Kılıçdaroğlu Öyle Diyor Ama!

Bu haber 28 Nisan 2015 - 1:14 'de eklendi ve 2.048 kez görüntülendi.
Özcan Özgürozgurmugla@hotmail.com
Özgürce

Özcan Özgür

Bu ara okurlarımın yorumlarını paylaşıyorum.

Kılıçdaroğlu Beni Şaşırttı!” – 23.04.2015 başlıklı yazımda CHP Lideri Kılıçdaroğlu’nun açıkladığı 2015 Seçim Bildirgesi’nden paylaşımlarda bulunmuştum. O yazıma yorum yapan okurlarımdan Nuri Haksever şöyle demiş:

Sayın Kılıçdaroğlu, ‘taşeronlaşmayı son vereceğiz’ diyor. Öncelikle CHP’li belediyelerdeki taşeronlaşmayı kaldırsa da görsek ve inansak… Para dağıtılması alacak olanların kulağına hoş gelebilir. Ne yalan söyleyeyim benimde hoşuma gidiyor. Ama kaynak gösteremedikleri için de inanmıyorum. AKP’yi eleştirmiyor. Ama kaynağı da onların harcamalarını kısarak bulacağını söylüyor. Türkiye’mizin ekonomisini kötüye götürmeden ne vereceklerse versinler. Bekliyoruz.

xx        xx        xx

Büyükşehir Belediye Başkanı Osman Gürün’ün taşeron işçi çalıştırmakla ilgili elbette kendine göre mantıklı bir açıklaması vardır. Ancak nasıl bir haklı gerekçe ortaya konulursa konulsun, “ücretli köleliğin” hiçbir haklılığı olamaz!

Varsayalım CHP iktidara geldi, (ki koalisyon ihtimali oldukça yüksek) CHP Lideri Kılıçdaroğlu da taşeronlaşma ile ilgili sözünü tutmaya kalktı. Başkan Gürün o zaman ne yapacak merak ediyorum. Eğer o zaman taşeron işçileri “kadrolu” yapamasa da “sendikalı” yapabilecekse neden şimdiden yapmıyor? Yoksa kendilerinde CHP’nin iktidar olasılığı beklentisi mi yok!

xx        xx        xx

Yazılarıma “İİBF / KKTC” rumuzu ile Kıbrıs’tan yorum yapan okurum da 23.04.2015 tarihli yazıma özetle şu yorumda bulunmuş:

CHP iktidara gelmek istiyor ve ekonomi açısından vaatleri hayal gibi. Vergilerin azalması, asgari ücretin 500 lira yükselmesi, emekliye dini bayramlarda ikramiye, lüksten kaçılacağı ve kiralama aracında baya azalacağı söyleniyor… Yani halkın cebinden giden paranın azalacağı vaat ediliyor… Gel gelelim bu vaatleri veren CHP yönetiminin Muğla’daki üst düzey temsilcileri 3 CHP milletvekili, büyükşehir belediye başkanı ve CHP il başkanı sanırım genel merkezle aynı şeyleri düşünmüyor. Banka kiraladı bizim için diye ‘son model, lüks’ makam arabası savunuluyor ve kimse Muğlalıyı adam yerine koyup bir açıklama yapmıyor…

xx        xx        xx

İki okurumun eleştirilerine, sorularına ben de katılıyorum. Ama Muğla ile birlikte CHP’yi de yöneten Başkan Gürün’e göre katılmamam gerekir… (!)

Başkan Gürün ve atama İl Başkanı Mürsel Alban bu sözümü yeni bir kanıt olarak CHP Yüksek Disiplin Kurulu’na acilen iletebilirler! Şikâyetleri üzerine İl Disiplin Kurulu’nun bana uyarısı kendilerini kesmemiş. Muğla İl Disiplin Kurulu kararını Yüksek Disiplin Kurulu nezdinde itiraz etmişler… Parti üyeliğinden çıkarılmamı istiyorlar.

