Korkunç Bilanço

Bu haber 31 Ağustos 2015 - 1:01 'de eklendi ve 852 kez görüntülendi.
İsmail Ataseverismailatasever@hamlegazetesi.com.tr

Devletin ilgili resmi kurumun yaptığı bir açıklama var ki, ne demeli kestiremiyorum.

Zira şaşırmaktan öte kahrolmamak elde değil.

Olamazdı, dahası olmamalıydı.

Türkiye bu yönüyle ön plana çıkan bir ülke olarak yerini almamalıydı.

Çok daha güzel ve tüm dünyanın kabul ettiği gelişmelerin yaşandığı ülke olarak yer alması istenirdi.

Ama değil.

Ne yazık ki kahredici bir gerçekle yüz yüzeyiz.

Şüphesiz, ülkemizi böylesine açmaz içerisine düşüren olayın ne olduğu merak ediliyordur.

Ne yazık ki kabullenmenin kolay olmadığı bir gerçekle yüz yüzeyiz.

Türkiye, aradan geçen süre içerisinde, tahminlerin üzerinde teröre kurban veren bir ülke olarak yer almaktadır.

Ne denli kahrolsak ta işte bilanço.

31 yıllık süreçte 36 bin 345 vatandaşımız terör kurbanı oldu.

Evet yanlış değil.

Abartı hiç değil.

Bu rakam devletin ilgili kurumu tarafından açıklandı.

Devlet vatandaşına yanıltmayacağına göre, kabul etsek etmesek de bu sayıdaki vatandaşlarımız terör kurbanı oldular.

***

Bu inanılması güç tablo karşısında düşünüyorsunuz.

Çeyrek asrı biraz geçen sürede, bu sayıda vatandaşımızın hayatından olmasının vebali kimin?

Bunun sorumlusu kim?

Sonra nedendi?

Asırlar boyu bir ve beraber olmuş, özellikle ülkenin kurtuluş savaşına atıldığı süreçte omuz omuza düşmana karşı koymuş bir ülkenin fertleri, ne oldu da karşı karşıya geldiler?

Aynı kaderi paylaşanlar, neden birbirlerine silah doğrultur hale geldi?

Ve daha pek çok cevap arayan nedenler…

Yıllardır süregelen bu elim olaylar sonrasında birçokları gibi bende yazdım.

Ülkemizin neden terör belasıyla yüz yüze kaldığının altını çizdim.

Uzmanların açıklamaları yanında kişisel gözlemlerimi de ekleyerek, olayın özüne vakıf olmaya çalıştım.

Görüldü ki istenmeyen olayların nedenleri apaçık ortada.

İçimizdeki işbirlikçilerin Türkiye aleyhtarı dış güçlerle bir araya gelerek sürdürdüğü eylemler.

Yanı sıra, söz konusu Doğu ve Güneydoğu Anadolu Bölgelerinde sözüm ona egemenlik kurmak isteyen feodal yapının temsilcilerinin sürdürdüğü çirkin eylemler.

Bunlar içimizdeki işbirlikçilerle ortak hareket edince, olaylar bunca süre içerisinde birbiri ardı sıra devam edip gitti.

Öyle anlar oldu ki, kardeşin kardeşe çektiği silahlar sonrasında tahminlerin üzerinde kurbanlar verildi.

Sözüm ona terörün ağa babaları sıcak yuvalarında otururken, Türkiye aleyhtarı kesilen niceleri, eylemlere karışmaktan geri kalmadı.

Sonrası malum.

Gencecik askerlerimiz ve karşı gruptan aşağı yukarı aynı yaştakilerin hayatından olması.

Ne acıdır ki yaşanan bu elim olaylara karşın eylemler durmadı.

Vur kaç taktiğiyle nice masum insanların kanı akıtıldı.

Yıllardır süregelen bu tür eylemler, kimi zaman hız kesti, kime anlarda devam edip gitti.

Her halde, zaman zaman karşılıklı açıklamaların rolü olmalıydı ki belirli süreler içerisinde akan kanlar durdu.

Mutluyduk.

Özellikle, gözlerine uyku girmeyen asker yakınları, nispeten rahat nefes almışlardı.

Ama ne gezer?

Benzer eylemler yeniden kendini gösteriyordu.

Sonrasında yaşanan yeni acılar.

Derken 2 sene öncesine gelinmişti.

İş başındaki Ak Parti Hükümetinin izlediği politika neticesinde, karşılıklı mutabakat sağlanmıştı.

En azından dışa yansıması bu şekildeydi.

Aşağı yukarı 2 seneyi geçen süre içerisinde münferit bir takım olaylar dışında aynı bölgelere hakikaten huzur gelmişti.

Benzer olaylar nedeniyle evini yurdunu terk edip başka illere gidenlerin yeniden kendi illerine dönmeleri, bunun en belirgin göstergesiydi.

Dedim ya, yaklaşık bir ayı geçen süre öncesine kadar, ülkede tesis edilen barış nedeniyle gerçekten mutluyduk.

Ne var ki bir sevincimiz bir kez daha kısa sürdü.

Şimdi, yine birilerin anlamsız tavırları ve uzlaşmaz yaklaşımları neticesinde, bunca zamanda yitirilen canların oluşturduğu bilançoya yenileri ekleniyor.

 

 

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

Yorum Yok

Bu yazı yorumlara kapatılmıştır.