Kılıçdaroğlu Ne Yapmaya Çalışıyor?

Bu haber 03 Ocak 2018 - 0:36 'de eklendi ve 1.120 kez görüntülendi.
Özcan Özgürozgurmugla@hotmail.com
Özgürce

Özcan Özgür
 CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu üç gün önce 2017’yi geride bırakırken böyle dedi:

Sahaya inin, gidin halka kendinizi anlatın

Sosyal medyada o gün iki CHP’li bu sözü tartışıyor.

Hala kongre öfkesi yaşayan birisi o söze şöyle tepki gösterdi:

Sahaya biz niye inelim? Mürsel Alban ile Osman Gürün insin.

Ötekisi “Bakıyorum Osman Gürün’ün adaylığına alışmaya başladın” diye karşılık veriyor. O ‘birisi’ de şöyle dedi;

Osman Gürün benim adayım değil. Ben O’nu aday olarak seçmedim. Kim aday olarak seçti ise meydana o da insin…

CHP Genel Başkanı Kılıçdaroğlu’nun Adana konuşmasının ilk Muğla yansımaları işte böyle…

 

xx            xx            xx

AK Parti’de de, CHP’de de parti içi rekabet “genel merkez yöneticilerini” rahatsız ediyor.

Gelin görün ki AK Parti ve CHP Genel Merkez yöneticilerinin kırgınlıkları, küskünlükleri, bölünmüşlükleri ve hatta partinin yerel yöneticilerinin kendilerine muhalif olanları “yok saymalarını” giderici önlem almak yerine, “Birlik, beraberlik içinde olun. Sokağa çıkın, partiyi anlatın” talimatları veriyorlar.

Ama daha ortada ya aday yok ya da aday “tabanda” belirlenmemiş.

Adam partisi için canını vermeye hazır, ama beğenmediği, benimsemediği birisi için de sahaya inmek istemiyor. Biri diyor, “Önseçime zaman yok”… Öteki, “Zaman yaratılsa da partinin kaderini delegeye teslim etmek doğru değil.”… Bir başkası da soruyor:

Muğla’nın kaderini Muğla’da yaşamamış ve yaşamayacak olan Ankara’da birilerinin eline neden ve nasıl bırakalım?

 

xx            xx            xx

Parti içi rekabeti, haksızlıkları, ilkesizlikleri, düşmanca yaklaşımları bir yana bırakıp, 2019 seçimlerine odaklanmak CHP’ye göre “biat kültürünün” egemen olduğu AK Parti’de daha kolay gibi görünüyor. Ki bu anlamda artık o AK Parti de o AK Parti değil… En azından Muğla’da böyle…

Buna karşılık CHP’de o kadar kolay değil, zor.

Belki Osman Gürün’e “biat” edenlere her dediğinizi yaptırabilirsiniz, ama o kültürün adamı olmayan CHP’lilere en azından bugünden söz dinletmek mümkün değil.

Özellikle son İl Kongresi’nin ardından Muğla’da iki CHP var.

O iki CHP’den birini şu günlerde sahaya indirmek mümkün değil. Ankara’dakiler onların karşıya geçip yuh çekmediklerine şükretmeliler.

Aday ilan edildikten sonra belki o da olur! Tabi aday il kongresini kazananların değil, iki tarafın sempatisini, olurunu kazanabilmiş aday olursa…

AK Parti’de de durum çok farklı değil. AK Parti Menteşe İlçe Kongresi’nin yapılmamış olması AK Parti’ye pahalıya mal olabilir…

 

xx            xx            xx

Milletvekili adaylarının belirlenmesinde artık adaylar eskisi kadar önemli olmayabilir.

Gerçi CHP’liler tanımadıkları, Muğla’dan olmayan bir aday dayatmasına karşı hala hassaslar, ama atama belediye başkanı adayına artık hiç tahammülleri yok.

