Kime, Neden Oy Vereceğiz?

Bu haber 26 Ekim 2015 - 23:23 'de eklendi ve 961 kez görüntülendi.
Özcan Özgürozgurmugla@hotmail.com
Özgürce

Seçime 5 gün kaldı. Dünkü yazımda sandıktan tek parti iktidarımı yoksa koalisyon mu çıkacağının belli olmadığını belirterek “seçim bıçak sırtı” demiştim.

Seçimde geri sayım hızlanırken seçim gafları konuşulmaya başladı. Başbakan Davutoğlu’nun “Nankör IŞİD” ve “Zalimin yanında yer alırız” şeklindeki ifadelerinin “gaf” olarak değerlendirilmesini doğru bulmuyorum.

Bütün seçimlerde olmuştur. Bütün liderler dil sürçmesi yaşamıştır. Bu konuda en ünlü Tansu Çiller’dir. Ancak Başbakan Davutoğlu’nun annesi, babası eş bulamayan gençlere devletin kapısını göstermesi dil sürçmesini biraz geçti.

 

xx           xx           xx

Tansu Çiller bir seçimde “iki anahtar” vaadinde bulunmuştu. Anahtarlardan biri ev, biride otomobil içindi. Sanıyorum o seçimi Çiller kazanmıştı, ama ne ev nede otomobil vaadi yerine gelebildi… (!)

Batı ülkelerinde bu tür vaatler oluyor mu bilmiyorum. Olmuyordur herhalde. Onlarda liderler seçmenin karşısına yazılı beyannamelerle çıkıyor. Bizimkilerinde yazılı seçim beyannameleri var, ama seçim alanlarının heyecanı bir başka.

Coşuyorlar kendilerini tutamıyorlar, kendilerinden geçiyorlar…

Rahmetli Süleyman Demirel’in anlı şanlı günlerinde ülkenin önemli bölümünde ekonomi tütün ekimine dayalı idi. O nedenle Karadeniz’de çay ve fındık ile bir bölümünde tütün, ülkenin geri kalan bölümünde de tütün ve pamuk fiyatları en önemli “seçim beyannamesi” idi! Seçimlerde hangi partinin ne fiyat verdiği önemliydi. Hal böyle olunca o seçimlerden birinde rahmetli Süleyman Demirel kürsüden “Kim ne veriyorsa ben iki katını veriyorum.” diye sesleniyordu…

O yüzden dil sürçmesine, abartıya fazla takılmamalı. Hatta Tansu Çiller iki anahtarın yanında neden birde evlilik cüzdanı vaat etmemiş diye düşünüp kendinize bir gülme vesilesi yaratabilirsiniz…

xx          xx           xx

Dünkü yazımda seçime giderken kalan günler için Suruç’ta, Ankara’da yaşanan acıların bir başkasının yaşanmaması temennisinde bulunmuştum.

İnşallah yaşanmaz. Tersine yeni dil sürçmeleri, gaflar, abartılar olurda hep birlikte güleriz…

Batılı ülkelerde seçimler karnaval gibi geçiyor. Bizde ise derbi maçından beter. Liderler adeta birer Hint Horozu (olmayanlar üstüne alınmasın)… Sanki seçime değil savaşa gidiyoruz.

Kim bilir belki bir gün eller gibi bizde güle oynaya; liderlerin birlikte televizyona çıkıp gazetecilerin ve halkın telefonla ilettiği sorularını yanıtladıkları seçimler yaşarız…

 

xx           xx           xx

Geçmiş seçimlerde cenazelerde bile birbirlerinin yüzüne bakmayan siyasiler rahatlıkla birlikte televizyonlara çıkarlardı. Sorgulanmaktan çekinmezlerdi.

Nedense son yıllarda bırakın liderlerin aynı televizyon kanallında birlikte programa çıktıklarını görmeyi, artık ayrı ayrı da olsa aynı kanala çıkmıyorlar. Veya çıkarılmıyorlar!

Bu Oslo Anlaşması nedir? Partilerin liderleri seçilmeleri halinde vaatlerini gerçekleştirebilecekler mi? 7 Haziran da koalisyon neden kurulamadı? Bu beyaz Toros nereden çıktı? Terör örgütlerine partilerin kiminin yakın, kiminin uzak durmasının sebebi nedir? Partiler çözüm süreci ve Avrupa Birliği konusunda neden ve ne kadar anlaşıp anlaşamıyorlar? 1 Kasım da sandıktan yine koalisyon çıkarsa yine seçime mi gideceğiz?

Bu soruları çoğaltabiliriz.

Düşünün bir kere liderler aynı televizyonda, aynı programda bir araya gelmişler, birbirlerinin gözlerinin içine baka baka sorulara yanıt veriyorlar…

Güzel olmaz mıydı? Elbette olurdu. Seçmenlerin imanlarının tazelendiği masraflı, paralı ve riskli mitinglere bile gerek kalmazdı.

