Kissebükü Koyu mu, Akbük Koyu mu?

Bu haber 05 Eylül 2019 - 0:01 'de eklendi ve 1.420 kez görüntülendi.
Özcan Özgürozgurmugla@hotmail.com
Özgürce

Özcan Özgür

Çevre ve Şehircilik Bakanlığı işe Bodrum‘dan, doğru yerden başladı.

Çevre ve Şehircilik Bakanı Murat Kurum, Bodrum‘daki koylarda incelemelerde bulundu. Bakan Kurum, Bodrum‘da tartışılan The Bo Viera projesinin de aralarında bulunduğu 1611 konut ve 4 otel inşaatının durdurulduğunu söyledi.

Beklemiyordum, şaşırdım…

Ancak geçtiğimiz günlerde yıkım işlemleri Bodrum-Gündoğan‘daki The Bo Viera projesinden başladı. Gelen yıkım ekiplerinin kepçe kullanacağını gören The Bo Viera yetkilileri imara aykırı kısmı kendilerinin yıkabileceklerini söylediler ve bakanlık bir ay süre verdi. Firma yetkilileride beton yığını tesislerinde yıkıma sahile inilen 35 metrelik asansörden başladılar.

Yarımada‘da “En çirkin, çevre düşmanı” ödülünu hak eden The Bo Viera‘nın hukuk sorunları da olan bir tesis. Muğla Büyükşehir Belediyesi 2016‘da Bodrum‘da onaylanan imar plan değişikliklerinin iptali için Muğla 2’nci İdare Mahkemesi‘ne dava açtı. Mahkeme, Temmuz 2018‘de yürütmeyi durdurdu. Şirketin itirazda bulunduğu İzmir 3’üncü İdari Dava Dairesi‘nde ‘süre aşımı‘ gerekçesiyle dava kaldırıldı. Bu karar da halen Danıştay‘da… Akla olur olmaz şeyler geliyor…

xx      xx      xx

Bu arada Bodrum’da özellikle İmar Barışı’nın ardından artan, Çevre ve Şehircilik Bakanı Murat Kurum tarafından da gündeme taşınan kaçak ve izinsiz yapılara ilişkin Belediye Trafo Kafe’de bir basın toplantısı düzenlendi. Bodrum Belediye Başkanı Ahmet Aras‘ın “Artık yeni projelere ihtiyacımız yok, durup nefes almaya ve rehabilitasyona ihtiyacımız var” sözleri toplantıya damga vurdu…

Bodrum’da Başkan Aras’ın ev sahipliğinde Trafo Kafe‘de düzenlenen “Bodrum Sahipsiz Değil” toplantısına Büyükşehir Başkanı Osman Gürün ve meslek odaları ile STK temsilcileri katılmış.

İnsan ister istemez “Madem sahipliydik başta Bodrum olmak üzere Muğla nasıl bu denli betonlaştı?” diye de sormak istiyor.

İmar Barışı” kepazeliği başladığından beri kimse ağzını açmamıştı, Bakan Kurum‘un sadece Yarımada genelinde 8 proje kapsamında bin 611 konut ve 4 otel inşaatını durdurup, “Doğal güzelliklerimizi bozacak yapılara müsaade etmeyeceğiz. Müsaade edenlere de gerekli her türlü cezai işlem yapılacak” deyince herkes bülbül oldu!

Ben Gökova Körfezi’nde Akbük Koyu’nun sahibi kim çok merak ediyorum…

Herkes kafayı Kültür Turizm Bakanı‘nın tesis kurmak istediği Kissebükü Koyu‘na taktı! Ne Mürsel Alban, ne oradan sorumlu Bahattin Gümüş ne de her yerden sorumlu Osman Gürün ve çevrecilerimiz Akbük‘te yaşanan “kepazelik” için “gık” demedi.

Gazetecilere ne demeli; “Akbük’te susuz turizm”, “Akbük’te kanalizasyon yok” diye haberler yaptılar. Ama biri de çıkıp, “Su yok, kanalizasyon yok, imar planı yok bu yapılaşma nasıl oluyor?” diye sormadı! Yazımın başlığındaki ‘Kissebükü Koyu mu, Akbük Koyu mu?‘ sorusunun yanıtına gelince, ben birini ötekine tercih edemiyorum…

Son iki yılda Akyaka’dan Akbük’e bütün kıyı adım başı “beach” oldu… Kim verdi bunların işletme ruhsatlarını? Çevre ve Şehircilik Bakanı Murat Kurum mu verdi?

xx      xx      xx

Trafo Kafe toplantısında Bodrum Kent Konseyi Başkanı Arif Yılmaz, “Ben kendim yıkarım” deyip yıkım ekiplerini geri çeviren Bo Viera Otel için denize binlerce kamyon hafriyat döküldüğünü anımsatarak “Görünürdeki küçük aksaklıkları gidermek bir şey değiştirmiyor. Biz artık sonuç istiyoruz. Asıl maksat varolan kanunsuzlukları ortadan kaldırmak. Biz, Bodrum’da yerinden yönetim istiyoruz. Çevre Şehircilik Bakanlığı ve Turizm Bakanlığının acilen Bodrum’dan elini çekmesi yapılacak en hayırlı davranıştır.” diye konuşurken, TMMOB temsilcisi Şahabettin Doğan da “Doğamızı tahrip eden kötü inşaatlara karşı yerel yönetimlerimizi ve sivil toplum kuruluşlarını uyanık olmaya davet ediyoruz” demiş.