Muğla Belediye Başkanı olarak 15 yıl Muğla il merkezini yönettikten sonra üç yıldır da ‘Büyükşehir Belediye Başkanı’ sıfatı ile yetkili olduğu Muğla İl Merkezi’nde Osman Gürün’ün yağmur sularının tahliyesi, yeraltını keşfetmesi yeni aklına gelirse, “partisine oy veren CHP’lileri” o CHP’liler olmaktan çıkarır… (!)

Tabi bu durum AK Parti’ye yaramaz. AK Parti’deki olumsuzluklar da CHP’ye yaramaz.

Ne CHP’liler AK Parti’ye, ne de AK Partililer CHP’ye oy vermezler!

Ama AK Partililer de, CHP’liler de üçüncü bir partiye oy verebilirler. Bu parti de elbette MHP olmaz. Özellikle yerel seçimde…

 

xx            xx            xx

CHP Genel Başkanı Kılıçdaroğlu 2017’nin son İl Kongresi’nin yapıldığı Adana’da konuştu.

KılıçdaroğluBir CHP’li çıkar ‘Ben ne olacağım?’ derse derhal CHP’den istifa etsin. Delege hesabı yapanların partide işi yoktur. Parti içinde asla kavga istemiyorum. Birbirine sırtını dönen insanların hiçbirisi bu partide bir yere gelemeyecek.” dedi.

Muğla’da “Ben ne olacağım?” diyen CHP’li var mı? Öyle diyen AK Partili gördüm, ama CHP’li görmedim. Ama var demek ki? Olmasa bu söz edilir mi?

Parti içi muhalefet “Önemli olan ülkenin geleceği, gerisi teferruat” frekansında ve “memleket derdinde” olduğu için bırakın “Ben ne olacağım?” demeyi, “Bu CHP ne olacak?” bile diyemiyor.

Ben ne olacağım?” diyenleri yönetenlerin içinde bulmak daha kolay olabilir.

Sanki İl Kongresi’nde “demokrasi” tavan yapmış gibi, o kongreden beri koro halinde “önseçim” diyorlar. Oysa bunlar düne kadar “atama” peşinde konuşuyorlardı.

Ne değişti?” derseniz, “Kongre ve Ön seçim delegeleriyle il delegelerini” elleriyle seçtiler. Muhalefetten ise bırakın delege seçtirmeyi, delege olan bile yok…

 

xx            xx            xx

Kılıçdaroğlu, Adana İl Kongresi’nde şöyle devam etti:

Ayrıca Adana milletvekillerine sesleniyorum, önümüzdeki günlerde siyasi partilerdeki delege sisteminin kaldırılması ile ilgili TBMM’ye kanun teklifi verin.

Bu partide bir kişi eğer bir davanın insanı değilse bu partide işi yoktur. Bizim sorumluluğumuz diğer partilerin sorumluluğuna benzemez. Biz savaş meydanlarında kurulan bir partiyiz. Biz Mustafa Kemal’in partisiyiz. Sorun varsa çözümü bizdedir.

Şaşırtıcı… Oradan böyle bir kanun çıkmaz. Çıksa da önümüzdeki seçimlere yetişmez.

Bu noktada insan “CHP Genel Başkanı Kılıçdaroğlu belediye başkan adaylarını ve sonra milletvekili adaylarını kendisi belirleyecek de yol yapıyor” diye düşünebiliyor.

Eğer Kılıçdaroğlu, Adana’da “Biz Mustafa Kemal’in partisiyiz.” dememiş olsa, “AK Parti’ye mi özeniyorlar?” diye soracağım… Üstelik AK Parti’de partinin Genel Başkanı ve Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın cesaretlendirmesi ile Hakkari İl Kongresi’nde “muhalif liste” çıkarmış olan kişi İl Başkanı seçilirken şaşırtıcı geliyor…

15 sene sonra AK Parti’ye benzemenin de faydası olmayacaktır. Aslı varken çakmasına kim oy versin?

