Kitabeler Şemsiyelerle Kapatılmamalı

Bu haber 28 Kasım 2017 - 1:08 'de eklendi ve 1.048 kez görüntülendi.
Namık Açıkgöznamikacikgoz@gmail.com

Prof. Dr. Namık Açıkgöz

 

Geçen hafta Kız Kur’an Kursu öğrencileri ile Muğla gezisi yaparken, Kocahan Geçidi (Eski Belediye fırını sokağı)’ne gelince küçük sokağın üstünün renkli şemsiyelerle kapatıldığını gördük.

Şemsiyeler sokağa bir güzellik katmıştı ama 7 numaralı dükkanın (Alaattin Arpat’ın dükkanı) ikinci katında bulunan 3 kitabeyi görünmez kılmıştı. Yani, alttan bakan, şemsiyelerin engellemesi yüzünden ikinci katın alnındaki kitabeleri göremezdi. Bu da Muğla tarihine dair bir belgeyi görünmez eylemekti.

Vaktiyle bu kitabeleri okumuş ve Hamle’de bir yazı yayımlamıştım: Yazım şöyle idi.

“… iki katlı dükkânın üst kat alnındaki kitabeyi yerden okumak zordu. Balkona çıkıp okumak lazımdı. Ben de öyle yaptım ama balkon çökecek diye korkmadım değil. Mübârek o sıralarda tamir edilmemişti ve sanki komşu duasıyla ayakta duruyordu.

Dükkânın kiremitliğine yakın alnında üç ayrı metin yan yana yazılmıştı ve metinlerde şunlar vardı:

Solda:

Er-rızku ala’llâh

11.C. Âhir, sene 1325

(22 Temmuz 1907, Pazartesi)

Ortada:

Yâ Hâfız

Sadâkat istikâmet, rehber selâmettir.

Sağda:

Tevekkeltü  te’âla’llâh

9 Temmuz, Sene 1323

Bina Milâdî tarihle 22 Temmuz 1907 Pazartesi günü bitirilmiş. Sol baştaki kitabede tarih Hicrî, sağ baştakinde ise Rûmî verilmiş. Çünkü o yıllarda normal işlerde Hicrî, mâlî işlerde Rûmî takvim kullanılıyordu. Bu yüzden o zamanın mezar taşı ve kitabelerinde bazen her iki takvimin de kullanıldığı görülür.

Soldaki kitâbede (el-rızku ala’llâh) “Rızk Allah’tandır” veya “Rızk Allah’ındır”; yani “Seni yaratan Allah, rızkını da yaratmıştır” demektir. Bu cümle, eskiden dükkânların çoğunda hüsn-i hat olarak yazılı olurdu ve dükkânlara asılırdı. Kitâbede, buna bağlı olan diğer ifade “Tevekkeltü te’âla’llâh”tır ve “Allah’a tevekkül eder, dayanırım” demektir. Bu iki cümle, eski esnaf geleneğinin inanç sistemini ifade eden ve en çok kullanılan iki cümle idi. Daha doğrusu, sadece esnaf geleneğinin değil, şükretme kültürünün en önemli göstergelerinden biri olarak herkesin kullandığı iki cümle idi.

Ortadaki “Yâ Hâfız” dua-hitâbı, binaların duvarlarına asılan ve binaları deprem, yangın sel gibi felaketlerden koruması için Allah’ın koruyuculuk özelliğine bağlı bir dua idi. Bunun altındaki “Sadâkat istikâmet, rehber selâmettir” cümlesi ise doğrudan ticaretle ilgili bir ifade olmayıp, o zamanın Müslüman toplumlarının toplumsal düsturlarından biridir. Sadâkat, “bağlılık” olduğu kadar “doğruluk” demektir ve bu doğruluğun gerçek istikamet olması talep edilir. Böyle bir toplumun hayatına ise selamet, yani barış, sulh ve esenliğin yol göstermesi istenmektedir. Cümlede, “doğruluk istikametinde ilerlersen, rehberin de barış olur” denmektedir.”

1907 yılına ait bir yerel belgenin görünmez eylenmesine engel olmak lazım. O dükkânın önündeki 3 şemsiye kaldırılırsa kitabeler görünür hale gelir. Ayrıca bu kitabelerin estetik bir kompozisyonla yeni harflere çevirisinin o dükkânın önüne asılması çok iyi olur. İnşallah yöneticilerimiz bu konuda duyarlılık gösterirler.

 

 

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

Yorum Yok

Bu yazı yorumlara kapatılmıştır.