KIŞ MEVSİMİNDEN KORKAR OLDUK

Bu haber 31 Ocak 2013 - 18:56 'de eklendi ve 1.285 kez görüntülendi.
İsmail Ataseverismailatasever@hamlegazetesi.com.tr

Ne zaman Kış Mevsimi gelip çattı, milletçe korkar olduk.
Aksini iddia edemeyiz.
Her şey gözler önünde cereyan ediyor.
Hangi birinden dem vurayım?
Soba ve doğalgaz zehirlenmelerinden mi?
Aşırı yağışlar sonrasında oluşan sel sularının çoğu kentlerin bodrum katlarına su basması yanında, köprülerin yıkılması, kimi yolların kullanılamaz haline gelmesine mi?
Kar yağışlarının yoğun olduğu bölgelerimizde yolların geçit vermemesi bir yana kimi zaman çığ düşmesi sonucu hayatını kaybeden vatandaşlarımız.
Yağışlar sonrası daha bir kayganlaşan yollarda meydana gelen trafik kazalarında hayatından olan yine bizim insanımız.
Özellikle kendi bölgemiz Muğla’da seracılığın daha bir yapıldığı Fethiye’den Marmaris’e uzanan çizgide seraların sular altında kalması sonucu oluşan onca zarar.
Daha bir acı veren ne biliyor musunuz?
Düşük sıcaklıklar neticesi sıcak bir yuva bulamayan vatandaşlarımızın soğuktan donmaları.
Ve daha neler var ki, kış mevsiminin olumsuz koşulları yüzünden, bir yerde çile çekildi, çekilmeye devam ediliyor.
Eğer tedbirler alınmaz ise daha da çekeceğiz demektir.
***
Acaba diyorum!
Dünyada gelişme gösteremeyen yoksul ülkeler yanında dünyanın hangi noktasında, bizdeki gibi soba ve doğalgaz zehirlenmelerinden etkilenen kişiler var mıdır?
Sanmıyorum.
Onlar, hayatın idamesi adına karşılaştığı sorunların giderilmesi için her türlü tedbirleri aldığından, bizde olduğu gibi çoluk çocuk ölüme sürüklenmezler.
Buna karşın biz ne yaptık?
Sobalı evlerde, rüzgârın etkisini hesap etmeden uykuya daldık.
Daldık ya, ne yazık ki bir daha uyanamadık.
Çok değil bir haftalık süre içerisinde, ülkemizin birçok noktasında sobadan zehirlenmelerin sebebi başkası değil.
Dolayısıyla tedbirsizlik ve de bilinçsizlik onca insanımızı ölümlerle burun buruna getirdi.
Akabinde ah vahlar.
Ne yarar ki!
***
Vatandaşlarımız tedbirsizlik ve bilinçsizliğin kurbanı olurken, bizatihi devlet, ilişkin olarak ülke yönetiminde bulunan hükümetlerin neden olduğu ölümler de oldu.
Yanı sıra aynı sorumsuzluğu yüklenenlerden biri belediyeler.
Öyle belediyelerimiz var ki, yağışların daha bir gözlendiği, ilişkin olarak heyelan tehlikesi içeren yerlerde, ev yapımlarına izin verdi.
Sonrası malum.
Yine ölümler.
Yetmezmiş gibi dere yataklarına iskân için izin verilmesi.
Verildi ya sonuç ortada.
***
Böylesine olumsuz kış şartlarının hüküm sürdüğü Muğla’da da çoğu kez benzer şartlarla yüz yüze geldik.
Her yıl olduğu gibi bu sene Bodrum, Marmaris ve merkez ilçe, aşırı yağışlardan fazlasıyla etkilendi.
Aynı ölçekteki yağışlardan, seracılığın daha bir yoğun olduğu Fethiye, Dalaman, Köyceğiz ve Ortaca halkı da muzdarip oldu.
Bilhassa seracılıkla geçimini sağlayan halkın taleplerini yıllardır dinledik, yine dinliyoruz.
Seracılık yapan vatandaşlarımız, seralara su basmaması için bir takım tedbirler alınması gerektiği üzerinde durdukları halde, sözde işi kotarmak adına ya gelişi güzel düzenlemeler yapıldı.
Ya da üreticinin talepleri hep göz ardı edildi.
Hal böyle olunca ortaya çıkan manzara, zarar ve ziyandan başkası olmadı.
İşi garibi, zararın telafisini yine devlet yerine getirdi.
Yani zarar üstüne zarar.
Oysa, gerekli tedbirler alınmış olsaydı, onca ürünler heba olmayacak, devlet de cereme çekmek zorunda kalmayacaktı.
Dedim ya bir tarafta tedbirsizlik diğer yanda bilinçsizlik yüzünden ne yazık ki kış mevsiminin gelmezsinden korkak olduk.
Hem de aynı mevsimin kendine özgü güzelliklerini doya doya yaşayamadan.

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

Yorum Yok

Bu yazı yorumlara kapatılmıştır.