 

xx            xx            xx

Doğrusu bana Kılıçdaroğluhastalığı” teşhis etmiş gibi geldi.

Hastalık belli; belediye başkanlarının “makamdan gelen gücü” ile delegeler seçiliyor; o delegeler ile ilçe yönetimleri ve il delegeleri; il delegeleriyle il yönetimi ve kurultay delegeleri belirleniyor ve kurultay delegelerinin seçtiği Genel Merkez yönetimi de “atama” belediye başkanı adaylarını belirliyor…

Artık atamaya da gerek yok. Kendi kendilerini delegelere seçtirecek güce erdiler… Üstelik partinin ve hatta partililerin yarısını küstürmek pahasına!

Sanıyorlar ki küsseler de “Önemli olan ülkenin geleceği. Gerisi teferruat” deyip, tıpış tıpış oylarını verecekler. Peki ya bu defa “Yeter artık. Siz memleketin geleceği değilsiniz” derlerse…

Dediğim gibi Kılıçdaroğlu hastalığı teşhis etmiş olabilir. Ama tedavisi “atama” değil de “üyelerle önseçim” neden olmasın?

 

xx            xx            xx

Tüzük değişikliği ne getirir ne götürür bilemeyiz. “Sosyal demokrat” olduğunu söyleyen parti de herhalde “parti içi demokrasi” kaldırılmaz, “genişletilir” ve genel merkez isterse uygular, istemezse uygulamaz olmaktan çıkarılır…

Kılıçdaroğlu elbette Adana’da “dil birliğinden”, “söylem birliğinden” de söz etmiş…

Nasıl olacak?

Mürsel Alban ile Hüseyin Anıl; Osman Gürün ile Mehmet Kocadon veya Ali Acar aynı dili nasıl konuşacaklar?

Tek başına tüzük bunu sağlar mı? Elbette bir partinin üyelerini bir araya getiren o partinin programı ve tüzüğüdür. Ancak burada dil birliğinin yanında, özellikle seçimlerde “eylem birliği” de gerekli ve önemlidir.

O eylem birliği adayın delegelerle belirlenmesiyle sağlanamayacağı gibi, atama ile de sağlanamayacaktır. Ancak üyelerin seçimi, yani “ortak akıl” ile sağlanabilir…

Kim bilir belki de “Küçük olsun benim olsun” dönemi bitmiştir. “Ceketi koysak seçiliriz”, “Sen beni seç ben seni seçeyim”, “Çalışmasak da oy veriyorlar” mantığı ve anlayışı yolun sonuna gelmiştir!

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

4 ADET YORUM YAPILDI

YASAL UYARI! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen kişiye aittir.
Mehmet Keza KUNDAKÇI 03 Ocak 2018 / 08:54

Günaydınlar,iyi seneler, “Sahaya inin,gidin halka kendinizi anlatın….” cümlesi, baştan kendi ayağınıza sıkmak ve kendi kalenize gol atmaktır,
iyisiyle, kötüsüyle, HALK SİZDEN İLERİDE BEYLER!!!!
SİZ HALKIN SEVİYESİNE ÇIKIN ÖNCE…..
Son MUğla İl Kongresi bir KARA LEKELİ GÜNDÜR, SKANDALDIR, UTANÇTIR…
BIRAKIN YERELDE İKTİDAR OLDUĞUMUZ BİR İL OLMAYI, MUĞLA’da “TEK ADAM İLE” DEMOKRASİ ŞÖLENİ NİDALARI, VAY Kİ NE VAY,TABİİ BU SKANDALIN ASIL MİMARI DA TURİST OLARAK MUĞLA’ya GEZMEYE GELEN ERDAL AKSÜNGER’dir….
CHP’li OLMAK,MEMLKETİ VE GELECEĞİMİZİ DÜŞÜNMEK İSE, ORTADA DOLAŞANLARIN “CİĞER RÖNTGENİNİ” ÇEKMEK YETERLİDİR…
ÖZÜNÜZ İLE SÖZÜNÜZ,EYLEMİNİZ İLE SÖYLEMİNİZ BİR OLACAK, HEPSİ BU,
YETERİ VARSA ÇOKTAN YETTİ DE, AĞALAR MİLLETİN ASALETİNİ ANLAMAZDAN GELEREK UZATMALARI OYNUYORLAR…
BİZ; “VİRA BİSMİLLAH” DEYİP,MOTOLARI MAVİLİKLERE SÜRECEĞİZ BAŞKA YOLU VARSA,BİLEN BERİ BAKSIN….