Çünkü O’na göre CHP Üyesi biri CHP’li Belediye Başkanını, CHP’yi “gazeteci” de olsa eleştiremez! Komik bir aciziyet mi, yoksa komik bir kompleks mi desem!

xx        xx        xx

Cumhuriyet Halk Partisi’ne üye olduğumda 17 yaşında lise öğrencisiydim. Bir gün köşe yazarı olacağımı bilseydim CHP Üyesi olmaz, üzerime düşeni CHP üyesi olmadan yapmayı tercih ederdim. CHP’de mücadelem bana ortopedik engelli olmayı, mahkum olup ceza çekmeyi getirdi. Hiç pişman olmadım. Olmam da… Şimdi de CHP’den atılmakla karşı karşıyayım. Umurumda da değil… Bir kere Merkez İlçe Gençlik Kolu Başkanı oldum. O da mecburiyetten! Başkanımız Nevrez Yıldız askere gitmiş, başkanlık üstüme kalmıştı.

Hiçbir zaman istikbal ve ikbal beklentim olmadı. İstikbal ve ikbal beklentisi olanlar için partiden ihraç edilmek sıkıntılı olabilir… Bu zorlarına gidebilir! Benim zoruma giden ise parti için bir damla ter akıtmamış, emek vermemiş; benim verdiğimi vermeden hep alanların marifetiyle partiden atılmak istenmiş olmamdır!

Sıkıntı yok… Partiden ihracım sağlanabilir, ama bu meslekten ihracım sağlanabilir mi?! Birisinin il başkanlığı, ötekisinin belediye başkanı bir biçimde sona erecek. Allah ömür verirse ben hala bu köşede yazıyor olacağım!

xx        xx        xx

Atama il başkanı Mürsel Alban benim Disiplin Kurulu kararı ile partiden ihracım için atama il yönetiminden karar çıkardı. Gerekçede “Yazılarımla CHP’yi ve CHP yöneticilerini küçük düşürdüğüm” öne sürülüyordu. Güldüm… Çünkü bazı yazılarımda başta Osman Gürün olmak üzere bazı belediye başkanlarının partiyi de yönetmeye başladıklarını yazmıştım. Böyle bir şeyin söz konusu olamayacağı söylenmişti. Ama galiba haklı çıktım!

xx        xx        xx

Bu güne kadar benim CHP ile ilgili hiç bir yazım olmadı. İlk kez geçen hafta, yukarıda altına yapılan yorumları paylaştığım CHP’nin 2015 Genel Seçim Bildirgesi üzerine bir yazı yazmak durumunda oldum.

Küçük düşürmeye gelince, hangi kişi ve kurumla ilgili olursa olsun hiçbir zaman yazılarımda “küçük düşürme” çabası ve kastım olmamıştır. Ancak eleştirilerim olmuştur, olacaktır da…

Çünkü sadece “gazeteci” olduğum için değil, “yurttaş” olarak da eleştiri ve sorgulama hakkım olduğuna inanıyorum. Seçilmişlere oy vermek nasıl bir yurttaşlık görevi ise seçilmişleri denetleyip, eleştirmek de bir yurttaşlık hakkıdır!

Böyle olmalı ki CHP Genel Başkanı Kılıçdaroğlu da “Basını özgür olmayan ülkenin halkı da özgür değildir.” diyor. Siz “Ülkenin” sözcüğü yerine “Muğla” sözcüğünü koyabilirsiniz…

xx        xx        xx

CHP Genel Başkanı Kılıçdaroğlu 16 Ara 2014 de Ankara’da Swiss Otel‘de Türkiye Genç İş Adamları Derneği‘nin (TÜGİAD) düzenlediği programda konuşurken “Basını özgür olmayan ülkenin halkı da özgür değildir. Siz haber alma hakkını kullanamıyorsunuz. Hangi özgürlükten söz edeceksiniz?” ifadesinde bulunmuştu. Sayın Kılıçdaroğlu aynı toplantıda “Demokrasi sandığa gidip oy kullanmak değildir.” de diyordu. Başkan Gürün ise “Sen oyunu kullan gerisine karışma” diyor… (!)

