Klasik otoriter kamu yönetimi ters mantıkla çalışmakta

Bu haber 08 Nisan 2015 - 0:17 'de eklendi ve 822 kez görüntülendi.
Dr. Gülten Şimşekgultensimsek@hamlegazetesi.com.tr
Bakış

Klasik kamu yönetimi anlayışının bir uzantısı olan katı yönetim zihniyeti, kamusal alanda ciddi sıkıntılar doğurmakta.

Kamusal alanda erk sahipleri yani koltuk sahipleri çalışanları azarlayarak hakaret ederek koltuklarını daha bir güçlendirdiklerini sanıyorlar.

Otorite çirkin bir yönetim anlayışının ürünü.

Klasik kamu yönetiminin paslı zihniyeti değişen düşünce sistemine entegre edilememiş yönetim zihniyeti ile egolarının tatmin olması için erkleri ortaya koyarak personellerle uğraşırlar.

Artık çağ değişti…

Dünya değişti. Bireylerin olay ve olgulara bakışı gelişti ve değişti.

Düşünceler özgürce söylenmeli. Özgür düşünceye saygımız olmalı. Özgürlüklerin bizi rahatsız etmemesi gerekli.

Kabul edilmesi gerekli olan bir şey var ki, kamusal alan hepimizin ve haklar eşit.

Ve özellikle katı otoriter bürokratik yapı, işleyen sisteme bir zırh gibi giydirilmiş ve fikirler eylemler yeni uygulamalar klasik yöneticilerin hiç sevmediği ve rahatsız olduğu bir durum…

Yönetim sevecenlikten beslenmeli aslında. Sevginin olduğu heryerde huzur olur ve huzurun olduğu heryerde çalışma üretimi artar.

İnsanlarla uğraşmamak lazım, hakkaniyetli olmak lazım.

Çağımızın değiştiğini ve geliştiğini anlayarak çağdaş yönetim ilkeleri ile koltuklarda oturanlar yönetmelidir.

Yönetim biraz babacan olmayı gerektirir.

Her bireyi eşit kucaklamayı. Hakkaniyet ibresini adil çalıştırmaktan geçer…

İyi bir idareci iyi bir devlet adamı olmayı gerektirir.

Kimseyi üzmemeye çalışan.

Kimseyi kırmayan, affedici, sorunları konuşarak çözen. Vatandaşla iç içe. Çalışanla takım oyunu, yönetim anlayışı ile onları destekleyen zihniyetle.

Birilerine soruşturma açma erkiyle değil adam olma vizyonu ile yöneticilik yapılır.

Yalova’da bir öğretmene yapılan olay hepimizi derinden üzdü.

Bu olaydan çok ders çıkarmamız lazım.

Ben bir sağlık çalışanıyım.

Sağlık sistemi içinde aksayan ve eksikleri Muğla’da diğer kalemşörlerden fazla vakıfım.

Muğlalının haklarını korumak için yazarım. Gündeme taşırım.

Muğla’da hizmete erişemediğimiz noktalar var.

Yalova’daki öğretmende sağlık hizmetleri eksik olduğu için yaşamını kaybetti. Bir ilde düşünün anjiyo yapılıp stent takılamıyor. Hasta yaşamını kaybediyor.

Muğla’da aynı.

Muğlalının erişemediği çok kamusal sağlık hizmeti var.

Mesela hala USG (Ultrasonografiler) 3ay ve daha fazla gün verilerek yapılmakta.

USG en ucuz bir tetkik iken bu tetkiki yaptıramıyan hekimler BT ve MR gibi tetkikleri çektirmek zorunda kalmaktalar ve sağlık harcamaları tavan yapmakta.

Sağlık hizmetlerinde ekmek yoksa pasta yeriz sistemi işliyor.

Eksiğimiz çok…

Size basit bir durum söyleyeyim, şu anda hastanın D vitamini düzeyine baktırmaya kalksanız tetik yapılmıyor. D vitamin düzeyi bir onkoloji hastasının takibinde çok önemli. Anlayacağınız erişemediğimiz çok ama çok sağlık hizmeti var.

Dr. Mehmet Okutucu, Marmaris’te Enfarktüs geçirdi ve kamusal alanda hiçbir hastanede anjiyo ve stent takılamadığı için yaşamını kaybetti.

Aksilik özel hastaneninde anjio makinası bozuk olduğu için şanssızca yaşamını kaybetti.

Ben isterdim ki, tabib odası kış uykusundan uyansın ve bununla ilgili açıklama yapsın. Onlarda derin uykularında haberleri bile olmadı. Onlarada iyi uykular…

Hamle ailesinin yüreğinin yandığı bir gün oldu.

Merhum Halil İbrahim Nizamoğlu’da kalp krizinden yaşamını kaybetti.

O sabah hasta önündeki kalabalığı ve hüznünü unutamıyorum. Ben de tesadüfen gitmiştim ve rastladım. Çok hüzünlü bir ortamdı. Ki nice Muğlalı hizmet olmadığı için yaşamını kalp krizinden kaybetti.

Kalp krizi yaşanıyorsa, kamusal alanda hastaların yaşaması için sağlık hizmetleri olacak.

Bu çağda Muğlalının erişemediği sağlık hizmetleri varsa bunu yazana, dillendirene değilde, hizmeti Muğlalıya sağlayamayanlara soruşturma açılmalıdır.

Görünen o ki klasik otoriter kamu yönetimi ters mantıkla çalışmakta.

 

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

Yorum Yok

Bu yazı yorumlara kapatılmıştır.