Kim Fransız?

Bu haber 18 Ocak 2013 - 0:00 'de eklendi ve 881 kez görüntülendi.
Dr. Gülten Şimşekgultensimsek@hamlegazetesi.com.tr
Bakış

Kültürel mirasımızın önemli bir ürünü
Renk renk, desen desen. Alı al, moru mor.
Kırbahçesi, Osmanlı motifleri.Anlayacağınız özgün motifler..
Adeta pamuğun tüm zarafeti ilmeklerle dokumaya akmış..
Üzerinde basma motifler, kenarlarında çeşit çeşit oyaları mevcuttur…
Kenarlarına yapılan el işçiliği ile güzelliği taçlandırılır. İster tığ ile yap, ister iğne ile..Yakışanı yap..
Anadolu’ nun simgesi.
Gelinlerin çeyizinde mutlaka olur..
Bizim oralarda camekanlı minicik sandıklara koyulur.. Bakınca renkleri ve el işçilikleri insanın içini açar. Sanki  özgün değerlerimiz topyekûn küçülmüş ve camekanlı sandığın içine girmiş gibidir.. İnsan beyninin yarattığı imgeler el işçiliği hayat bulmuştur adeta. Ben zaten kendi kültürümün aşığıyım..  Kalbim bu kültürle hayat buluyor..  Hani kültürel beslenmem olmasa sanki nefes alamayacağım gibi bir his içimi boğmakta.
Biliyorsunuz  yüce Toroslardanım… Kaş’ın hem sahil köyü, hem de yayla köyü var..  Memleketimdeki  yaşamsal döngüm Dokuz Eylül Tıp fakültesi’ne gidene kadar Kaş, Kaş’ın Gömbe Yaylası ve Antalya merkezde aktı.. Onun için bizim oraların kültürünü özümsemiştim..  Şimdilerde sadece tatillerde gidebiliyorum. Özümsediğim kültürden neler kaybettim bilmiyorum.. Kayıplarım varsa da yeni kazanımlarım olmuştur..
Şehir züppeliğini hiç sevmiyorum.. İnsanlığını unutup burnu Kafdağı’nda olanlar ise itici. Sanki küçük dağları onlar yaratmış.. Burnu yere düşse almayacaklar.. Ne oldum delisi olmamalıyız  hayatta… Hayat aynı zamanda bir imtihan yeri..
Sadeliği seviyorum ben ve aynı zamanda tevazuu.
Sevgi kavramımda, dilden gönle indi. Merhamet ve vicdan ile taçlandırdım.
Daldım gittim ve kendimden inciler döktürdüm..
Biliyorum yukarıda yazdıklarıma takılı kaldınız… Neyden bahsettiğimi merak ediyorsunuz..
İçinizden habire du-bakalım ne olacak deyip durdunuz..
Evet ben YAZMADAN bahsetmiştim..
Yılların eskitemediği bir aşk hikayesi var ya, Selvi Boylum Al yazmalım.. Kadir İnanır’la Türkan Şoray’ın filmi. Burada büyülü bir aşk var. Bu filmde aşkın karşısında, sevgiye verilen emek kazanıyor… Türkan Şoray’ın Al Yazmasından bahsetmiştim..
Evet.. Hayatlar filmdir.. Filmlerde hayattır..
Şairin dediği gibi,
Şu gönlüme ateş düştü
Ne yapayım ne edeyim
Sensiz hayatı neyleyim
Allı gelin telli gelin..
El sanatlarımız bizim özümüz.. YAZMA bizim kültürümüz..
Biz kendi kültürümüze turistiz.
Değerlerimizin yaşaması ve yok olmaması için çaba göstermiyoruz.
Bilmiyoruz ki özgün değerlerimiz kaybolursa bizlerde yok oluruz.. Onun için bizim kültürel değerlerimize sıkı sıkıya sarılmalıyız.. Yok olma tehlikesi içinde çığlık çığlığa kalmış el sanatlarımız yaşatmalıyız..
Bedri Rahmi Eyüpoğlu’nun Fransız asıllı Kanadalı gelini Hughette Bouffard yazmacılığı yaşatmak için ne varsa yapıyor.. Kendisi aynı zamanda bir tıp doktoru.. Bedri Rahmi Eyüpoğlu’nun ölümünden sonra eşi ile bu işe gönül vermiş. Eşi de ölünce yazmacılık işinde hiç kopmamış ve dört el ile Anadolu’nun kültürel mirasına sıkı sıkıya sarılmış..
Zengin bir yazma koleksiyonuna sahip olan kayınpederinin karakalem ve fırça boya ile yaptığı yazmaları kalıp üzerine aktararak geleneksel el sanatımızı modern teknikle buluşturmuş. İpek ve pamuk üzerine yaptığı baskılı yazmaları yurt içi olduğu kadar yurt dışındada sergiler açarak Anadolu kültürünü tanıtmaya çalışmıştır.. Nefes altığı topluma vefa borcunu ödüyor adeta.
Kim Fransız ? O’ mu biz mi ?
Biz ise değerlerimize burun kıvırıyoruz..Hani birisi bir törpü aslada hepimizin burnunu bir güzel törpülese iyi olacak..Özellikle kasıntı içinde olanların ki olsun lütfen…
Bende ilimizde ölmek üzere olan el sanatlarımızın yaşatılması ve desteklenmesi için bir şeyler yapalım istiyorum.Kavaklıdere’nin bakır işçiliği geleceğe taşınsın istiyorum.Böylesi bir çok değerlerimiz yok olma gerçeği ile yüz yüze.. Çok geç kalmadan Anadolu’nun el sanatlarının çığlıklarını duyalım lütfen..
XX                                               XX                                         XX
Bir gün Muğla Yenigün Gazetesinde ‘ Çakal ‘diye bir köşe yazısı okumuştum.. Hedefini anlamıştım lakin tekrar okumak istedim. Köşe yazısı yayından kalkmıştı.. Şaşırdım.
Bense yazdığım yazının arkasında kalırım ve bedelini ödeyemeyeceğim yazıyı da yazmam.
Geçmişte bir yazı daha köşeden kalktı. Muğla Devrim’de. Giden en büyük mülki amirimiz için hoş olmayan bir yazı kaleme almıştı. Ben bu köşe yazısını Aktüel Marmaris’te de okumuştum.. Sonra can havliyle köşelerden kalktı… İşin garibi, aynı İle atanan ve tekrar aynı mülki amirimizin ile çalışacak yardımcısı, bu köşe yazısını yazan ve yayınlayanlara paşa paşa veda etmeye gitti. Bunlar bana ters şeyler.. Ya rabbim çok şükür bana verdiğin değerlere.

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

Yorum Yok

Bu yazı yorumlara kapatılmıştır.