Kılıçdaroğlu Bodrum’a geldi

Bu haber 30 Aralık 2016 - 0:18 'de eklendi ve 409 kez görüntülendi.

KILIÇDAROĞLU: “SORUNLARI ÇÖZEN DEĞİL, SORUNLARLA BOĞUŞAN BİR TOPLUM OLDUK”CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, Türkiye’nin sorunları çözen değil, sorunlarla boğuşan bir toplum haline geldiğini belirtti.

 

CHP lideri Kemel Kılıççdaroğlu, Bodrum’da düzenlenen “Türkiye’de ki ormancılık politikalarının toplumsal yansımaları ve orman köylüleri üzerindeki etkileri” çalıştayına katıldı.
Çalıştayın Türkiye’nin çok temel bir sorununa çözüm bulunabilmesi amacıyla düzenlendiğini belirten Kemal Kılıçdaroğlu, “Türk siyaseti sorunlara derinlikli bakan bir gelenekten gelmiyor. Özellikle sağ siyasetin temel özelliği bu. Var olan bir sorun var birisi sorunu şöyle çözelim der öyle çözmeye kalkarlar ve arkasından zincirleme başka sorunlar ortaya çıkar. Uygar dünyanın sorunlara bakışıyla uygar olmayan dünyanın sorunlara bakışı arasında temel farklılık budur. Uygar dünya bir sorun varsa, otururlar sorunun bütün ayrıntılarını tartışırlar ve görüşürler. Sorunun taraflarını çağırırlar. Sorundan etkilenenleri çağırırlar. Bilim insanlarını çağırırlar ve uzun bir hazırlık dönemi yaparlar. Uzun bir hazırlık dönemi. Sonra uygulama dönemleri çok kısadır uzun hazırlık döneminin gerekliliklerini yaparlar ve sorun çözülür. Uygarlığı henüz yaşamamış veya tam sindirememiş toplumlarda ise bir gelenek vardır. Hele bir yola çıkalım kervan yolda düzülür. Kaş yarılır, göz yarılır, adam ölür, insanlar hayatını kaybeder ama derler ki ilerde doğru yolu bulacağız. Ve bunun topluma maliyeti çok ağır olur. Ormanda yaşadığımızda buna benzer bir olay. Siyaset kurumunun bu kadar derinlikli bir soruna nasıl yüzeysel baktığını da görüyorsunuz. Veriler doğru değil, aldatma üzerine inşa edilmiş veriler. Sorunlar tam teşhis edilmemiş. Önce teşhisi doğru koymanız lazım ki tedavi edebilelim. Biz sorunlara sağlıklı teşhis koyamayan bir siyaset geleneği iktidarda tutuyoruz ve Türkiye’nin temel sorunlarından birisi bu. Sanmayın bu sadece ormancılık alanında böyle. Her alanda böyle” dedi.
Türkiye’nin ciddi sorunlarla karşı karşıya olduğunu savunan Kılıçdaroğlu, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Orman köylüsü Cumhuriyet Halk Partisine yeteri kadar oy vermez. Kendisini açlığa mahkûm eden partilere oy verirler. Ama onların da artık uyanmaları gerekiyor. Ağacı keserken ağacı taşırken az önce fotoğraflarını gördük. Yaşanan dramları da gördük. Bu yaşamı onlara kim biçti. Kim onların önüne böyle bir yaşam koydu. Onlar da bu ülkenin onurlu birer bireyleri değil mi? Bir zenginliğin içinde bir ormanın içinde yaşıyorlar. Doğasıyla ağaçlarıyla her şeyiyle güzel olan bir alandır orman bir coğrafyadır. Orman köylüsünü orman işçisini açlığa mahkum etmek neden? Bunun için çalışıyoruz çaba harcıyoruz. Bizim bilgi dünyamızı hocalarımız zenginleştirdi. Pek çok şeyi kendilerinden öğrendik. Öğrenmeye de devam edeceğiz. Onlar kendi alanlarının uzmanları. Eğer siyaset kurumu bilgiye dayalı çözüm üretmezse onun adı çözüm değildir. Yapay çözümlerdir. Biz bilgiye dayalı, kültüre dayalı çözüm üretmek istiyoruz. Sorunu yaşayandan da sorunu araştırandan da bilgi edinmek istiyoruz. Sorunu yaşayan anlatacak hangi sorunlarla karşılaştığını. Sorunu araştıran bu sorun nasıl çözülür diye önümüze seçenekler koyacak. Ve bizler de oturacağız o seçeneklerden yararlanarak kendi seçim bildirgemizi hazırlayacağız. Diyeceksiniz ki ortada seçim yok bir şey yok neden CHP bu işlerle ilgileniyor. Cumhuriyet Halk Partisi Türkiye’nin bütün sorunlarıyla ilgilenen ve çözüm üreten, bakın, bütün sorunlarına çözüm üreten tek partidir. Üstelik ürettiği çözümler diğer siyasal partiler tarafından da örnek alınan çözümlerdir. Bizim emeklerimizi alın terlerimizi kendi seçim bildirgelerine aktaran partilerdir onlar. Ama biz bununla gurur duyuyoruz. Hani bir dönem derlerdi ya: ‘Efendim şu CHP var ya hep eleştirir. Hiç çözüm üretmez. Bu iş nasıl çözülür bu konuda hiç yorum yapmaz.’ Düşüncesini artık kapadık. Şimdi artık iddia ediyoruz ki ve büyük bir özgüvenle söylüyoruz ki Türkiye’nin hangi sorunu varsa o sorunun çözüm adresi Cumhuriyet Halk Partisi’dir. Bu kadar açık bu kadar net söylüyorum. Eğitim: Nasıl çözüleceğini biliyoruz. Dış politika: Nasıl çözüleceğini biliyoruz. Toplumsal barışı sağlamak: Nasıl sağlayacağımızı biliyoruz. Orman: Nasıl çözülür bu sorun onu biliyoruz. Orman köylüsünün sorununu biliyoruz. Boğazın korunması: Nasıl çözüleceğini biliyoruz. Enerji sorunu: Nasıl çözüleceğini biliyoruz. Hayatın her alanında ekonomide karşılaşılan sorunlar. Gelir dağılımı, hakçı bölüşüm, üretmek. Bunların hepsinin üzerinde bütün ayrıntılarıyla duruyoruz. Ve çözümleri üretirken de oturup kapalı kapılar ardında çözüm üretmiyoruz. İşin uzmanlarıyla beraber bir araya gelerek çözüm üretmeye çözümleri bulmaya çalışıyoruz. Sosyal devlet dediğimiz kavram hepimizin üzerine titremesi gereken bir kavramdır. Sosyal devlet aynı zamanda örgütlü devlet demektir.”