Başkan Gürün Muğla Belediye Başkanlığı’nda geçen 15 ve Büyükşehir Belediye Başkanlığı’nda geçen 1 yılında güzel işler yaptı da biz eleştirdik mi? Hayır… Peki, Muğlalıların beklentilerini karşılamadığında, kötü bir şey yaptıklarında eleştirmeyecek miyiz?

xx        xx        xx

CHP’nin 200 sayfalık 2015 Genel Seçim Bildirgesi’ni kaç kişi okudu acaba?

Biliyorum, zor… Muhtemelen Başkan Gürün de okumamıştır. Atama İl Başkanı Mürsel Alban okumuş mudur acaba? Ben okudum… “Yaşanacak Bir Türkiye” başlıklı bildirgede, Sayfa 23’de “Özgür ve Çok Sesli Medya” başlığı altında “CHP öncelikle basın mensuplarının özgürce haber yapma ve yurttaşların farklı kaynaklardan bilgilenme hakkını gözetecektir.”; Sayfa 28’de “ÖZGÜR İNSAN” başlığı altında “Eleştirel ve muhalif görüşleri susturmaya çalışan hukuksuz baskı ve yıldırma çabalarına izin vermeyeceğiz”; Sayfa 31’de “Medyayı Siyasetin Vesayetinden Kurtaracağız” başlığı altında “Yerel medya kuruluşlarını destekleyeceğiz. Yerel medya üzerindeki siyasi baskılara son vereceğiz.” denilirken, Sayfa 32’de “Medya Kuruluşları ve Emekçileri Üzerindeki Baskıları Kaldıracağız” başlığı altında da “Yerel medya kuruluşlarını destekleyeceğiz. Yerel medya üzerindeki siyasi baskılara son vereceğiz.” denilmekte.

xx        xx        xx

Tabi okuma özürlü bir toplumuz… 200 sayfa ürkütücü… O zaman CHP’nin web sitesine bakılabilir. Orada 19 Nisan 2015’de yüklenmiş olan “MEDYA ÖZGÜR OLACAK, KÜRT SORUNU ÇÖZÜLECEK…” başlıklı ve Kemal Kılıçdaroğlu imzalı metinde özetin özetiyle şöyle denilmekte:

Medyası özgür olmayan bir ülkenin toplumu da, halkı da özgür olmaz. … Yaşanacak bir Türkiye’yi demokrasiden ve özgürlüklerden başlayarak, yani gömleğimizin ilk düğmesini doğru ilikleyerek, yolumuza devam edeceğiz. .. Medya özgürlüğünü sağlamayan bir siyasal anlayışın demokratik söylemlerinin içi tümüyle boştur. O nedenle söylüyorum medyası özgür olmayan bir toplumun kendisi de özgür değildir…

xx        xx        xx

CHP Yüksek Disiplin Kurulu 15 gün içinde savunma yapmamı istemiş. Yapmadım. Yapmayacağım da…  İl Disiplin Kurulu’na da yapmamış, savunma yapmamı gerektirecek bir şey olmadığını anlatan bir açıklama göndermiştim. Sonunda da “İstifa bana yakışmaz. Siz beni atın, Başkan Gürün rahatlasın, egosu tatmin olsun.” demiştim. İl Disiplin Kurulu üyeleri de beni atmayı kendilerine yakıştıramamış olmalılar… Uyarmakla yetinmişlerdi. Neyse, Sayın Gürün ve Alban sonunda Yüksek Disiplin Kurulu’nda muratlarına erebilirler. Başları göğe değer. Değmesi için ben de yardım ederim!

Günün sözü; komşunun kapısının önündeki çöpe karşı çıkarken, kendi kapının önünü temiz tutacaksın!

