Kılıçdaroğlu Beni Şaşırttı!

Bu haber 23 Nisan 2015 - 0:00 'de eklendi ve 1.465 kez görüntülendi.
Özcan Özgürozgurmugla@hotmail.com
Özgürce

Özcan Özgür

CHP ve özellikle eski liderlerinden Deniz Baykal için “İktidar olmak gibi niyeti yok” yargısı oldukça yaygındır. Elbette bu yargıya yol açan da pek çok neden vardır. Burada saymaya gerek yok.

Geçen pazar günü ATO Kongre Merkezi‘nde seçim bildirgesini açıklayan Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nu NTV’de izlerken şaşırdım.

Çünkü yıllar sonra karşımda iktidar olmak gibi bir derdi, niyeti olan CHP ve lideri vardı…

Beni asıl şaşırtan ise, ilk kez bir muhalefet lideri iktidara çatmıyordu! Neredeyse 1 saat kürsüde kalarak 200 sayfalık seçim bildirgesini açıklayan Kılıçdaroğlu bir kere olsun ne Erdoğan ne Davutoğlu ne de AK Parti dedi…

Kılıçdaroğlu CHP iktidarında ne yapacaklarını, neyi nasıl yapacaklarını anlattı. İlk kez ekonomik vaatler öne çıktı… Gel de şaşırma… (!)

xx        xx        xx

Aslında beni daha önce gazetemizin dizgi bölümünde çalışan mesai arkadaşım “Ben bu seçimde CHP’ye oy vereceğim.” diyerek şaşırtmıştı. Çünkü kendisi gazetemizdeki en fanatik AK Partilidir… Aslında AK Partili demek de doğru değil. “Tayyipçi”… Kendisi kendini “Ben Tayyipçiyim” diye tanımlar. “Efe ne oldu, başına saksı mı düştü?” diye sorduğumda, yanıtı şöyle oldu:

CHP asgari ücreti bin 500 lira yapacakmış. Tayyip Erdoğan’ı seviyorum, ama ben cebime girene bakarım.

Ben dizgici arkadaşımın CHP’ye oy vereceğini sanmıyorum. Yoksa kendisini AK Parti’ye değil, AK Partililerin lideri Erdoğan’a ihanet etmiş gibi hissedebilir! Ancak yine de bin 500 liraya takılmış… Emeklilere iki dini bayramda birer maaş ikramiyeye takılanlarda az değil…

Çünkü nüfusumuzun büyük bölümünün demokrasi, özgürlük, hak, hukuk vs. derdi yok. Onlar evde soba yanıyor mu, üstünde çorba kaynıyor mu, eve ekmek giriyor mu, okula giden çocuğuna harçlık verebiliyor mu derdindeler…

xx        xx        xx

Neredeyse her seçimde “özgürlük” diyen CHP, ilk kez bu seçimde seçmenin karşısına “iş, ekmek, özgürlük” diye çıkıyor… En azından anlaşılır bir dil kullanıyor!

Önce asgari ücreti, ardından emeklilere ikramiyeyi duymuştuk. Sonra televizyonlardan alkış sesleri geldi; “Alkışlıyoruz. Milletçe alkışlıyoruz.

Doğrusu alkışların ben de yaptığı ilk çağrışım “Gezi” oldu… “Reklamdakiler tencere tava çalar gibi alkışlıyorlar” diye yazan gazeteler de oldu. Haksız da değiller… Nitekim Kılıçdaroğlu kendisi de “Bu alkış meydan okumadır.” diyor.

Tabi bunun önüne geçilebilmesi için dava açanlar da çıktı!

Oysa yapılan demokratik bir protesto ve propaganda yöntemi… Üstelik zekice…

xx        xx        xx

Doğrusu ben televizyon ekranlarında “Alkışlıyoruz. Milletçe alkışlıyoruz.” diyen ve toplumun her kesiminden alkışların çınladığı filmi izlerken, “CHP bu seçimi de protesto ve eleştiriyle geçirecek” diye düşünmüştüm. Yanılmışım…

Seçim bildirgesinin açıklandığı ve milletvekili adaylarının tanıtıldığı ATO Kongre Merkezi’nde öne çıkan slogan ise “Yaşanacak bir Türkiye” oldu…

Demek ki CHP’nin seçim kampanyası sadece alkışlı protestoyla değil, “Yaşanacak bir Türkiye”nin anlatımı ile geçecek.

