Kıymet Biliyor Muyuz?

Bu haber 09 Haziran 2016 - 0:50 'de eklendi ve 744 kez görüntülendi.
İsmail Ataseverismailatasever@hamlegazetesi.com.tr

Kendi kendimize test etsek.

Ve de sorgulasak.

Bu kentin yaşayanları olarak sahip olduğu değerlerin farkında mıyız?

Yanı sıra onları koruyup, kolluyor muyuz?

En azından geleceğe taşınması bağlamında duyarlılık gösteriyor muyuz?

Bu kadarda değil.

Daha da öylesine çok cevap arayan sorular var ki!

Bunlar neler? diye baktığımızda, birbirinden ayırt edemeyeceğimiz değerler karşımıza çıkıyor.

Zaten Muğla’yı ayrıcalıklı yapan da bunlar.

Bu denli önem arz eden değerlerin başında gelen, Muğla’nın doğal yapısı.

İlişkin olarak, 1124 Km uzunluktaki sahip bandı bir yana iç kesimlerde konuşlanan tarihi değere haiz yerler var ki…

Asıl olan bunları koruyup, kollayıp geleceğe uzanmalarını sağlamak olduğu halde, istenilen ölçüde yerine getirdiğimizi söyleyemeyiz.

Elbette, özellikle doğa ve çevre bilincinin yerleşmesiyle koruma içgüdüsü egemen oldu.

Dolayısıyla günümüz koşullarında, istenen düzeyde olmasa da geçmişe oranla bir sahiplenme var.

Kuşkusuz bu da, bugün için olduğu kadar gelecek adına sevindirici bir durum.

***

Korumak ve kollamak durumunda olduğumuz bu değerleri tek tek ele aldığımızda, karşımıza birbirinden farkı olmayan varlıklar çıkıyor.

İlk planda gelen ülkemizin doğal yapısı.

Ne var ki geçen sürede, doğanın yapısını değiştiren eylemler içerisine girilmediği söylenemez.

İster zorunluluktan olsun veya kıymet bilmemekten, dünün Türkiyesi ile günümüzü mukayese etmek mümkün değildir.

Fazla uzağa gitmeden yaşadığımız kent Muğla’yı ele aldığımızda, farkı hemen fark ederiz.

Hiç kimsede aksini iddia edemez.

O dönemi içeren bilgi ve belgeler her şeyi gözler önüne seriyor.

***

Bu arada önemli bir ayrıntının daha altını çizmek istiyorum.

Elbette yerleşim birimlerinin modernize edilmesi bağlamında bir takım yenilik ve güzellikler olacaktır.

Başkaları yaparken siz kayıtsız kalamazsınız.

Ne var ki asıl olan, çevre ve doğayı tahrip etmeden bu tür güzellikleri oluşturmaktır.

Değilse, bir taraftan yaparken diğer yandan yıkmak anlamına gelir ki, o takdirde hiçbir kıymeti harbiyesi yoktur.

***

Cevap arayan sorulara gelince.

Yüce Yaratanın bahşettiği doğal varlıklar yanında, geçmişin izlerini taşıyan sayısız eserleri koruyor muyuz?

Geçmişten günümüze nice medeniyetlerin kurulduğu, özellikle Anadolu Yarımadasında konuşlanan bu tür eserler, yerli yerinde mi?

Yoksa yerle yeksan mı oldular?

Üzülerek ifade etmek gerekirse, bu bağlamda bilerek veya bilmeyerek nice değerlerin yok olduğu bir ülke olduğumuz yadsınamaz.

Bugün, kıymeti takdir edilemeyen nice eserlerin bir kısmı kendi topraklarımızda sergilenirken, ne acıdır ki bazıları başka ülkelerin müzelerinde yer almaktadır.

Oysa bu bağlamda tek gerçek, bu tür eserlerin ait olduğu ülkelerin malı olduğudur.

***

Ya doğal yapımız?

Uçsuz bucaksız ormanlar.

1124 Km uzunluktaki kıyılarımız.

Elverişli iklim koşullarının ortaya çıkardığı bitki örtüsü.

Daha birçok cevap arayan sorular, sorular.

Bir kez daha vurgulamak gerekirse, bunları yeterince koruyup, kollayabildik mi?

En azından geleceğe taşınması noktasında yeterli hassasiyeti gösterdik mi?

Yoksa yangınlar olmak üzere bir şekilde tahrip edilmesinin önünü alamadık mı?

Kuşkusuz bu konuda tereddüt etmeden vereceğimiz cevap, bilinçli veya değil çok da kıymet bilmediğimizdir.

Aksi olsaydı, yıllar öncesi bitki örtüsü ve ormanların kapsadığı alanlar ile günümüzdekiler arasında bu denli fark olmazdı.

Bu da kıymet bilmediğimizin en belirgin göstergesidir.

Başkaca söylenebilecek söz olduğunu sanmıyorum.

Yazık ki yazık!..

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

Yorum Yok

Bu yazı yorumlara kapatılmıştır.