Ruhu karanlık olduğu için gizli kapaklı işleri, kapalı kapıları sever. Korkuları nedeniyle hep saklanma, gizlenme, arkadan iş çevirme, hesap-kitap yapma telaşındadır. Kendi sistemi için bir tehdit olarak gördüğünden çalışanlarının birbirleri ile yakın iletişim kurmasından rahatsız olur. Katı bir hiyerarşi, keyfi ödül-ceza sistemi ve tekdüzelik yönetimin en temel özelliğidir. Aynı şekilde diğer kurum, kuruluş ve sosyal çevre ile yakın bir iletişim içinde olmayı istemez.

Düşmekten korktuğu için yürüyemez, sevilmemekten korktuğu için kimseyi sevemez. Güvenmekten korktuğu için kimseye güvenemez. Bu durum onu kendisi gibi olmayanlardan ve toplumdan ayrışmaya iter; o hep yalnızdır.

Sürekli tedirgin, hep endişeli, her zaman mutsuzdur. Öyle ki, herkes ve her şey kontrolleri altında olmalıdır. Bunun için olayların özüne değil, detaylarına odaklanır; nedenlerine değil, sonuçlarına bakar. Bir sorunla karşılaştığında “Neden?” değil, “kim?” diye sorar.

Korkular, sahibini güvenliği için gizlenmeye, sürekli bir şeylerden sakınmaya iter. Bu nedenle kendisine zarar verebileceğini düşündüğü kişilerle arasını iyi tutmalıdır. Kendisini güvene alabilmek için sürekli onlara mavi boncuk dağıtır. İlişkilerinde gülümseten bir kibarlık vardır.

Korkuları nedeniyle maiyetindeki çeşitliliği ve değişimi yönetemez. Onun olduğu yerde katılımcı değil, baskıcı bir hava hakimdir. Ancak iyi kurgulanmış senaryolar ile tuzağa düşürülme ve yönlendirilme ihtimalleri çok fazladır.

Bu korku sarmalının genişlemesiyle ve kendisini güvene alma telaşının kurbanı olarak detaylarda boğulur. Ürettikleri sahte sorunlar sonucunda kırdığı ve saygısını, güvenini kaybettiği insan o kadar fazladır ki, bir süre sonra etrafında kimse kalmaz; yalnızlaşır.

Bir yöneticinin korkularının kaynağında ne olabilir?

İletişim ve sosyal ilişkiler bu insanları neden korkutur?

Eksikliğinin, yetersizliğinin ve hatalarının ortaya çıkmasından korkuyor olabilir mi?

Sabah cilalayıp, makyaj yaparak oluşturduğu imajının, günün sonuna doğru akmasından korkuyor olabilir mi?

Zaaflarını, diline doladığı ahlâkî söylemler ile daha fazla gizlemenin mümkün olmadığını fark ettiği için olabilir mi?

Ezberlediği ve temcit pilavı gibi ısıtıp ısıtıp ortaya sürdüğü şeyler dışında konuşabileceği başka bir şey olmadığı için olabilir mi?

İnsan olarak açık iletişim kurmaktan, yönetici olarak açık (şeffaf) bir yönetim anlayışını tercih etmekten başka çaremiz yok. Aksi durumda kendi korkularımızın esiri olmak kaçınılmaz.

Yine aynı mesajla bitirelim: Korkunun ecele faydası yok.

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

Yorum Yok

YASAL UYARI! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen kişiye aittir.