Kimsenin Başı Ağrısın İstemiyoruz

Bu haber 29 Nisan 2014 - 20:03 'de eklendi ve 831 kez görüntülendi.
İsmail Ataseverismailatasever@hamlegazetesi.com.tr

İSMAİL ATASEVER

Yarın 1 Mayıs.

Ne var ki aynı gün adına, özde baharın müjdecisi olmasına karşın, ne zamandır başka anlamlar yüklendi.

1 Mayıs, birçok kesim tarafından İşçi Bayramı olarak görülmeye başlandı.

Aslında çok da önemi yoktu.

Ha Bahar Bayramı ya da İşçi Bayramı olsun.

Ne fark ederdi?

Önemli olan, baharın müjdesi olarak kabul edilen bir günün beklentiler kapsamında kutlanmasıydı.

Aslında bir süre öncesine kadar kutlanmıştı.

Hem de 7 den 70’e katılım olduğu halde.

Buna karşın belirli süreçten itibaren, özellikle bazı Sendika Temsilcileri, sanki karşı çıkan varmış gibi, 1 Mayıs işçi bayramıdır.

Dolayısıyla işçiler de kutlamaya ortak olmalıdır yaklaşımı içerisinde oldular.

Oldular ya ne varsa ondan sonra oldu.

Geçmişten günümüze ülke yönetiminde görev üstlenen hükümetlerle ilgili, özellikle işçi ücretlerinde yeterli düzenlemeler yapılmıyor yaklaşımı içerisinde olan sendikalar, her 1 Mayıs’ta hükümete telin mitingleri düzenlediler.

***

Aslında ilk bakışta şu denebilir.

Bunda ne var.

Çalışanlar, hak ettiği ücreti alamadıkları için tepkisini ortaya koyuyorlar. Doğrudur.

Madem ki emek sahipleri bihakkın, devletin çıkarları doğrultusunda çalışmaktadırlar.

Emeğinin karşılığını almalılar.

Dedim ya buna kimsenin itirazı olamaz.

Olamaz da, çoğu yıllar iş çığırından çıktı.

Bir yerde çıkarıldı.

Çalışanlar, emeğinin karşılığını alamadıkları gerekçesiyle tepkilerini ortaya koyarken, aralarına karışanlar dozajı aşan eylemlere giriştiler.

Etti edemediler, birçok kereler miting alanının yakınında bulunan işyerlerini tarumar etmenin ötesinde yakıp yıktılar.

Böylelikle aynı eylemlerde kurunun yanında yaşta yandı.

Bu düpedüz haklı iken haksızlığa düşmekten başkası değildi.

Eylemlere karışan bazı art niyet sahiplerinin eğilimi, “üzüm yemek yerine bağcıyı dövmek” olunca, hiçte istenmeyen olayların olduğu hafızalarımızda saklıdır.

Bilhassa ölümlere varan eylemlerin kendini gösterdiği yılları unutmak mümkün değildir.

***

Bu arada önemli bir ayrıntı daha var.

Hani denir ya, iğneyi kendine çuvaldızı başkasına batır.

Aynı eylemler sürecinde hükümetler, ilişkin olarak kolluk kuvvetleri de sütten çıkmış ak kaşık değillerdi.

Hükümetlerin yer konusunda diretmeleri üzerine emniyet güçlerinin zor kullanmaları, işçi bayramlarının korku günü olarak algılanmasına neden oldu.

Bugün 1 Mayıs’ın yıllar öncesinden farklı algılanmasının başkaca hiçbir sebebi yoktur.

Oysa karşılıklı inatlaşma olmadan, özellikle sendika temsilcileri kendilerinden olmayan art niyet sahiplerini kontrol edip miting alanına girmelerini önlenebilseydi, 1 Mayıs’lar tabir yerindeyse adam gibi kutlanırdı.

Ne var ki olmadı.

O güzelim baharın müjdecisi kabul edilen gün, yıllardır gönül rahatlığı içerisinde kutlanamıyor.

***

Ümit ederim ki bu defa 1 Mayıs, başta Metropol Kentlerden İstanbul, Ankara ve İzmir başta olmak üzere, diğer yerleşim birimlerinde olaysız bir şekilde kutlanır.

Dolayısıyla hiçbir vatandaşımızın burnu dahi kanamadan, bayramın yüklediği anlam doğrultusunda etkinlikler sergilenir.

Tabi bunun için her kesime önemli görevler düşüyor.

Hükümet, ilişkin olarak emniyet güçleri itidali elden bırakmadan hareket etmeli.

Özellikle İstanbul’da sendikalar da;

Önemli olan 1 Mayıs’ın kutlanmasıdır.

Neresi olursa olsun fark etmez noktasından bakarak, Taksim Meydanı adına diretmemeli.

Yok eğer, illa da Taksim Meydanı diretmesinde bulunurlarsa, korkarım yine istenmeyen olaylar kendini gösterir.

Oysa herkesin arzusu, 1 Mayıs’ta kimsenin başının ağrımamasıdır.

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

Yorum Yok

Bu yazı yorumlara kapatılmıştır.