Kitap Gibi Dostlarım Var

Bu haber 06 Kasım 2015 - 8:28 'de eklendi ve 1.388 kez görüntülendi.
Özcan Özgürozgurmugla@hotmail.com
Özgürce

Özcan Özgür

Kitap Gibi Dostlarım Var

Seçimlerin matematiği başka, psikolojisi, sosyolojisi başka…

Bizim meslekte “Ben artık oldum.” denmez. Diyenlerin birer birer yok olup gittiklerini gördük.

Gazeteci dediğin öğrenmeye aç ve açık olmalı.

Yaşam insana her gün yeni bir şey öğretir. Kitap gibidir. Dostlarınızda öyledir, seçmesini ve okumasını bilirseniz… Gazetemiz yazarlarından Prof. Dr. Namık Açıkgöz ile Doç. Dr. Ünal Bozyer’de bu anlamda benim yeni öğretmenlerim oldular.

Ünal Bozyer sosyologdur. Rakamların sadece rakam olmadığını, onların herkes tarafından farklı okunabileceğini ve çoğumuzun da okuyamayacağını öğrendim.

Namık Açıkgöz ise Muğla için benim her zaman üçüncü gözümdür.

 

xx           xx           xx

Birde Prof. Dr. Ali Osman Gündoğan var. Bir gün kendisiyle sohbetimizde Muğla’yı konuşurken “Saygılı yosma” tanımlaması oturduğumuz masaya nötron bombası gibi düşmüştü.

O gün bende yanlış anlamıştım, siz anlamayın… Hocamın kastettiği bize rağmen alınan kararlara ve bize rağmen seçilmişlerimize tepkisizliğimiz ve sessizliğimiz…

Prof. Dr. Ali Osman Gündoğan, “İnsanlık için en zor olan insan olma sürecidir. İnsanlaşma sürecimiz bir yerde durmaz.” der. Kendisi felsefecidir. Din de felsefenin alanındadır. Yine bir gün beni “Saygılı yosma” örneğinde olduğu gibi “Herkes dindar olabilir, ama ahlaklı olmayabilir. İnsan önce ahlaklı olmalıdır.” diyerek şaşırtmış ve düşündürtmüştü.

Kendisinin Hamle Gazetesi‘nde köşe komşum olmasını da çok isterdim. Ben şanslı gazetecilerden ve insanlardanım. Kitap gibi dostlarım var…

 

xx           xx           xx

AK Parti’nin Muğla İl Kongresi süreciydi. Hemen ardından genel seçim geliyordu. Süreç iç içe geçmişti.

Menteşe İlçe Kongresi’nde yaşanan kırıcı ve itibarsızlaştırıcı çekişmenin kat kat fazlası; üstelik yaralayıcı biçimde İl Kongresi sürecinde de yaşandı.

O zaman 10’un üzerinde aday adayı vardı. Cemaatin kıyısından geçmemiş, insanlara “cemaatçi” suçlaması da getirilmişti. İşin garip tarafı bu tür suçlamalar inandırıcı da bulunmuş olmalı ki, AK Parti tercihleri ile adeta bindiği dalı kesmişti.

Tabiri caizse AK Parti adeta yangın yerine dönmüştü. O ateşe odun atanların başında ise dönemin Teşkilattan Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı Süleyman Soylu’nun gelmesi dikkat çekiciydi.

 

xx           xx           xx

O kıyamette il başkanı adaylarından neredeyse tamamı yıpratılmıştı. Yıpranmayan bir tek isim kalmıştı. Sanıyorum hafife alınmış ve kimse üzerine gitmemişti. Yoksa o da kıyısından köşesinden çekiştirilip halledilirdi!

Anlayacağınız o isim onca ismin içinde temiz aday adayı olarak kalmış ve partinin ilgili komisyonu “İhsan Küreci” demişti.

Benim hala anlayamadığım ise gerek Menteşe İlçe Kongresi, gerek Muğla İl Kongresi sürecinde söylenenlerin adeta söyleyenlerin yanına kar kalmış olmasıdır!

Oysa bu güne kadar hakkında iddialar ortaya konulanların en azından bir parti içi inceleme geçirmeleri gerekirdi. Bu yapıldı da iddiaların çamur at izi kalsın türünden yersiz olduğu anlaşıldı ise de iddia sahiplerinin başına bir iş gelmesi gerekirdi.

En azından cemaatçilikle suçlananın partiden uzaklaştırıldığını görürdük…

 

xx           xx           xx

O günlerde Prof. Dr. Namık Açıkgöz, Doç. Dr. Ünal Bozyer, daha başka hocalar ve İhsan Küreci Nazar Pastanesi’nin önünde tesadüfen bir araya gelmiştik. Sanıyorum Öğretmen Evinde AK Parti’nin bir toplantısı vardı, Küreci oradan gelmişti.

Ben biraz patavatsızımdır…

O gün İhsan Küreci’ye AK Parti Muğla İl Başkanlığı’nın fazla geleceğini anlatmıştım. Eski İl Sağlık Müdürü Dr. İskender Gencer gibi bir ismin daha toparlayıcı olacağını söylemiştim. “Çünkü” deyip, şöyle devam etmiştim:

“Sen Ticaret Odası seçimlerinde, Menteşe İlçe Kongresinde, başka yerlerde taraf oldun. İskender Gencer’in ise parti içinde ve dışında taraf olduğu hiçbir yer yok. O nedenle o toparlayıcı olacaktır.”

