KIRK YILLIK KANİ BUNLAR, EKİP BUNLAR

Bu haber 22 Ekim 2009 - 0:00 'de eklendi ve 743 kez görüntülendi.
Hüseyin Nizamoğluhuseyinnizamoglu@hamlegazetesi.com.tr
Nerede Kalmıştık

Bu günlerde ülkemizde reform niteliğinde olan görüşler tartışılıyor. Kimin hangi konu hakkında ne düşündüğü zaten bilindiği için, tartışma heyecan vermekten uzak kalıyor. Kırk yıllık kani, olur mu yani! denilir amma, aslı şöyle olmalı idi; 64 yıllık kani denilince 1945 yılında çok partili demokrasiye giriş tarihi baz alınmalıdır. Halk bir yana, bunlar bir yanadır.
Hala inatla devam ediyorlar. CHP bu ekibin içinde aynı seviyede bir parçadır. Bir kısım basın bu ekibin bir parçasıdır. Basın hürriyetini bu azınlık ve sırça köşkleri pay edenler adına kullanan bu basını 1960 ihtilalinden tanıyoruz! 1980 öncesi terzi Fikri’leri yaratanlar olarak biliyoruz. Ülkede iki defa Ecevit iktidarı ve bir defa da Erdal İnönü’nün ortak olduğu hükümetlere yandaş olduklarını, her türlü sokak hareketini destek olduklarını biliyoruz.
Terör yaratan mimli kişilerin kullandığı talebelerin sokağa dökülmesi için bir gün evvelden terörü yönlendiren kişilerin hala illede başka rejim arayışlarına şahit oluyoruz. Bugün Cumhuriyet Gazetesinden bazı 60’lık yazarların yazılarından kısa bölümler vermek istiyorum. Haber Türk TV’nin devamlı verdiği bazı yazarların yazıları içinde özellik taşıyan, Cumhuriyet Gazetesi yazarları olduğunu artık bilmeyen yoktur. Salı günkü Oktay Akbal’ın köşe yazısını vermiştir. İşte bu yazıdan bir bölümü vereceğiz…
X             x             x
BİZ NEDEN YARGILANIYORUZ?
Mustafa Balbay ve Tuncay Özkan’ın son konuşmalarında birkaç satır…
Aylardır, beklide yıllardır sordukları bir soru; Ben niye Ergenekon zındanında aylardır yatıyorum. Suçum nedir? Bunun yanıtını kim verecek? Adalet verecek!.. Hangi Adalet?
AKP başbakanının, “Ben bu Ergenekon’un savcısıyım” diyen kişinin Adaleti mi?
Bunca insanın haksız yere suçlandırılması kaç yıl sürecek? Ölsünler mi? Kamu oyunun gözünde Atatürk devrimlerine bağlı oluşları, aydın, bilgili, çağdaş, uygar nitelikleri en büyük olmaları suçlama konusu mu?”
X             X             X
Oktay Akbal’ın  yazısı aynı tempoda uzayıp gidiyor. Madem gazeteyi okuyoruz, birde Cüneyt Arcayürek’i hülasa edelim.
X             X             X
HÜKÜMETİN ÖNCÜSÜ ÇANKAYA!
Hükümetin atacağı adımlarda öncelik aldığını kanıtlayan, bir başka gelişmeden söz etti Çankaya’daki!. Kürt açılımında muhalefetin tutumundan kaygılı. Ana muhalefetin RTE ile görüşmemesi rahatsız etmiş Çankaya’yı.
Ne yapmalı ki, ana muhalefet, örneğin kürt açılımında veya başka konularda hükümetle yan yana gelsin, hatta destek olsun! Bir formül ortaya atıyor; Milli güvenlik kuruluna ana Muhalefet de üye olsun! Demokrasi ile yönetilen ülkelerde iktidar ile muhalefetin bir araya gelerek, önemli sorunları birlikte görüşüp karara bağladıkları görülmemiş olsa gerek. Bu yeni bir yem. Amaç AKP hükümetine muhalefetin desteğini sağlamak! Sırada Emre Kongar var.
KAMERA ARKASI: Güven bunalımı
