KOMÜNİZM

Bu haber 03 Aralık 2009 - 0:00 'de eklendi ve 3.166 kez görüntülendi.
Hüseyin Nizamoğluhuseyinnizamoglu@hamlegazetesi.com.tr
Nerede Kalmıştık

Üretim araçlarının toplum malı olmasını, tüketim mallarının ihtiyaca göre paylaşılmasını isteyen, toplumu tek sınıf olarak telakki eden, aile yapısını, dini inançları reddeden bir rejim şekli. Latince’deki “cummunis” kelimesinden gelmektedir. Herkesin faydalanmak hakkına sahip bulunduğu ortak varlıkları ifade eder. Komünizmin temelinde, materyalist (maddeci) düşünce sistemi, mülkiyete karşı olma ve din düşmanlığı yatar.
Komünizm bir ilim, bir fikir değildir. Tatbikatta diktatör zalim bir devlet şeklinde tezahur etmiştir. Bu rejimde yalnız komünist partisi vardır. Bütün millet bu parti proğramını kabul etmeye, bunun gibi düşünmeye, bu partinin istediği gibi konuşmaya ve her şeyden önce dinsiz olmaya mecburdur.
Komünistliği ilk çıkaran Mejdek adındaki bir İranlıdır. Peygamber olduğunu söyleyen bu kimse Mecusi (ateşe tapan) idi. Herkesin malı ve kadını ortaktır derdi. İran Şahı Kubat, buna inandı ise de, oğlu Nuşirevan, bunu 80 bin adamı ile öldürmüştür.
1848 senesinde Karl Marx, arkadaşı Engels ile birlikte Komünist beyannamesini neşretti. Bu beyannamede, bütün dünya işçileri birleşmeye çağırılıyor ve birleşen işçilerden, Kapitalist iktisadi nizama, ihtilalle son verilmesi isteniyordu. Bu gayenin tahakkuk etmesi için 1863’te ilk işçi enternesyoneli kurulmuş, bir çok mücadeleler verilmiş ise de 1876 senesinde ortadan kalkmıştır. 1880’de Avrupa’daki sosyalist partiler birleşerek ikinci Enternasyoneli kurmuşlardır. Avrupa sosyalist partiler arasındaki bu birlik halen devam etmektedir. Kral Marx’ın fikirleri, sosyalist hareketin ana pirensibini teşkil etmiştir. (Yeni Rehber Ansiklopedisi)
Kapitalist iktisadi düzeni ortadan kaldıracak olan sosyal ihtilal, Marx’ın düşüncesinin aksine olarak, ileri derecede sanayileşmiş olan, batı Avrupa memleketlerinde değil, ekonomisi geniş ölçüde ziraate dayanan Rusya’da vuku bulmuştur.
Rusya’da 1898’de kurulan Rus Sosyal Demokrat İşçi Partisi, 1903’de çoğunluk manasına gelen “Bolşevik” ve azınlık manasına gelen “Menşevik” olarak ikiye ayrılmıştır. Çarlık idaresine karşı patlak veren 1917 Şubat ihtilalini  Sosyalist, Liberal ve Halkçı partiler müştereken yapmışlarsa da, aynı senenin ekim ayında Lenin’in liderliğinde Bolşevikler, silahlı bir ayaklanma yaparak iktidarı tek başlarına ele geçirmişlerdir. Lenin ve arkadaşları, Komünist cemiyete derhal geçilemeyeceğini söyleyerek iktisadi yönden “Kolektivist”olan ve siyasi şekil olarak “İşçi Diktatoryası”na dayanan bir geçici  rejim kurduklarını söylemişlerdir. Bu rejimi büyük bir terör içinde yerleştirmeye başlayarak, neticede 15 milyon insanı öldürmüşlerdir. Bu zulüm ve idamlar, 1924’de Stalin’in Sovyet Rusya’nın başına geçmesinden sonra daha da şiddetlenmiştir. Merkezi Moskova’da olmak üzere  3. Enternasyonel kurulmuşsa da, İkinci cihan savaşının patlak vermesi ile Rusya, batı ülkelerinden yardım istemek mecburiyetinde kalmış, bu sebeple de 1943’de Stalin, 3. enternasyoneli ortadan kaldırmıştır. Bilindiği gibi 1947’lerden sonra dünyanın başına bela olacak olan Komünizmi  her yere yaymıştır. Ayrı bir blok olan  Sovyetlere karşı kurulan birleşmiş milletler ve Nato gibi kuruluşlar ekonomik güçleri ile serbest Pazar, insan hakları gibi, çok partili demokrasi gibi, insanlığa huzur verebilecek ne varsa batı alemi yayarak, pilanlı bir şekilde MOSKOF’ların çevresindeki ülkeleri bünyesine toplayarak, komünizmin sonunu hazırlamıştır. 1990’lı yıllara gelindiğinde Rusya’da Ünlü Devlet adamlarını görüyoruz. Neticede Rusya dahi bu komünizm afetinden kurtulmuştur. Ne yazıktır ki, Türkiye’de hala Lenin hayranları mevcuttur. Partileri var. Okullarda, Hukuk içinde, Ordu içinde, mecliste onları hep üzülerek seyrediyoruz.

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

Yorum Yok

Bu yazı yorumlara kapatılmıştır.