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

8 ADET YORUM YAPILDI
İİBF / KKTC 28 Nisan 2015 / 02:46

Eskişehir Büyükşehir Belediye Başkanı Yılmaz Büyükerşen de nisan 1999 da göreve gelmiş, “Dr”Osman Gürün de…99’dan bu yana Eskişehir’e bakalım bide Muğla’ya bakalım.Tamam Eskişehir baştan beri büyükşehirdi ve ona göre ödenek aldı ve sanayisi güçlü bir şehir.Peki Muğla’da sanayi gelişsin diye sayın Gürün bir adım attı da biz mi dur aman dedik??? Eskişehir de 16 yıl içinde Porsuk Çayı ıslah edildi adeta şehre Venedik havası veren bir yere dönüştürüldü.Bunun maliyetinden sayın Gürün’ün haberi vardır heralde??? Hükümetin desteği olmadan tramvayı Eskişehir’e getirdi.Hükümet tramvayın Eskişehir için masrafını çıkaramayacak ve lüks bir yatırım olduğunu savundu.Tramvayla beraber şehirde ulaşım ağı baştan aşağı yenilendi.Sayın Osman Gürün ise tramvayın Muğla için maliyetini karşılayamayacak ve lüks bir yatırım olduğunu savundu 30 mart seçimlerinden sonra…
Daha birçok büyük proje Eskişehir’i bugün yerli ve yabancı turizmin gözde şehri haline getirmiştir ve bunun mimarlarından en önemlisinin Yılmaz Büyükerşen olduğu her kesim tarafından kabul görmektedir.Gel gelelim söz konusu Muğla ve Osman Gürün olunca bu denli gelişen bir şehirden bahsetmek tamamen hayal oluyor.Eminim Sayın Büyükerşen ve ekibi Muğla’yı 16 yıl yönetmiş olsaydı bir Eskişehir olmazdı belki ama bugünden daha iyi daha gözde bir şehir haline gelmiş olacaktı…Ayrıca Büyükerşen de sol görüş iktidar mualifi, Gürün de sol görüş iktidar mualifi.Büyükerşen prof.dr. ve akademisyen, Gürün Dr. ve ortopedisyen.Büyükerşen 77 yaşında, Gürün 66 yaşında…Konu maddi olanak, bütçe, sanayiden çok bence tamamen vizyon işi.Arife tarif gerekmez Osman Gürün ve ekibi de ne kadar vizyon sahibi hepimizin malumu 🙂
[-Söylemek istediklerimi ancak bu kadar kısaltabildim kusuruma bakmayın 🙂 Bu arada kıbrıstan değil Menteşe’den yazıyorum.Kıbrıs benim için 5 yıl egitimim icin bulundugum önemli bir yer oldu-]