Hak vermemek mümkün değil… Dünyanın her yerinde “yerelleşme” ve “yerinden yönetim” yaşanırken, Muğla kıyılarının “korunmasının” bakanlığa bırakılmasını anlamak ve savunmak mümkün değil… Tabi bunun yanında “Buna karşılık gözlerimizin önünde betonla tanıştırılıp, tahrip edilen Menteşe’nin Karabağlar Yaylası ile Akbük Koyu’na adeta seyirci kalan yerel yönetime bu “koruma sorumluluğu” nasıl verilir?” sorusunu sormadan da edemiyorsunuz.

Aslında iki ucu şeyli değnekle karşı karşıyayız…

AK Partili Yatağan Belediye Başkanı Mustafa Toksöz seçildikten sonra Bozüyük Pınarbaşı‘nda basınla biraraya geldiği yemekte “İlk işim ilçenin tamamı için bir İmar Planı yaptırmak ve dönemimde bir tek nokta imar planı tadilatı yapmamak” dedi. Ağzım açık kaldı… Kaç yıllık basın mensubuyum, bir belediye başkanından bunu ilk kez duydum. Ama gözüm üzerinde…

xx      xx      xx

Bodrum Trafo Kafe‘de yapılan toplantıda Başkan Aras, 4 ay önce göreve gelir gelmez başlattıkları seferberliğin, Bakan Kurum’un açıklamalarıyla birlikte bir milat yaşandığını belirtirken, “Biz dört aydır bunu söylüyorduk. Bodrum’da bu yapılaşmaya izin veremeyiz, bodrum daha fazla kaldıramaz dedik.” diyerek şu ifadelerde bulunmuş:

Bodrum’un artık daha fazla yapılaşmaya tahammülü kalmadı. Yeni projelere ihtiyacımız yok, durup nefes almaya ve rehabilitasyona ihtiyacımız var. Sayın bakanımız da bizim düşüncemiz doğrultusunda bir açıklama yaparak, şu anda belli projelere müdahale etti. Projelerdeki aykırılıklar inceleniyor. İmar müdürlüğümüzde, bakanlığın ekibi var. Belediye de müdahil olmak zorunda. çoğuna da olmuş. Tespit ettiğimiz aykırılıklara yasal işlem yapmışız. Yaklaşık 30 binanın yıkımını gerçekleştirdik. Bu yıkımlar bir farkındalık yarattı. Bu imar barışını istismar ederek, yapı kayıt belgesi alarak onu yasallaştırabileceğini düşünenlere bir mesajdı. Bodrum sahipsiz değil mesajıydı.

Doğrusu Başkan Aras‘ın konuşması üzerine Büyükşehir Başkanı Gürün de Bakan Kurum‘a “Gelin bir on yıl soluk alalım. Muğla’da il genelinde resmi yapı ve konut yapımı dışında turizm tesisi, villa ve ikinci konuta izin vermeyelim. Muğla’yı kıyılarından başlayarak rehabilite edip, ülkemizin misafir odası haline getirelim” diye çağrıda bulunabilirdi…

Ancak O, imar yetki ve sorumluluklarının belediyelere verilmesini savunup “Özel çevre koruma alanları gerçekten korunuyor mu? Herhalde biz yanlış tercüme ediyoruz. Turizm Bakanlığı ‘ben bu bölgeyi turizm alanı ilan ettim’ diyebiliyor. O bölgede biz sadece itiraz eden, hukuki süreçleri bekleyen konumunda kalıyoruz. Biz onların yaptığı planları ilan ediyoruz. Sonra da itiraz ediyoruz. Anlaşılır bir olay değil.” diyerek şöyle devam etmiş:

Beş yıldır ısrarla söylüyoruz. İmar yetki ve sorumluluğunu belediyelere verin, ama bizi çizdiğiniz çerçeve içinde imar kanununa göre sıkı denetleyin. Şimdiye kadar duymadığımız bir ses duyduk. Bakan geldi ve dedi ki ‘ben bunların hepsine ceza kesiyorum ve bir ay müsaade veriyorum.’ Ben gerçekten samimiyetle ve tüm saflığımla çok mutlu oldum. Bu tesislerdeki kaçağı kabul eden ve bununla ilgili gerekli işlemi başlatan bir hareket yaptığı için, sayın bakana teşekkür ediyorum. Bu bir başlangıç. Çok önemli bir şey.

Nedense aklıma Başkan Gürün ve ekibinin 31 Mart yerel seçimlerinde “Kıyıların talan edimesini, betonlaşmasını istemiyorsanız oylarınızı CHP’ye verin” sözleri geldi.