Ne yazık ki AKP, iktidara geldiği günden beri sergilediği “eylem ve söylem tutarsızlığı içinde” toplumdaki yaygın olan bu güven eksikliğini gidermek yerine pekiştirmiştir. Adalet, eşitlik, sosyal devlet anlayışı, demokrasi, laiklik ve insan haklarının yozlaştırılması. Bütün kamu oyunun gözleri önünde cereyan eden süreçler olarak, AKP iktidarını duyulan güveni zedelemiştir. Aynı süreç dış ilişkilerde de ortaya çıkmıştır. ABD ve AB’ye yapılan taahhütler konusunda yan çizilmesi İsrail, Ermenistan, Azerbaycan  politikalarında verilen sözlerin, yapılan eylemlerle tutarsız olması, dış dünya açısından da AKP iktidarına duyulan güveni sarsmıştır. Milli Görüş gömleği mi, muhafazakar demokrat gömleği mi giydiği konusundaki belirsizlikler. Batıya mı, doğuya mı yöneldiği soruları…
X             X             X
Yukardaki üç yazarımızın yazılarından alınan bölümlere benzer yazılar, yıllardan beri aynı tempoda devam eder. Dikkat ederseniz Baykal’ı yönlendiriyorlar. Sakın ha, başbakanla görüşme ki bu kavga hep devam ettikçe hepimizin liderliği devam eder. Bizden birisi öldürülmüşse, hemen yaygara koparırız. Muğla’da bile Uğur Mumcu’ya bulvarının adı verildi.
Bunun anlamı şudur, bu yazarımızı dindarlar öldürdü. Aynen Menemen yalanı gibi!…
NTV ekranında Emre Kongar ile Mehmet Barlas siyasi sohbet tartışması yapıyor. Öncekinden daha kaliteli geçen bu proğramın kaliteli olmasında Barlas’ın hakkını vermek lazım. Bu yazarlar acaba bu milleti ne zaman öğrenecekler? CHP ne zamana kadar adeta yedek parça olmaktan kurtulacak? Şimdide bu hükümet hakkında büyük tarihçi, büyük yazar aynı zamanda nüfusun yüzde sekseni gibi düşündüğünü her seçimde gösteren Yılmaz  Öztuna’nın bir yazısından özet vereceğim…
X             X             X
İSTANBUL ZİRVESİ
İstanbul Zirvesi, muhteşem geçti. Harbiye’deki İstanbul Kongre merkezinin yerin 7 kat altındaki muazzam salonu 186 ülkeden gelen  15 bin kişi ve çoğu yabancı 1062 gazeteci tarafından çok beğenildi. Kalkınan Türkiye’nin sembolü gibi idi. Ağzına kadar dolup taştı. IMF’nin 2001’de şüphesiz Amerika’nın emriyle bize oynadığı oyun artık açığa çıktığından Erdoğan hükümeti, aslında ortağı bulunduğumuz bu kuruluşla imza atmak için derinlemesine düşünüyor. Ecevit’in durumuna düşmek istemiyor. Gene Amerika’dan Ekonomi bakanı ithal etmek zorunda kalmayalım diye…
IMF ve Dünya Bankasının yıllık zirvesini İstanbulda yapması, Türkiye’nin 13 gelişen devletin başında geldiğinin göstergesidir. Bu günkü Alman Cumhurbaşkanı, Dünya bankası başkanlığında bulunmuştur. Avrupa ekonomisinin başını çeken Almanya’da, refahının bozulmaması için gelişen ülkelere yakın davranacaktır. Başbakan Erdoğan, zirve dışında, Yıldız Teknik Üniversitesi’nin açılışında da son derece ağırlıklı  mühim bir konuşma yaptı. Gözleri hala çöplükte demode malum kesimleri de kınadı.
Bana göre, Anayasa muhakkak değişecek, Meclisin dışında yetkili hiçbir kuruluş olamaz. Okul, Kışla, mahkeme  siyaset yapamaz. Siyaset meraklıları milletin oyunu alarak meclis çatısı içinde kendisine verilen yetki ile millete hizmet eder.

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

Yorum Yok

Bu yazı yorumlara kapatılmıştır.