 

xx           xx           xx

Televizyonlarda eksikliğini duyduğumuzun yerini zaman içinde sivil toplum örgütleri doldurmaya çalıştı. Muğla’da son birkaç seçimde (yerel ve genel) STK’lar partilerin adaylarını sorgulayıp, ellerinden imzalı senet aldıkları bile oldu.

Sivil toplum örgütlerinin temsilcileri ile adayların buluştuğu ilk yıllarda sistem işliyordu. Buluşma partiler tarafından ciddiye alınıyordu. Dönemin İl Özel İdare salonunda yapılan buluşmalara bazı adayların taraftarları ile birlikte geldikleri bile görüldü.

Gelinen noktada bu gün bu yönteminde bir anlamı kalmadı. Demokrasinin işletilebilmesi için ne bulunduysa, bir süre sonra yozlaştırıldı. İşe yaramaz hale getirildi.

 

xx           xx           xx

STK temsilcileri ile adayların buluşması en son 7 Haziran Genel Seçimi sürecinde gerçekleşti. O buluşmanın 1 Kasım Tekrar Genel Seçimi içinde gerçekleşmesini beklemedim değil. Buluşma çok işe yaradığından da değil hani… Benimkisi merak…

Seçime 5 gün kaldı. Bu güne kadar yapılmadığına göre, demek ki bundan sonrada yapılmayacak!

Zaman içinde neredeyse bütün Türkiye’ye benzerleri yayılan MUMİKOM da (Muğla Milletvekillerini İzleme Komitesi) bu şekilde sessizce yok olup gitti. Bir kapanış, lav ediş, fesih ediş açıklaması da yapan olmadı.

Sosyologların, siyaset bilimcilerin, mercek altına alabilecekleri bir süreçti. Bu da bir başka yazı konusu olabilir.

 

xx           xx           xx

7 Haziran Genel Seçimine gidilirken Konakaltı Kültür Merkezi’nde Menteşe Kent Konseyi “Muğla adaylarını tanıyor” başlıklı bir buluşma gerçekleştirdi. Açılış konuşmasını Op. Dr. Naki Bulut’un yaptığı toplantıda CHP Burak Erbay tarafından temsil edilirken, MHP Nazmi İyibilir, HDP Hürriyet Karadeniz, Anadolu Partisi Enis Tunca, BTP Adem Öztürk, Millet Partisi Şevket Kuzgun, DYP de partinin Genel Başkanı Salih Öner tarafından temsil edilmişti.

Başta AK Parti olmak üzere Vatan Partisi, DSP, DP ve Saadet- BBP Milli İttifakı temsilci göndermemişti.

Ortada bir ciddiyetsizlik vardı. DYP’nin Muğla’da adayları varken İstanbul’dan Milletvekili adayı olan Genel Başkanlarının gelip konuşma yapmasını hala anlayabilmiş değilim…

 

xx           xx           xx

Çağrılı oldukları halde başta AK Parti olmak üzere temsilci (milletvekili adayı) göndermeyen öteki partiler için “Bunların demokrasiye inançları, saygıları yok” demek mümkün…

Peki ya ötekilerine ne demeli?

CHP’yi temsil eden Burak Erbay bugün olduğu gibi o zamanda partisinin 4. sıra adayı idi. Nazmi İyibilir MHP’nin 6. sırasında yer alıyordu. Sadece Hürriyet Karadeniz ve Enis Tunca partilerinin liste başı adaylarıydı…

Gönül isterdi ki o gün orada AK Parti de temsil edilmiş olsun; CHP ve MHP de liste başı adayları ile temsil edilmiş olsundu… Sakın yanlış anlaşılmasın. Liste başı olmayan adayları küçümsediğim falan yok. Her partinin 6 adayı da önemlidir. Aynı partiden 6 adayın seçilme ihtimalide her zaman vardır.

 

xx           xx           xx

Sivil toplum örgütleri ile milletvekili adaylarının buluşması 1 Kasım için yapılmadı. Neden yapılmadı bilmiyoruz. Açıklama yapan olur mu onu da bilmiyoruz.

Bildiğimiz bir şey varsa, o da söz konusu buluşma 1 Kasım için de yapılmış olsaydı bir işe yaramayacaktı!

Ama keşke televizyon ekranlarında liderleri Amerika’da, Avrupa’da olduğu gibi birlikte görebilseydik. 5 gün sonra bir kör döğüşünden çıkıp oy kullanacağız.

Elbette kılı kırk yarıp, kimin ne dediğini dinleyip, akıl süzgecinden geçiren; inanmaktan çok anlamaya çalışan seçmenlerimizde vardır. Ama yüzde kaç? İnanıyorum ki seçmenimizin yarıdan fazlası futbol kulübü tutar gibi gidip partisine, hayran olduğu liderine oy kullanacaktır.

İşte buda bizim demokrasimiz.

Bari pazar günü hangi partiyi tercih edersek edelim vatandaşlık görevimizi yapıp oyumuzu kullanalım.

 

 

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

Yorum Yok

YASAL UYARI! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen kişiye aittir.