Müşteba KARAMANOĞLU 28 Nisan 2015 / 06:52

ELEŞTİRİLMEK VE ELEŞTİRMEK TÜM İNSANLARIN EN DOĞAL HAKKIDIR …..
<<<<<<<<<<<<<<<<<<<<<<<<<<<<<<<<<<<<<<<<<<<<<<<<<<<
Bir Kurum, bir konu,bir olay ve gelişmeler hakkında yorum yapmalı yapılmalı yapılmadığı zaman gerçeklilik ve bilgiyi yerinde kullanılmadığı zaman yorumsuz ve eleştirilişiz bir Dünya olur….
Hele hele sizin gibi ömrünü ideolojısıne vermiş ve adamış bir GAZETE .ci yorumları bilgileri metot çalışmalları ile 40 yılını medya ve basına harcamış ,adamış ve adamaya devam eden basın neferinin her bilgi ve tecrübesinden istifade edilmeli..
70li yıllar ..bende 71 yılı 11 yaşında kendimi Cumhuriyet Halk partisi içinde bulmuştum…
Sanırım siz Başkan olmadan önce Bekir NALBANTOĞLU gençlik kolları başkanı idi…arada onunlada olsun Nevres YILDIZ olsun sizinlede bazı polemikler yaşamıştım..
Eğer her konuda herşeyi eşşeştirisel olmadan kabul edilirse o konu ve gelişmede verimlikik olmaz..
Babamda da öyle bir mücadele ruhu vardı her konuda kendi fikirlerini uygulama açısından .
. Kendisi Merkez ilçe Başkanı iken Genel Başkan İsmet İNÖNÜ .yü mahkemeye veriyor o zamanda aynı idi dosyalar elinde ..mücadele yılmadan yoluna devam
ederdi..88 Yaşına kadar aynı mücadeleye vefatına kadar son saniyeye kadar mücadeleye devam etti ..
Meclis üyeliği zamnında tüm üyeler encümen azalığı zamanındada Başkan Errman ŞAHİN meclis üyesi rahmetli Mehmet GİRESUN ve diğer üyelerle hep Polemik içinde olurdu. Orgeneral Mustafa Muğlalı İşhanı inşaat halınde iken kendisi Encümen azası idi ,Ekmek Fabrikasına bakan yol daraldığı için İnşaatı mühürletmişti… İnşaat sanırım uzun bir süre 1yıl kadar olabilir mühürlü kalmıştı..
72 Yılındada Rahmetli Ressam Müştak HÜKKAMOĞLU İle beraber İl disipin kuruluna verimişlerdi…
Muğla,mızın MEŞHUR .Belediye Zabıta memuru HAMURYUTTU ,da zamanın en önemli Belediye Başkanlarıdan İskender ALPER .ve Muğla,lı hemşerilerimize en katı kuralları uygulayarak nam salmıştır..
Kendi anne babasına zabıta kurallarına uymadııkları kullanma suyunun gideri yola aktı diye ceza yazmış .. Yayla Karabağlarda Kavurma eti yapılamasını ( Göç zamanıkışlık kavurması işlemini yasaklamış binlece dönüm yaylada tek başına dolaşıp kural uygulamış .Hatta bir gün kavurma tenekesi taşıyan bir kişinin HAMURYUTTU yu karşıdan gelirken görünce annnam Hamuryuttu geliyor diyerek korkudan kavurma tenekesini yere atıp kaçtığı söylenir ..Plakasız bisikletleri toplar Belediye deposuna getirip ceza yazarmış..Rahmetliyi 70 liyılların başında Muğla devlet hastanesinde tanıma şerefine nail oldum Doktorları ve çalışanları nizami bir şekile tutuyordu babam bile kısık sesle işte meşhur Hamuryuttu bu diye bana gösterdi Allah rahmet eylesin ..
Mücadeler her zaman önemlidir .elbette her şeyi doğru olarak kabullenmeyeceğiz bende 1999 dan sonra Osman GÜRÜN devri başladı 2000 lere doğru partiden İlişiğimi kesme durumuna getirdi ve Fiilen çalışmayı durdurdum .çünkü kabul edemezdim ve etmiyorum ..Dağdan gelen Bağdakilerini kovdu …
Elbette Muğla için yapılan olumsuzluklar ve yanlışlara tahammül edemezdim etmiyorum etmiyeceğim …
Sizin 40 yıl aşan melsek hayatınızı tecrübelerinizi ve en önemlisi Muğla ya yaptığınız hizmetlerininiz için Minnet borcumuzu hiç bir zaman ödeyemeyiz..
SAYGILARIMLA..

Cevdet Zaşfoğlu 28 Nisan 2015 / 08:09

Siyasi Partilerin söylemi ile eylemi her daim farklılık gösterir, güzel şeyler yapacağını söylersin ama bir türlü yapamazsın, yada yapmak işine gelmez. Özcan hocam siz CHP in Muğla kadrosunu eleştirirken yüzde yüz haklısınız, ama eleştirilerinizin bilinç altında kızgınlık yatıyor gibi. Eleştirmeye hataları gün yüzüne çıkarmaya devam edin lütfen. Seni seviyoruz.

