KİM HAKLI, KİM HAKSIZ NOKTASINDA DEĞİL

Bu haber 17 Temmuz 2009 - 0:00 'de eklendi ve 701 kez görüntülendi.
İsmail Ataseverismailatasever@hamlegazetesi.com.tr

Bir olay var ki hiç gündemden düşmüyor.
Aslında sade bir gelişmeyle sınırlamak ne derece doğru kestiremiyorum.
Zira söz konusu olay öylesine dallanıp budaklandı ki…
Hangi birine el atılsa, elinizde kalıyor.
Hem de yıllardan bu yana.
Sözü fazla uzatmadan, yeni bir gündemle karşımıza çıkan gelişmeden dem vurmak istiyorum.
Sade ülkemizde değil dünyanın neresinde olursa olsun, bir işletme ancak bu denli gündemde yer edebilir.
Her halde Yatağan ve havalisinde konuşlanan termik santraller kadar müessese ilgilileri dahil, çalışanlar ve halk ancak bu derece santralle içli dışlı olurdu.
Yanı sıra bunca süre içerisinde görev üstlenen hükümetler, dolayısıyla ilgili bakanlık.
Yıllarca santral bacalarından çıkan, dolayısıyla çevre ve insan sağlığı üzerinde ciddi tehlikeler içeren kükürt dioksit gazını bertaraf edecek, baca gazı arıtma ünitesinden yoksun olması, kanayan bir yaraydı.
Bakıp görüldü, gerçekten bacalar zehir saçıyor.
Desülfrizasyon ünitesinin yapılmasına kadar mücadele edildi.
Ne zaman ilgili üniteler tamamlandı.
Her ne kadar tam randımanlı çalışmasa dahi, değil mi ki ara sıra çalışıyor.
Çevreye olumsuz etkisi eskisi gibi değil.
Bir yerde pek ses çıkarılmaz oldu.
Oldu ya bu defa başka nedenlerden şikayetler başladı.
Kömür taşıma işinin müteahhitlere verilmesi, işçi alımları ve santralin özelleştirme kapsamına alınacağı girişimlerine ayaklanmalar.
Bununla ilgili, mensup olduğum Hamle Medya Grubu yayın organlarından gelişmelerin çoğu kez manşetten verildiği kayıtlarımızda saklıdır.
Dolayısıyla gün geçmedi ki ilgili tesisler hakkında bir sorun çıkmasın.
Şimdi ise bir başka olay daha çarpıcı şekilde yansıyor.
Aynı termik santralleri besleyen kömür havzalarından biri Yeşil Bağcılar Beldesi.
Yapılan etütler, beldenin altında önemli rezervde kömür bulunduğunu gösterince, ister istemez devletin ilgili kurumları harekete geçiyor.
Bunun anlamı Yeşil Bağcıların istimlak edilmesidir.
Yani yıllardır halkın iskan ettiği beldenin ortadan kaldırılması.
Halk, bir yerde şeriatın kestiği parmak acımaz diyerek kaderine razı oluyor.
Nasılsa mesken tutmaları için kendilerine bir yer gösterilirdi.
Oluyor ama her birinde, bari mağdur edilmesek! düşüncesi var.
Ardından alınan karar gereği tüm taşınmazlarla ilgili bedel tespit çalışmaları yapılır.
Böylelikle halkın bir kısmı, beldenin hemen bitişiğinde belirlenen alanda konuşlanırken bazıları terki diyar eyler.
Şimdi denebilir ki, alan razı veren razı olduğu halde, sorun ne?
Belde halkının şikayeti, istimlak bedellerinin az olması yanında zamanında ödenmediği.
Yanı sıra, santrale alınacak personelle ilgili sınavda haksızlık yapıldığı.
Kömür çıkarma işlemi sırasında kullanılan dinamitlerden bir kısım evlerin zarar gördüğü.
Bu gerekçelerle toplanan 200 civarında Yeşil Bağcılar halkı, GELİ Müessese Müdürlüğüne yürür.
Ellerinde “kara elması düşündüler, bizleri düşünmediler” pankartı vardır.
Bazı engellemelere karşın santral bahçesine girerek oturma eylemi yaparlar.
Direniş hareketi üzerine Müessese Müdürü Yüksel Akın;
İşçi alımları sırasında kesinlikle adil davranıldığı, sözü edilen 5 işçi değil 15 işçinin Yeşil Bağcılar beldesine ait olduğunu belirtirken, bir sitemde bulunur.
Bu denli şikayet edecektiniz.
Zamanında tapularınızı neden verdiniz.
Şimdi, tarafsız gözle gelişmeleri irdelediğimizde, dolayısıyla yapılan açıklamalar paralelinde, kimin haklı kimin haksız olduğunu söylemek olası değil.
Şayet istimlak bedelleri normal rayicin altında olduğu gibi belirlenen miktarlar zamanında ödenmez, işçi alımları sırasında haksızlık yapıldı ise elbette ki, belde halkı haklı.
Yok eğer, bedeller normal rakamlar içerdiği gibi zamanında ödendi.
Söz konusu edilen işçi alımlarında mağduriyet söz konusu değilse, müessesenin haksız olduğu söylenemez.
Hal böyle iken, taraflardan hangisinin haklı olduğu hususunda peşin hüküm vermek, gerçekten zor.
Bu bir yerde Nasrettin Hoca’nın, benzer vaki bir şikayet üzerine, sende, sende haklısın vurgulamasıyla eşdeğer.
Sonra nasılsa belirlenen 5 kişilik bir heyet meselenin ne olup olmadığını araştıracağına göre, olayın doğruluğu açıklığa kavuşacak demektir.

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

Yorum Yok

Bu yazı yorumlara kapatılmıştır.