İktidardan gelecek eleştiri ve savunulara göre seçim yaklaştıkça ortaya yedekte tutulan söylemler de gelebilir gibi geldi bana…

Kampanyanın üretiminde ünlü reklamcı Ali Taran var. İşini biliyor.

xx        xx        xx

Bizim dizgici arkadaş “CHP asgari ücreti bin 500 liraya çıkaracakmış.” dediğinde patron da sohbete “500 lirayı devlet mi verecekmiş?” diye sorarak katılmış, bu vaatten hoşlanmamıştı. Pazar günü Kılıçdaroğlu 500 lirayı nereden vereceklerini açıkladı. “Asgari ücreti vergi dışı bırakıyoruz.” dedi. Duydu ise bu söylem bizim patronunda hoşuna gitmiştir. Galiba bu seçimde CHP her kesimden oy almayı kafaya koymuş. KılıçdaroğluTaşeronlaşmaya son vereceğiz.” derken, “Katma değer yaratan sanayiciyi destekleyeceğiz.” de diyor…

xx        xx        xx

Aslında bu ülkede alıştığımız; her seçimde parti liderlerinin seçmenin karşısına çıkıp vaatlerde bulunmasıdır. Pek proje ve hedef ortaya koymazlar!

Dönemin Başbakanı Süleyman Demirel’in bir seçimde muhalefet tütüne yüksek fiyat biçince dayanamayıp, “Kim ne veriyorsa biz iki katını veririz.” demesi; Tansu Çiller’in iki anahtar (ev ve otomobil) vaadinde bulunması unutulmazlar arasındadır.

Bir seçimde de rahmetli Turgut Özal, “Köprüyü (İstanbul) satacağız.” deyince o zamanki Halkçı Parti (CHP kapatılmıştı) Genel Başkanı Necdet Calp’ta TV ekranlarında “Sattırmam!” diye yumruğunu masaya vuruyordu. Bir vaadi de yoktu!

Tabi ANAP lideri rahmetli Turgut Özal seçmenin karşısına ilk yıllarda projelerle hedeflerle çıkmış başarılı olmuştu. “Orta Direk” yaratmaktan söz edip, yaratmıştı da… “Benim memurum işini bilir” deyince de işler kötü gitmeye başlamıştı! AK Parti lideri Recep Tayyip Erdoğan’da ilk yıllarda projelerle, hedefler oyları devşirmeyi başardı. “3 Y” dedi; Yolsuzlukla, Yoksullukla, Yasaklarla Mücadele… Hedefler ise 2023 ve hatta 2071 idi…

xx        xx        xx

CHP’de de seçmenin karşısına proje ve hedeflerle çıkan ilk lider rahmetli Bülent Ecevit olmuştur. “Toprak işleyenin, su kullananın” demiştir. Bu CHP’nin ilk sol söylem ve çıkışıydı… EcevitToprak reformu” diyordu; “Köy Kentler”; “Düzeni Değiştireceğiz” diyordu.

Ecevit, bu yeni ve sol söylemle 1973’te yüzde 33,3’lük oy oranıyla 185 milletvekili çıkarıp, rahmetli Erbakan’ın Milli Selamet Partisi ile koalisyon kurarak başbakan olmuştu. Ecevit 1977 seçimlerinde de partisinin oyunu yüzde 41,4’e çıkarmayı başardı.

Bu oy oranı Türkiye Cumhuriyeti tarihinde sol görüşlü bir partinin çok partili siyasal yaşamda kazandığı en yüksek oy oranı olarak tarihe geçmiş bulunuyor.

Ne var ki Ecevit o zamanki seçim sistemiyle (nisbi seçim) çoğunluğu kuramadı. Azınlık hükümeti kurabildi, ama Milliyetçi Cephe’den güvenoyu alamadı. Sonra dönemin Adalet Partisi’nden (AP) 11 milletvekili transfer ederek 2. Milliyetçi Cephe Hükümeti’ni devirip yeniden başbakan oldu, ama “düzen değişikliğini” gerçekleştiremedi!

xx        xx        xx

Yıllar sonra CHP bu gün Kılıçdaroğlu ile seçmenin karşısına projelerle ve hedefle çıkmış bunuyor. Hedef 4 yılda Türkiye’de yoksulluğu, işsizliği bitirmek… Üreterek bölüşmek… Bölgesel teşvik yerine, sektörel teşvik getirmek… Siyasi Ahlak Yasası çıkarmak… Seçim barajını kaldırmak… Birinci Sınıf Demokrasiyi kurmak… Kürt Sorununu parlamenter sistem içinde çözüme kavuşturmak…

Bunları, öteki proje ve hedefleri gerçekleştirmek için 4 yıl isteyen Kılıçdaroğlu ilk 100 gün yapacaklarını “namus, şeref sözü vererek” şöyle sıraladı:

Emeklilere Kurban ve Ramazan Bayramında ikramiye; Aile Sigortası Kanununu; Kamuda taşeron işçilere kadro; Kredisi borcu olanların faizlerinin yüzde 80’i kesilmesi; Siyasi Ahlak Yasası; TBMM’de kesin hesap komisyonu kurulması.

