“KEYF OTURAĞI” MI, “KEHF OTURAĞI” MI?

Bu haber 02 Temmuz 2013 - 22:03 'de eklendi ve 1.457 kez görüntülendi.
Namık Açıkgöznamikacikgoz@gmail.com

NAMIK AÇIKGÖZ
Yaz geldi. Artık Muğla’da Karabağlar zamanı başladı.
Eş-dostla beraber, yayla zevki yaşamanın vakti geldi.
Yayla’da güzel yemek yenecek mekânlarda birisi; Keyf Oturağı… Asırlık çınarları, restore edilip yöre mimarisi özelliği ile zenginleştiren bir mekân burası. Girişinde de “KEYF OTURAĞI” yazıyor.
Öyle ya… Uygun mevsimlerde gelip keyifli bir zaman geçirilen yerin adı bundan başka ne olabilir?…
Fakat kazın ayağı öyle değil…
Burada, cami ile lokanta yan yanadır. Zaten yaylada her camiin yanında eskiden bir kahve varmış ki, namazlarını kılanlar, bu kahvelerde sohbet ederlermiş. Şimdi kahvehane geleneği yok. Gökkıble ve Hacı Ahmet camilerinin yanındaki kahvehaneler daha düne kadar hizmet veriyormuş.
Neyse…
Konumuz yayla camileri ve kahvehaneleri değil; Keyf Oturağı adının nerden geldiği…
Evet, lokantanın adı ben bildim bileli “Keyf Oturağı” Cami de hep bu adla; yani “Keyf Oturağı Camii” adıyla biliniyor.
Bu adlandırma doğru mu?
Bu camii, Kadızadelerden birinin (Muhtemelen Süleyman Efendi’nin) yaptırdığı, kitabesindeki iki beyitten anlaşılıyor:
Sâhibü’l-hayrât Kâdı-zâde sâhib-himmete
Secde etdikçe musallîler du’â kılsın hakîk

Gûş edip i’mârını Tâhir dedi yâ Rabbenâ
Ömrün efzûn eyleyip tevfîkini eyle refîk
( Namaz kılanlar, secde ettikçe, hayrat sahibi Kadızade’ye gerçekten dua eylesin. Tâhir, yapıldığını duyunca “Ey Rabbim, onun ömrünü uzun eyle ve başarılarının devamını yoldaş eyle” dedi.)
19. yüzyılın sonunda yapıldığı söylenen bu camiin bir özelliği var. Bu camiin duvarlarında, Ashab-ı Kehf (Mağara Arkadaşları, Yedi Uyurlar)’in isimleri yazılı.
Hristiyanlık ve Müslümanlık’ta çok sözü edilen Ashab-ı Kehf hikâyesi, 250 yıllarında Roma İmparatoru Dakyanus veya Hadrian zamanında geçmiştir. Önceleri saray görevlisi veya şehrin ileri gelenlerinden olan bu şahıslar, semavi dinlere inandıkları için putperest imparator tarafından cezalandırılmaya kalkınca, dağa kaçarlar ve orada 300 yıl kalırlar. Yemliha, Mekselina, Mislina, Mernuş, Debernuş, Şâzenuş ve Kefeştetayyuş adlarındaki bu şahısların Kıtmir adında bir de köpekleri vardır.
Yıllar sonra uyanan bu şahıslar, üzerlerindeki parayı harcamak için şehre gidince, o paranın devrinin çok eski zamanlar olduğunu anlarlar.
Kur’ân-ı Kerim’in Kehf Suresi (18. Sure)’sinde de anlatılan bu olay, Ortadoğu’nun en köklü hikâyelerinden biridir.
İşte bu şahısların isimleri, Keyf Oturağı camiinin duvarlarında yazılı.
Muğla’da Ashab-ı Kehf’in bir başka temsili de Şâhidî camiindedir. Bu camiin değirmi alanını çevreleyen 8 direk Ashab-ı Kehf’i; başlık kıvrımı dışa dönük olan ve minbere en yakın duran direk de Kıtmir’i temsil etmektedir.
Demek ki Ashab-ı Kehf hikâyesi, vaktiyle Muğla’da da iyi biliniyormuş. İyi biliniyormuş ki, iki yerde temsil edilmişler.
Bu tespitlerden de anlaşılıyor ki, Keyf Oturağı, yapıldığında ismini caminin duvarlarına yazılan Ashab-ı Kehf’ten almış ve ilk ismi “Kehf Oturağı imiş. Sonradan kelime bir ses değişikliği ile “Keyf Oturağı” olmuş.
Geçen aylarda şehrimizi ziyarete gelen Prof. Dr. Mahir Nakib’in dikkat çekmesi ve sevgili Yrd. Doç. Dr. Mehmet Ali Özler’in aktarmasıyla, konuya parmak basalım dedik.
Müftülüğün yerine ben olsam, o camiin adını “Ashab-ı Kehf Camii” olarak değiştiririm.

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

Yorum Yok

Bu yazı yorumlara kapatılmıştır.