Eğitimin bir toplum açısından ne kadar önemli olduğuna değinen Kılıçdaroğlu, “Sorgulayıcı eğitim Türkiye’yi geliştiren temeli, dinamik olduğunun farkına varmamız lazım. Sorunları gören, sağlıklı saptamalar yapan aynı alana da dünyayı da okuyan ve Türkiye için çözümler üreten bilim dünyasına ihtiyacımız var. Siyaset bilimden bağımsız olamaz ve siyaset ben her istediğimi yaparım kurumu da değildir. Oy aldım yeterli çoğunluğum var istediğimi yaparım. Bunun demokraside bir yeri yoktur, böyle bir söyleminde demokraside oluru da yoktur. Demokrasinin varlık nedeni zaten çoğunluğun değil azınlığın haklarının korunmasıdır. Demokrasi bunun için vardır zaten. Demokrasi standartlarımızdan da geriye gidiyoruz orada da çözümsüzlüğe giden bir Türkiye var. Dolayısıyla hepinize düşen görevler var ve hepimizin bu ülkeye karşı çocuklarımıza karşı geçmişte Türkiye’yi miras olarak bırakan kahramanlarımıza, babalara, dedelerimize karşı hepimizin sorumluluğu var o sorumluluk bilinciyle hepimizin hareket etmesi lazım” diye konuştu.  (İHA)

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

Yorum Yok

YASAL UYARI! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen kişiye aittir.