 

xx           xx           xx

O gün Nazar Pastanesi önündeki sohbetimiz oldukça samimi olmuştu. Ki o sohbet sırasında Küreci’nin partisinin adayı olarak ilan edilmişliği de bir iki günlüktü. Sanıyorum o gün Öğretmen Evindeki toplantıda bununla ilgiliydi.

Henüz daha Küreci’nin partinin Genel Merkezinin adayı olduğu da hazmedilmiş değildi… (!)

AK Parti İl Başkanı İhsan Küreci’nin en çok sevdiğim yanı da “samimi” olmasıdır. Başkası olsa benim sözlerimden sonra masayı terk ederdi. Kaldı ve kalkarken de “Özcan ağabey yararlı bir sohbet oldu. Kongreden sonra Hocalarımızla birlikte olalım” demişti.

 

xx           xx           xx

Neredeyse bir yıl oluyor. İhsan kardeşim bir türlü Hocalarla bir araya gelemedi.1 Haziran seçimi geçti. 1 Kasım seçimi de geçti. Akademisyenlerden seçimlerden önce yararlanabilirdi… Bundan sonra bir araya gelirse ne gibi bir yararlanma gerçekleşir doğrusu merak ediyorum.

Tabi artık İhsan Küreci bir İl Başkanı… Bir ilçe başkanlığı, ilçe başkanı yardımcılığı, il yönetim kurulu üyeliği deneyimi bile olmadan il başkanı olmuştu… Oysa bu partide, daha önce Refah Partisi’nin İl Başkanlığını yapmış sonrasında Muğla Milletvekilliğine kadar gelmiş Dr. Mehmet Nil Hıdır il başkanlığı yapmıştı…

Yüz Türk büyüğünden biri ne demiş?

“Ne oldum demeyeceksin, Ne olacağım diyeceksin”

 

xx           xx           xx

Tabi AK Parti de sanki bir gelenek oluşuyor.

İhsan Kardeşim “Ne olacağım ?” sorusunu kendine sormaya kalkarsa “Milletvekili olacağım” yanıtı da verebilir…

Ne de olsa Dr. Mehmet Nil Hıdır gerçekten başarılı bir il başkanlığının ardından milletvekili olurken her ne kadar ardından il başkanlığına gelen Av. Gültekin Akça milletvekili olamamış olsa da şu anda O da Büyükşehir Belediye Meclisi’nde partisinin Grup Başkan Vekilliğini yapıyor. Eğer Büyükşehir Belediye Başkanlığını AK Parti kazanmış olsaydı şu anda en azından Belediye Başkan Vekili idi…

Yani Milletvekili Nihat Öztürk’ünde bundan önce il başkanı olduğunu da göz önüne alırsak İhsan Kardeşim neden milletvekili olmasın?

 

xx           xx           xx

Yıllar geçse de tırnak içinde bir “Gazeteci” öyle kolay kolay “Ben Artık Oldum” diyemiyor. Diyemez de… Siz “oldum” diyenlere bakmayın. Ama sadece gazetecilikte değil siyasette de “oldum” diyenler çıkabiliyor.

Siz siz olun hangi meslek ve görevde olursanız olun sakın “Ben oldum” demeye kalkmayın.

Milaslı İnşaat Mühendisi Hasan Kökten’i beş ay önce il genelinde tanıyan yoktu. Ama milletvekili oldu!… Şimdi milletvekili değil gene tanıyan yok… İnanmayan çıkar anket yapar.

Aslında partilerin zaman zaman tanınırlık anketleri yapmalarında fayda var. Mesela Muğla’da teşkilatlanmış bütün partilerin il başkanları nerede, ne kadar, ne şekilde tanınıyorlar, sorgulanabilir.

 

xx           xx           xx

AK Parti’nin yeni Muğla Milletvekili Nihat Öztürk beş ay önce ne il başkanı ne de milletvekili değildi. Kendisi buna “Hayır” diyebilir,  ama o günlerde ne kadar yalnızlık duyduğunu, ailesi dışında yalnız bırakıldığını tahmin edebiliyorum.

Geçmişte Muğla milletvekillerinden birine kendisiyle ilgili değerlendirme yapmamı istediğinde “Merdiveni çıkarken karşından gelen yüzlere dikkat et” demiştim. Aradan zaman geçti yeniden milletvekili adaylığı için ön seçime girdiğinde ise “Durumumu nasıl görüyorsun” diye sormuş, bende “Ön seçimi kaybedeceksin. Çünkü şu anda merdiveni çıkarken yüzüne dikkat etmediklerin oy veriyor” diye yanıt vermiştim.

Güzel olan mesleğinizi veya seçimle gelinmiş görevinizi noktaladığınızda unutulmamanız; selamsız, saygısız kalmamanız…

Gazeteciliği bırakmam halinde bende başıma geleceği tahmin edebiliyorum.

Yine de Prof. Dr. Ali Osman Gündoğan’ın sözü aklınızda kalsın: “İnsanlaşma sürecimiz bir yerde bitmez.”…

 

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

Yorum Yok

Bu yazı yorumlara kapatılmıştır.