Kıyılarımız Yolgeçen Hanı Gibi

Bu haber 27 Aralık 2014 - 0:46 'de eklendi ve 805 kez görüntülendi.
İsmail Ataseverismailatasever@hamlegazetesi.com.tr

Ülkemizin, dünyada konuşlanan devletler içerisinde birçok yönden avantajlı olduğuna şüphe yok.

Aksi iddia edilemez.

Her şey apaçık ortada.

Bu yüzden kimler nasıl bir yaklaşım içerisinde olsa da güneş balçıkla sıvanamayacağına göre realite, ayrıcalıklı bir ülke olduğumuzdur.

Dolayısıyla bize düşen, bunları en iyi şekilde değerlendirmektir.

Aksi halde, mevcut avantajların dezavantaja dönüşeceği kaçınılmazdır.

***

Peki bu denli avantajlara karşın gereği yerine getirilebiliyor mu?

Yani mevcut potansiyelleri yeterince değerlendirebiliyor muyuz?

Yoksa, korumak ve de değerlendirmekten uzak mıyız?

Doğrusunu söylemek gerekirse, bütünüyle yerine getirdiğimiz söylenemez.

Aksi olsaydı, bu tür avantajların sahibi olarak zaman zaman serzenişte bulunmazdık.

Hangi birinden den vurayım?

Dünyada en fazla kıyı uzunluğuna sahip ülkelerden olduğumuz halde, özellikle turizm bağlamında beklentiler karşılık buluyor mu?

Buna ilişkin şu denebilir.

Ne yani, özellikle kıyılarımız boyunca uzanan sahil beldelerinden elde edilen yıllık 30 milyar dolarında turizm girdilerini az mı buluyorsunuz?

Elbette geçmişe oranla turizmde bir atılım sağlandı.

Ancak, aynı kuşak üzerinde bulunduğumuz ülkelerden İspanya, Fransa ve İtalya’nın yıllık turizm girdileri Türkiye’nin iki katı ise, tümüyle gereği yerine getirdiğimiz söylenemez.

Aslında söz konusu olan sadece turizm değil.

Turfan sebzecilik ve seracılık bağlamında aynı!

Orman ürünlerinin değerlendirilmesi açısından farklı bir durumumuz yok.

Kültür balıkçılığı ve bal üretimi itibariyle önemli avantajlarımıza karşın, aynı sektör temsilcilerinin şikâyetleri henüz giderilmiş değil.

Ve daha neler var ki reel değerler elde etme bağlamında sıkıntı yaşıyoruz.

Bu nedenle, başta bizatihi devlet olmak üzere ilgili sektör temsilcilerine düşen görev, sahip olduğumuz varlıkların hak ettiği değerlere ulaşması için daha bir çaba göstermektir.

Dolayısıyla ne zaman bu tür girişimlerde bulunduk.

Bir taraftan ilgili sektörler diğer yandan bizatihi devletin de çok önemli girdiler elde edeceğine şüphe yok.

Dedim ya yeter ki elimizdekilerin kıymetini bilelim ve ona göre hareket edelim.

***

Şimdi…

Sahip olduklarımız itibariyle bir önemli ayrıntı daha var ki, görmemezlikten gelmek olası değil.

KIYILARIMIZ

Ne yazık ki, dünya ülkeleri arasında kıyı uzunluğu itibariyle çok önemli avantajlara sahip olduğumuz halde, beklentilerin karşılık bulduğunu söylemek olası değil.

Aksi iddia edilemez.

Buna ilişkin tüm veriler ortada.

Bu demektir ki 3 tarafı denizlerle çevreli ülkemizde, kıyılarımı değerlendirmek ve de korumakta zaman zaman sıkıntılar çekiyoruz.

Kim ne derse desin bunun anlamı, avantajın kullanılamadığıdır.

İlişkin olarak, fazla uzağa gitmeden yaşadığımız kent Muğla’nın sahip olduğu kıyılara bakalım.

Muğla’nın Fethiye’den Bodrum’a uzanan çizgide mevcut kıyıların uzunluğu 1124 KM’dir.

Ancak, Muğla Büyükşehir Belediye Başkanı Op.Dr. Osman Gürün’ün açıklamasına göre bu rakam değişmiştir.

Çevre ve Şehircilik Bakanlığının konuya ilişkin gerçekleştirdiği incelemeler sonucu Muğla kıyılarının uzunluğu 1479 KM olarak belirlenmiştir.

Hiç şüphe yok ki bu uzunluk küçümsenecek bir rakam değildir.

Bırakın kentleri, birçok devletin dahi bu rakamda kıyı uzunluğu yoktur.

***

Şimdi, asıl meseleye gelirsek.

Bu uzunluktaki kıyılarımızı koruyabiliyor muyuz?

Yoksa, halk deyimiyle kıyılarımız yol geçen hanı gibi mi?

Aslında tümüyle koruduğumuz söylenemez.

Yıllar var ki Muğla kıyıları olmak üzere Akdeniz ve Ege Bölgesini kuşatan kıyılarda, bilhassa insan kaçakçılığı aldı başına gitti.

Aradan bunca zaman geçmesine karşın gün geçmiyor ki, yeni bir kaçakçılık olayı olmasın.

Bunlar arasında, ülkelerinde hüküm süren baskıcı rejimden kaçanlar başı çekmektedir.

Bunun en belirgin örneği Irak, Afganistan ve Afrika kıtasında konuşlanan birçok ülke halkının kıyılarımızdan Avrupa’ya gitme eğilimleridir.

Bu yüzden gün geçmiyor ki Antalya, Muğla ve İzmir’den denize açılan kaçak yolcu taşıyan deniz araçlarına rastlanılmasın.

Ne var ki bu, kaçak yolculuktur.

Yetmezmiş gibi tamahkârlık ederek haddinden fazla yolcu alarak denize açılan motor sahipleri, birçok kez tehlikelerle yüz yüze gelmiştir.

Çok değil geçtiğimiz 2 aylık süre içerisinde insan tacirliği yapanların başına türlü felaketler geldiğini birlikte tanık olduk.

Ya deniz motorları battığı için onca kaçak hayatını kaybetti.

Ya da sahil güvenlik ekipleri tarafından yakalanarak sınır dışı edildiler.

Bu da özellikle Muğla kıyılarının, avantajı yeterince değerlendirmek yerine insan kaçaklığı bağlamında ilk sırada yer aldığını gösteriyor.

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

Yorum Yok

YASAL UYARI! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen kişiye aittir.