Kimsenin Umurunda Değil!..

Bu haber 14 Ocak 2014 - 9:09 'de eklendi ve 861 kez görüntülendi.
İsmail Ataseverismailatasever@hamlegazetesi.com.tr

İSMAİL ATASEVER
Yıllar var ki bir gerçeğin atını çizdim.
Özellikle, komşu il Antalya almış başını giderken.
Dedim ki;
Bizim Antalya’dan neyimiz eksik?
Üstelik fazlamız var.
Bir tarafta 1124 KM uzunlukta sahil bandı.
Diğer yanda seyrine doyum olmayan doğal yapı.
Yanı sıra her mevsim elverişli iklim koşulları.
Buna karşın gel gör ki, Muğla adına değişen bir şey yok.
Antalya yine şu sıra, dünyanın dört bir tarafından gelen değişik kategoride spor kulüplerini barındırıyor.
Dolayısıyla birbiri ardı sıra düzenlenen turnuvalar, bu kenti daha farklı bir konuma büründürüyor.
Bunun en belirgin göstergesi Galatasaray, Trabzonspor, Celtic ve Ajak takımlarının katıldığı turnuva.
Üstelik bununla sınırlı değil.
Dünyanın dört bir köşesinden gelen pek çok kulüpler arasında benzer turnuvalar düzenleniyor.
***
Bu arada sanılmasın ki yeri geldiğinde kaleme aldığım bu konuyu bir kez daha gündeme getirmem, sıradan bir olay.
Asla değil.
Düşünün ki Muğla, 2013 turizm sezonunda, açıklanan resmi rakamlara göre ülke ekonomisine 3 milyar doların üzerinde katkı sağlıyor.
Hal böyle iken, nispeten ölü sezon olarak nitelendirilen bu aylarda, Antalya ilinin yaptığı gibi turizmi canlandırma çabası içerisinde olamaz mıyız?
Aynı il sadece fikstür gereği devre arası olarak belirlenen Ocak ve Şubat aylarında 2000 ‘in üzerinde takımı barındırıyorsa!
Dolayısıyla yerli yabancı bu kulüplerden elde edilen girdi tahminlerin çok üzerinde ise!
Denmez mi, demez miyiz?
Bizim Antalya’dan neyimiz eksik?
Üstelik kıyı uzunluğu, doğal yapı ve tesisleşme itibariyle fazlamız var.
Peki nedendi?
Neden Antalya gibi olamıyoruz?
Bugüne değin birçok kereler değindim.
Şimdi, bir kez daha altını çizmek istiyorum.
Evet, birçok bakımdan Antalya’dan farklıyız ama öyle bir eksiğimiz var ki asıl olan bu.
Sizin bunca uzunluktaki kıyılarınız olsa da…
Seyrine doyum olmayan tabi yapınız olsa.
Ve de yeterli tesisleriniz var ama aynı paralelde eksiklerimiz de var.
Bir kere, öncelik özel sektöre ait olmak üzere girişimcilik bağlamında Antalya’nın çok gerisindeyiz.
Aynı ilde konuşlanan niceleri kendi başına veya bir araya gelerek, değişik sportif tesisler oluştururken, Muğla kıyalarında konuşlanan turizm merkezlerinde hala bir kıpırdama yok.
Sanki her biri başını kuma gömmüş Huma kuşları gibi bekliyor.
Bu arada deniyor ki;
Muğla’nın dört bir taraf Sit kapsamı içerisinde.
Dolayısıyla tesisleşmeye imkan vermiyor.
Doğru, doğru da çeşitli sportif tesislerin sit alanı içerisinde yapılması şartı yok ki!
Eğer siz bu işe gönül verecekseniz, Sit kapsamı içerisinde olmayan iç kesimlerde her türlü tesisi yaparsınız.
Dolayısıyla, bu bağlamdaki eksikliği sadece Site bağlamak kesinlikle mazeret olamaz.
Bir eksikliğimiz daha var ki en az diğerleri kadar önemli.
Girişimcilik ruhu.
Kim ne derse desin, nasıl bir yaklaşım içerisinde olsa da Muğla halkında girişimcilik ruhu ne yazık ki istenen düzeyde olmaktan çok uzak.
Hal böyle olunca, Antalya iline bakar bakar gıpta ederiz.
Sonra da turistik tesislerin boşluğundan yakınılır.
***
Şimdi…
Eğri oturup doğru konuşalım.
Siz, ölü sezon olarak nitelendirilmesine karşın, kış ayları içerisinde de değişik aktivitelerin olabileceği noktasından hareket ederseniz, belki Antalya’yı yakalayamazsınız ama zaman içerisinde çok mesafe alınır.
Yeter ki, mevcut tesislerin bütün yıl boyunca değerlendirilmesi adına adımlar atılsın.
O takdirde bakıp görülür ki, Fethiye’den Bodrum’a uzanan çizgide yer alan kıyı şeridinde, birbirinin fevkinde sportif tesisler yer almış.
Akabinde, her kategoride mücadele eden takımlar bu kıyılarda konaklıyor.
Bu nedenle gerek özel sektör gerekse devlete düşen görev, turizmin bütün yıl yapılması ve çeşitlenmesi adına kayıtsız kalmak değil, gerekli adımların atılmasıdır.

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

Yorum Yok

Bu yazı yorumlara kapatılmıştır.