bedri altaş 28 Nisan 2015 / 09:56

Özcan Özgür, Muğla’mızda CHP üyeliğiyle değil, gazeteci kimliği ve Muğla sevdalısı olarak tanınır. Bilinir. Yaşı elliyi geçmiş olanlarca da Devrimci kimliği ile tanır ve bilir. Ki,hala devrimcidir. Devrimci duruşundan da bir şey kaybetmemiştir. Özcan Özgür’le uğraşanlar elde ettikleri koltuklar olmasa kimse tanımaz bilmez. Muğla’da nice emekli bürokratlar,doktorlar,mühendisler bulunmakta kaç kişi tanıyor? CHP nin İl Başkanları da var kaç tanesi Tufan Doğu’nun efsanevi il başkanlığının önüne geçebilmiştir? Çoğunun adını hatırlayan bile yok. Çünkü oraya gelenlerin arkasındaki koalisyon dağılınca onlarda unutulmuş eskiler arasında yerlerini almışlardır. Ama Özcan dimdik ayakta. Enerjik,hareketli,dinç ve genç. Siz gazeteciliğe başladığınızdan bu yana Muğla’da ve merkez ilçede (Menteşe) kaç belediye başkanı,kaç il ve ilçe başkanı gelip geçti. Bir döktürüverin. Ama Özcan yazmaya devam ediyor. Allah uzun ve sağlıklı ömür versin de daha nice yıllar yazsın. Muğla’nın gerçek evladı öz evladı olarak Muğla’mızın sesi olmaya devam etsin. Muğla’da parti içinde üyelerle referandum yapalım. Özcan Özgür partiden atılmalı mı atılmamalı mı? İnanınki, ellerindeki tüm güce rağmen partiden atılsın şeklinde % 10 oy çıkartamazlar. Hiç bir iktidar güçleri olmadığı halde atılmasın diyenlerin oyları % 90 nı bulur. İşte duyarlılık ve sevgi böyle bir şey. CHP üyeliği Özcan Özgür’e ne katıyor. Tehditten başka. Ama Özcan Özgür CHP ye çok şey katıyor. Hamla gazetesinin siyasi çizgisini herkes biliyor. Ama Özcan orada yazıyor. Demek patron CHP li olsa kapının önüne koyacaklar. Muğla kendi içerisinden çıkardığı bu evladına sahip çıkmalıdır.

reşat öztepe 28 Nisan 2015 / 11:04

Gocuman; Yazdıklarınızdan anlıyorum ki,Muğla CHP “‘Teşkilatı'” sizden de yazdıklarınızdan da ,görüş serdetmenizden de rahatsız. Sadece şu hususu belirtmeliyim ki, bu CHP zihniyet olarak hala “ben yaparım,biz yaparız,siz bilmezsiniz,siz halk’sınız!,siz avamsınız. ‘” diyerek tepeden bakmaya devam ediyor. Bana göre başarısızlığın ana sebebi bu olmalı. Babamın (Allah Rahmet Eylesin) bir dörtlüğü ile Gocumanım sana destek vereceğim; Doğru Ol,bir Hakkı Yoktur yalanın,Yürü Hali yamandır geri kalanın. Korkma doğru söyle yiğit olanın,Eli tutmasa da Dili susmasın. sevgi ve saygı.

Nazmiye Halvaşi 28 Nisan 2015 / 11:43

Sayın Özgür,
Bir Sosyal Demokrat olarak, özgürlükleri savunan politikacı olarak ve daha da önemlisi gazeteci olarak ÖZGÜR BASINı savunuyorum.. Hakaret içermediği, iftira ve yalan ile kişi/kurumları itibarsızlaştırmadığı sürece yapılan eleştirilere hoşgörü ile bakarım. Ve hatta aslında kişinin kendini ifade etmesi için de fırsat olduğunu düşünürüm..
Taşaron İşçi meselesine gelince, bu konuda CHP’li ve tüm diğer belediyelerin eli yasa ile bağlıdır! Önce yasal değişiklik yapılması gerekmektedir!
Sendika konusuna gelince, ne zamandan beri işveren işçiyi sendikalı yapmak için çaba içine girdi? Örneği var mıdır bilmiyorum. Sorun zaten burada. İşçiler ve sendikakarın örgütlenme çabası ile emekçi sendikalı olur. Ne yazık ki Türkiye’de işsizlik ve işini kaybetme kaygısı bu konuda da korkak ve ürkek davranır hale getirmiştir emekçiyi.. Bence asıl sorumlu sendikalardır! Girsin ve örgütlesinler.. Varlık nedenleri bu değil midir!
İyi bir gün dilerim.

