KONGREYE GİDEN YOLDA (I)

Bu haber 19 Mayıs 2009 - 0:00 'de eklendi ve 593 kez görüntülendi.
İsmail Ataseverismailatasever@hamlegazetesi.com.tr

Geçtiğimiz hafta sonu DP’nin olağanüstü kongresi vardı.
Ankara’da gerçekleştirilen kongreyi yakından izleme imkanı bulanlardan biri de bendim.
Bu kongre, geçmişi yarım asrın üzerinde bir misyon, 29 Mart Yerel ve İl Genel Meclisi Seçimleri sonrasında olmak veya olmamak noktasına geldiği için önemliydi.
Kaldı ki önemli kılan, bir partinin yok olup gitmesinden öte üstlendiği misyon.
Zira aynı ilkeyi benimseyenler, yıllardır birlikte hareket etmelerine karşın, günümüz koşullarında, tabir yerindeyse darmadağın olmuşlardı.
Bir dönem rahmetli Adnan Menderes’in genel başkanlığını yaptığı DP, sonrasında Süleyman Demirel’in başkanlığında AP ve DYP etrafında birleşenler, günümüz şartlarında başka siyasi teşekküller çatısı altındaydı.
Bugün bir taraftan iktidar partisi AKP, diğer yandan kitle partisi olma yolundaki MHP’nin, merkez sağın partisi olma uğraşı içinde olması, söz konusu misyonun neler ifade ettiğinin bariz göstergesidir.
Yoksa bizatihi Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, yeri geldiğinde “artık merkez sağın partisi biziz” deme gereği duyar mıydı.
Buda söz konusu misyonun Türkiye için neler ifade ettiği gerçeğini tüm çıplaklığıyla ortaya koyuyor.
Bu gerçeği yadsımanın mümkün olmadığı inancındaki gerçek parti tarafları, 2007 seçimlerinde Genel Başkan Mehmet Ağar’ın ayrılmasıyla tercihini Süleyman Soylu’dan yana koymuştu.
Dolayısıyla 2 yıla yakın süreçte partinin başında Soylu vardı,
Vardı ama o ne yazık ki yalnız ve de parasız.
Yalnız diyorum, gözlemlediğimiz kadarıyla o, genel başkanlığı üstlendiği süreç içerisinde yurdumuzun çok sayıda ilini, tek başına dolaşıyordu.
Bunun 2 nedeni olabilirdi.
Ya bakıp gördü, etrafında yer alan kadro yetersiz olduğu için tüm sorumluluğu kendisi üstlendi.
Ya da birçok liderin tutumu gibi tek adamlık fobisi içerisindeydi.
Ama hangi şık geçerli olursa olsun neticede ortada bir başarısızlık vardı.
Üstüne üstlük, parasız pulsuz siyaset yapmak mümkün değildi.
İşte bu koşullar içerisinde gerçekten çok samimi bir şekilde görev yapma eğilimi içerisinde olan Soylu, umduğunu bulamamıştı.
Bunun son örneği 29 Mart seçimleri.
Aynı seçim öncesinde kendisiyle Hamle TV de gerçekleştirdiğim söyleşide, >nasıl bir sonuç bekliyorsunuz? dediğimde, çok iddialı konuşmuştu.
Ulusal bazda yayın yapan medya organları, partimizin çalışmalarını  yansıtmasa da ben 2 yıldır halkımla beraberim.
Bu süre içerisinde gördüm ki vatandaşın eğilimi bizden yana.
Dolayısıyla 29 Mart seçimlerinde DP, beklentilerin çok üzerinde oy alacaktır.
>Barajı aşan oy alabilir misiniz?
Çok üzerinde.
Ne var ki, bu şekilde iddialı açıklamalarda bulunan Soylu için aynı seçim sükut-u hayal olmuştu.
Zira alınan oy miktarı % 3.7.
Bu denli iddialı konuşan Soylu, bakıp gördü sonuçlar tam bir hüsran.
Henüz seçim sonuçları tam olarak açıklanmadığı halde, artık ben yokum demişti.
O zaman muhalif muktedir herkesin kanaati, Soylu’nun soyadı gibi asil bir davranış sergilediği.
Bu kararın hemen ertesinde kaleme aldığım bir yazımda belirttiğim gibi Soylu’nun bu davranışı gerçekten bazılarına örnek teşkil edecek şekildeydi.
Kimi siyasi parti başkanları yenilgi üstüne yenilgi aldığı halde ayrılmamakta diretirken, o başarısızlığı kabullenecek erdemlilik sergilemişti.
Aynı yazımda bir ayrıntının daha altını çizdim.
Her ne kadar Soylu ayrılacağım dese de yarın bir gün olağanüstü kongre gündeme geldiğinde, etrafında yer alanlar tarafından baskıya maruz kalabilir.
Dolayısıyla, verdiği karardan dönmek zorunda kalır.
Bu da onun için eksi yazar dedim.
Nitekim dediğim gibi oldu.
Bizzat kongre delegeleriyle yaptığım istişarede bir kısmı, Süleyman Demirel’in öne sürdüğü Hüsamettin Cindoruk’a karşı Tansu Çiller’in Süleyman Soylu’nun yeniden aday olmasını zorladığını söylüyordu.
Yanı sıra ekibinde yer alanların baskısı.
Karşı taraf seçimi kazanırsa onlar dışarıda kalacaklardı.
Kısaca bu kongre bir yerde baba ile kızının çekişmesi diye nitelendirilmişti.
Oysa böyle mi olması gerekirdi!
Zaten üç buçuk oy almışsınız.
Bir daha bölünme yaşanırsa, bunun partiyi daha da sıkıntıya düşürmekten öte kime faydası olurdu?
Aynı atmosferde kongre öncesi ve sonrasında neler yaşandı?
Adaylardan Soylu ve Cindoruk neler konuştu?
Birbirlerine neler söyledi?
Hepsinden önemlisi aynı kongre DP için yeni bir dönemin başlangıcı, yani küllerinden yeniden doğabilir mi?
>(Devamı Var)

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

Yorum Yok

YASAL UYARI! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen kişiye aittir.