Meğer belediyelerin bu konuda yetkileri yokmuş!

xx      xx      xx

Bakan Kurum‘un beklenmedik kararı ve uygulaması sadece beni değil Büyükşehir Başkanı Osman Gürün’ü de şaşırtmış. Bu beklenmedik ve şaşırtıcı gelişmeyi gazeteler şöyle duyurmuştu:

Çevre ve Şehircilik Bakanı Murat Kurum, Bodrum’daki koylarda incelemelerde bulundu. Bakan Kurum, Bodrum’da tartışılan The Bo Viera projesinin de aralarında bulunduğu 8 proje, 1611 konut ve 4 otel inşaatının durdurulduğunu söyledi.” Kıyı ve koylarda kaçak yapılaşmaya izin vermeyeceklernini kaydeden, Bakan Kurum ‘İmara ve yapı ruhsatlarına aykırılıkların giderilmesi için firmalara 1 ay süre verildi. Eğer giderilmezse biz, Valilik aracılığıyla gidereceğiz. İmar Kanunu gereği yıkım ve para cezası uygulaması da yapılacak. Muğla’da kaçak yapılaşmaya izin vermeyeceğiz. Doğal güzelliklerimizi bozacak yapılara müsaade etmeyeceğiz. Müsaade edenlere de gerekli her türlü cezai işlem yapılacak‘ diye konuştu. Bakan Kurum ilgili şirketlere para cezalarının kesildiğini ayrıca haklarında hukuki işlemelerin de başlatıldığını açıkladı.

Doğrusu ben bu operasyonun arkasında Okluk Koyu‘ndaki “hemşerimizCumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan‘ın olduğunu düşünüyorum.

Şimdi bütün Muğla ve ben The Bo Viera kepazeliğinin tamamen ortadan kaldırılmasını, Akbük Koyu’nun temizlenmesini ve Kissebükü Koyu’nun da korunmasını bekliyoruz…

——————————                                                           ——————————

GÜNÜN SÖZÜ: Politika, endüstrinin eğlence şubesidir.” Frank Zappa.

ÇİVİ

Arasta esnafı, Şadırvan Meydanı’nın trafiğe kapatılması için Menteşe Belediyesi ve UKOME’ye başvuru yapacakmış. Arkadaşım, “O meydan ne zaman trafiğe açılmış?” diye sordu.

Beni Bi Gülmek Aldı: )))))

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

1 ADET YORUM YAPILDI

YASAL UYARI! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen kişiye aittir.
celal şakıyan 05 Eylül 2019 / 12:01

40 yıllık bir şehir plancısı olarak; eğim nedeni ile Sanayi kullanımları Tarımsal alanları. Kıyılarda ise Turizm tesisleri kamu kullanımına aykırı olmak üzere yasaları kadük duruma sokarak bu günlere kadar yapılaşmalara gidilmiştir. İmar afları da yasalara uyanları cezalandırır duruma sokmuştur…. yılların deneyimi ile oluşan ve geliştirilen yasalar uygulanmak yerine yenileri getirilmiş, eskisi aranır olmuştur…3194 sayılı yasayı beğenmezken onun bile curcunaya çevrildiğini gördük. En son imar barışı yasası da tuz biber ekti. Hali hazırda Orman Alanları, Sit Alanları, Hazine arazileri imara açılır duruma getirildi…
Kıyılarda imar planı yapılıp Kıyı yasasına uygun 50m. lik park, 50m.lik günübirlik kullanım alanları imar yasasının 18. maddesi uygulanarak kıyıların kamu eline geçmesi sağlanabilecekken özellikle büyük tesislerin denize sıfır arazi kullanımlarına izin veridi veya göz yumuldu…sanırım büyük tesislerin planları yasal olarak onanmışsa kıyıdaki 50 m.lik şerit park olarak tescilsiz durumdadır. Tesisler o bölümleri gayri yasal,kiralama veya işgal yolu ile sahiplenmektedir.
Bozöyük B.Başkanının görüşü çok doğru değildir. Statik bir planlama anlayışı 80 öncesi imar planları için düşünülebilir,tek yetkili bakanlık olduğu dönemlerde. Yerel yönetimler imar planlarını plan bütünlüğünü bozmadan, ilaveler, revizyonlar,değişiklikler yapmak yolu ile KAMU YARARINI öncelik veren STRATEJİK PLANLAR olan dinamik bir planlama anlayışını benimsemelidirler. Planın en iyisi olmaz, Plan halkın ihtiyaçlarına cevap verecek şekilde hem ulaşım, hem arazi kullanım kararlarında değişmek durumundadır…ESAS OLAN YASALARA ; DOGRUSU KABULLENENE KADAR, İHLAL EDİLMEDEN UYGULAYAN VE UYGULANANCA uyulmasıdır. Yasaya uymadıktan sonra yasayı değiştirmişsin hiç bir faydası olmadığını 50 yıldır görüyoruz.