Kılıçdaroğlu ilk 1 yılda yapmayı vaat ettiklerini de şöyle sıraladı:

Çiftçiye mazot 1,5 lira; Asgari ücret net 1500 TL; Siyasi Partiler Yasası çıkacak; Yüzde 10 barajı kalkacak; Üniversitelerde yurt sorunu kalkacak; Katma değeri yüksek ürün üreten sanayiye özel destek verilecek; Vergi ve sigorta prim borcu olmayan, KOBİ’lere ve esnafa, ödedikleri vergi ve prim borcu kadar 1 yıla kadar sıfır faizli kredi verilecek.

xx        xx        xx

CHP veya Kılıçdaroğlu Hükümeti bunları yapabilir mi?

Yapabilmesi için önce iktidara gelmesi lazım. Gelebilir mi? Anketlere bakılırsa zor… Ancak yine anketlere bakılırsa ve seçime kadar olağanüstü bir gelişme olmazsa sandıktan koalisyon çıkma ihtimali giderek yükseliyor. Tabi o zaman kimin kiminle koalisyon yapacağı da önemli.

Ancak bu seçimde sadece karşı çıkan, eleştiren değil; çözüm öneren, iktidar talebi olan bir ana muhalefet var.

Bakalım seçmenin “Yaşanacak bir Türkiye” özlemi var mı?

Bana sorarsanız önümüzdeki seçim “Başkanlık sistemini” isteyenlerle istemeyenlerin mücadelesi olarak geçecek.

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

4 ADET YORUM YAPILDI
İİBF / KKTC 23 Nisan 2015 / 00:33

Chp iktidara gelmek istiyor ve ekonomi acisindan vaatleri hayal gibi.Vergilerin azalmasi, asgari ucretin 500 lira yukselmesi, emekliye dini bayramlarda ikramiye, YÖK’ün kaldırılması (en çok bu hayal gibi geliyor bana çünkü herkes yök karşıtı olarak iktidara gelip sonra yökü savunuyor), lüksten kaçılacağı ve kiralama aracında baya azalacağı söyleniyor, vb birçok ekonomik atılımdan bahsediliyor.Yani halkın cebinden giden paranın azalacağı vaat ediliyor…Gel gelelim bu vaatleri veren CHP yönetiminin Muğla’daki üst düzey temsilcileri 3 chp milletvekili, büyükşehir belediye başkanı ve chp il başkanı sanırım genel merkezle aynı şeyleri düşünmüyor.Banka kiraladı bizim için diye “SON MODEL, LÜKS” makam arabası savunuluyor ve kimse muğlalıyı adam yerine koyup bir açıklama yapmıyor…Ailesi iştir kişinin lafa bakılmaz diye çok güzel bir atasözü var bilmem chp liler bilir mi…Osman Gürün ve onun danışmanlarına bu makam aracı olayında hesap sormayan genel merkezin samimiyetine nasıl güvenelim????????
Bu seçimde bence ders alması gerekenlerin ders aldığı ve Muğla halkının kazançlı çıkacağı bir sonuç olur umarım.Yoksa bu devran böyle giderse, CHP nin kalesi ötekinin şusu berikinin busu diye Muğla bir adım ileri gitmeyecektir…

Nuri Haksever 23 Nisan 2015 / 09:30

Sayın,Kılıçdaroğlu, “taşeronlaşmayı son vereceğiz” diyor. Öncelikle CHP li belediyelerdeki taşeronlaşmayı kaldırsa da görsek ve inansak. Bu kampanyada başarılı olamazsa genel başkan olarak kalması zor. Para dağıtılması alacak olanların kulağına hoş gelebilir. Ne yalan söyleyeyim benimde hoşuma gidiyor. Ama kaynak gösteremedikleri için de inanmıyorum. AKP yi eleştirmiyor. Ama kaynağı da onların harcamalarını kısarak bulacağını söylüyor. Türkiye’mizin ekonomisini kötüye götürmeden ne vereceklerse versinler. Bekliyoruz.

yilmaz gunduz 23 Nisan 2015 / 11:36

Yapilamaz diye bisi yok,havuz medyasi ve cengiz insaat 400 kusur milyon $ ceza nasil affedildiyse,mv maaslari nasil zam yapildiysa,emekli neden olmasin.taseron kanunu ve ciftci mazot emekli 1.500 hayal degil.destekliyorum

Oğuz Turan 23 Nisan 2015 / 12:16

Sayın Özgür sizi kendi kulvarınızda Görmüş olmak çok güzel, bırakın ak partiyi ve AKP li akpartililerin görüşlerini, Kişilerin geçmişten referansı vardır, Kılıçtaroğlu SSK genel müdürü iken SSK hastanelerinde ki işleyiş ile kendini ispatladı:-) Bu arada Rahşan affından dolayı bazı yargı süreçlerinden kurtulduğu malum, memuriyette olur bunlar… Bugün bayram, bugün parti yok, Bugün Türkiye var, bugün sizden TBMM, Türkiye, Gelecek, Egemenlik konusunda bir yazı beklerdim, siz CHP yi tercih etmişsiniz, o da güncel ama günün Önemi atanmamalı diyorum, temenni edelim yazılarınız bu çerçevede olsun