Erdal Atıcı 28 Nisan 2015 / 12:46

Sayın Özcan Özgür…
Sizi uzun yıllardır izleyen ve yazılarınızı dikkatle okuyan Muğlalı bir yazar olarak. Muğla’nın daha yaşanılır bir kent olması, kıyılarının yağmalanıp talan edilmemesi, halkın çıkarlarının her şeyin üstünde tutulması konusundaki hassasiyetini biliyorum. Bu konuda da zaman zaman sıkıntılar yaşadığınıza tanık oldum.
Gazeteci; halkın görmeyen gözü, duymayan kulağı ve söyleyemeyen dilidir. Haber alma hakkını saygı kuralları içinde yerine getirir.
Eleştiri, toplumları düzenleyen en önemli görünmez kurallardan biridir ve demokrasinin olmazsa olmazıdır. Eleştirinin olmadığı yerde insanlar ne yazık ki gerçekle yüzleşemezler…
CHP’nin bildirgesinde en önemli bölümlerden biri de, sizin de belirttiğiniz gibi BASIN ÖZGÜRLÜĞÜ konusudur ki, dünyanın uygar devletleri basın özgürlüğünü gelişmişlik düzeyi olarak sayarlar ve özgür basının susturulması konusunda çok sert tavır alırlar.
Yerelde bir gazetecenin en önemli görevinin; gördüğü aksaklıkları, iyi yürümeyen konuları gündeme getirmek olduğunu düşünüyorum. Yöneticilerimizi her zaman her yerde yeterince öven insanlarımız vardır olacaktır da… Ama eleştiri öyle kolay kolay yapılamıyor ne yazık ki, eleştiri konusu gazetecilere düşüyor. Çok sevimsiz bir iştir bu… En yakınlarınıza bile anlatamazsınız kimi zaman. Kırılırlar.. Oysa eleştiri insanını kendine gelmesini sağlar ve silkeler. Gereklidir… Yoksa uçar gidersiniz gökyüzüne…
CHP İl Başkanlığımızın aldığı kararı bir daha gözden geçireceğini düşünüyorum. Gün insan kaybetme günü değildir. Hele hele bu 18 yaşından beri CHP’li olduğunu söyleyebilen bir gazeteci ise iki kat düşünmelidir diyorum… Saygılar, sunuyorum…

İİBF / KKTC 28 Nisan 2015 / 17:00

Herkesin yorumundan da anlaşılacağı üzere Osman Gürün ve ekibi ile CHP il yönetimi Muğla da antipatik olmaya başladı.Belediye Büyükşehir oldu ama Osman Gürün Büyükşehir koltuğuna yakışmadı.CHP il yönetimi partililerin beklentilerine değil Osman Gürün’ün isteklerine hizmet etmeye başladı…Benim kabullenmekte güçlük çektiğim şey kızdıkları, karşı çıktıkları şeyleri kendilerinin bir hak olarak görüp yapması.Atalarımız Osman Gürün ve onun güdümündeki CHP yönetimi için söylediği çok güzel sözler var.Mesela “Kendine yapılmasını istemediğin şeyi başkasına yapma” sözünü iyi irdelemeleri lazım.Dün iktidarı eleştirirken yanlış gördükleri şeyi bugün doğru olarak kabul etmeleri büyük yanlıştır. Ne mutlu ki yerel basında sizin gibi yazarlar var ki halkın sesi duyuluyor tepkiler dile geliyor…Bu yerel yönetimler için çok güzel bir ayna olmalı aslında…