KILIÇLAR YİNE ÇEKİLDİ

Bu haber 25 Mayıs 2013 - 0:00 'de eklendi ve 1.105 kez görüntülendi.
İsmail Ataseverismailatasever@hamlegazetesi.com.tr

Acaba diyorum?
Dünyada konuşlanan 200’ün üzerinde tam bağımsız ülkelerde, (asla tasvip edilmeyen) bizde olduğu gibi tarafları birbirine düşüren gelişmeler var mıdır?
Üstelik bu tür bir girişim beraberinde zıtlaşma getirdiği halde.
Sanmıyorum.
Elbet birçok ülkede her hangi bir gelişme için çekişmeler vardır.
Bu işin doğasında olan bir olgudur.
Ne var ki, biz başkayız.
Kaldı ki aynı girişimler toplumun geneli tarafından kabul görse, beis yok.
Tam tersi olunca, tabir yerindeyse çay akıyor geride kum kalıyor.
***
Hangi birinden dem vurayım?
Geçmişten günümüze siyasi arenada, özellikle liderlerin dozajı aşan açıklamalarına mı?
Yoksa her transfer sezonunda kulüplerin adeta düşman kesilmelerine mi?
Elbette siyaset, partilerin bir adım öne geçebilmelerini öngören çekişmeyi gerektirir.
Zira politikanın doğasında bu vardır.
İş bizde o noktaya geliyor ki, makul karşılamak olası değil.
Bakıyorsunuz iktidar partisi ayrı, muhalif kanatta yer alanlar da farklı değil.
Varsa yoksa, hiçte tasvip edilmeyen çizmeyi aşan sözler.
Buna karşın bir ayrıntının altını çizmek istiyorum.
İstisna teşkil edenler hariç, demokrasiyi özümsemiş ülkelerde elbette iktidar-muhalefet çekişmesi vardır.
Dedim ya bu oluşum siyasetin gereğidir.
Ne var ki, aynı ülkelerde siyasi partilerin temsilcileri, eleştirmek adına belden aşağı vurmazlar.
Kaldı ki bu tür bir politika anlayışı vatandaş tarafından asla tasvip görmüyor.
Meseleyi fanatikçe yaklaşanlar dışında hiç kimse böylesine bir siyaseti kesinlikle istemiyor.
***
Aslında bu tür çekişmeler sadece siyasetle sınırlı değil.
Daha nice alanlarda, özellikle futbolda öyle çekişmelere tanık oluyoruz ki.
Her hangi bir kulübün amigoluğuna soyunanlar dışında, böylesine kabul edilemez çekişmeler, sanılmasın ki kabul görüyor.
Ülke vatandaşının tamamına yakınının tutkusu haline gelen futbol adına yaşananlar, siyasi arenada gözlenen çekişmelerden farklı değil.
Özellikle Türkiye’nin önce 4 büyüğü, Bursaspor’un da katılmasıyla 5 futbol takımı Fenerbahçe, Galatasaray, Beşiktaş, Trabzonspor arasındaki ilişkiler, öyle bir noktaya geldi ki.
Bundan sonra aralarındaki müsabakalar, bir temaşa oyunu olarak görülüp, çoğu Avrupa ülkesinde olduğu gibi kavgasız dövüşsüz seyredilir mi?
Bu konuda kimse kesin bir şey söyleyemez.
Zira hiçte tasvip görmeyen gelişmeler tüm çıplaklığıyla gözümüz önünde sürüp gidiyor.
Ayı takımlar içerisinde 2 tanesi, düşman kardeşler olup çıktılar.
Bugün hiç kimse Galatasaray ve Fenerbahçe arasındaki ilişkilerin normal olduğunu söyleyemez.
Hele ne zamandır ikisi arasında gözlenen futbolcu transferi meselenin tuzu biberi olmuşsa.
Şöyle geriye doğru gittiğimizde iki kulüp arasındaki çekişmeyi yaratan en önemli hususun transferler olduğunu görürüz.
Birisi her hangi bir futbolcuya talip olduğunda, hemen diğeri devreye girdi.
Hem de normalin üzerinde fiyat teklif ederek.
İşte dönemin istim üstündeki futbolcularından B.Mehmet, Ayhan, Tanju, Hasan ve Emre.
Bunun son örneği Alper.
Ulusal basına yansıdığı şekliyle aynı futbolcu sarı-kırmızılı takımla anlaşmasına karşın, sarı-lacivertli takım devreye giriyor.
Ve aynı futbolcu Fenerbahçe adına imza atıyor.
Aslında bu doğal karşılanabilir.
Değil mi ki Galatasaray, işini sağlama bağlamadı.
Fenerbahçe’nin Alper’i transfer etmesinin çokta yadırganacak tarafı yok.
Ama bir farkla.
Böyle bir hamle, unutulmasın ki zaten iki kulüp arasındaki ilişkilerin çok da sağlıklı olmadığı süreçte, kılıçların bir kez daha çekilmesine neden olabilir.
Bundan da zarar gören bizatihi aynı kulüplerdir.

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

Yorum Yok

Bu yazı yorumlara kapatılmıştır.