salihdemir 03 Ocak 2018 / 16:19

Sayın Özcan Bey İl Kongresinin ardından Muğla’da iki CHP var sözünüz çok doğru. İl Kongresinde yaşanan olayların üzeri örtülemez. 3 dönem halkın oylarıyla seçilmiş Marmaris Belediye Başkanı Ali Acar’ın üzerine bozuk para atılarak yuhalanması. Hüseyin Anıl’ın yuhalanması. Hüseyin Anıl ile Marmaris Belediye Başkan Yardımcısı Dursun Kaplan’a söz verilmemesi. Marmaris İlçe Başkanına dayının değil partinin İlçe Başkanı ol demesi. Sayın İl Başkanı sizin sadece Osman Başkan ve ekibinin İl Başkanı olduğunuzu partililer ve parti tabanı çok iyi biliyor. Kongrede yaşanan çirkin olaylara sesini çıkarmayan divan başkanı Genel Başkan yardımcısı Erdal Aksünger ile divanda yer alan Muğla’lı üyelere, İlçe Belediye Başkanlarına, İlçe Başkanlarına ne demeli. Sayın İl Başkanı Osman Başkan ve ekibinin diğer partilerden zorla istifa ettirilip işe aldığı yüzlerce kişi size ve ekibinize bir gün mutlaka protesto etmek için geleceklerinden hiç kuşkunuz olmasın. Size ilk sahip çıkacakların İl Kongresinde yuhalattığınız ve konuşturmadığınız kişiler olacaktır. Bunu unutmayın. Napolyon Bonapart’ın sözü “Seninle aynı fikirde olmadıklarını söyleyenlerden korkma, seninle aynı fikirde olmayıp da bunu söyleyecek cesareti olmayanlardan kork.”

songül topal 03 Ocak 2018 / 18:59

Sn. Özcan 21.12.2017 tarihli yazınızı bugün okudum, ilçe başkanı hakkında erken hüküm vermişsiniz Söz gümüşse sukut altındır, siz gazetecilere haber lazım ama siyaset biraz sabır işidir. Sabretmek ise erdemdir.

salihdemir 03 Ocak 2018 / 20:23

Partimizin işgali 2015 yılında yapılan İl Kongresi ile başlamıştır. Hüseyin Anıl Fetonun katil gazetesi zamana Büyükşehir Belediyesinin 2015 yılında bile milli ve dini bayramlarda verilen ilanları açıkladı. Bu olayın detayları hakkında hiçbir partili konuşmadı. Hatta ön sıralarda oturan bir bayan delege zaman gazetesi ile gurur duyduğunu söyledi. Bu bayana salonda bulunan hiçbir kimse tepki gösterip salondan atmak için çaba göstermedi. Sadece salonun arka tarafından 5-10 dinleyici tepki göstermişti. İşte bu olaydan sonra partimizin işgali başladı. 2017 İl Kongresi ile işgalin yüzde yüz tamamlandığı Atatürk’çü gerçek CHP’lilere yapılan çirkin saldırılarda görüldü. Kongreyi delege avcılığı ile kazananların CHP tabanına ve halka söyleyeceği hiçbir söz kalmamıştır. Partiyi ve partilileri karpuz gibi ikiye böldüler.