Keşke Yalnızca Çocuklarımız Şımarsa…

Bu haber 19 Aralık 2017 - 23:53 'de eklendi ve 1.151 kez görüntülendi.
İdris Koçidriskoc@hamlegazetesi.com.tr

İdris KOÇ

 

Büyükler eskiden çocukları uslu-şımarık diye tarif ederdi. Şımarıklık yalnızca çocuklara mahsus kabul edilir ve sık sık “uslu” durmaları telkin edilirdi. Misafir geldiğinde veya oturmalara giderken anneler çocukları bir kenara çeker uyarırdı. “Aman ha…”

Oysa bugün çevremize baktığımızda pek fazla eskisi gibi şımarık çocuk görünmüyor. Genelde odasına çekilmiş, cep telefonu ile oynayan, televizyonda izlediği çizgi filmle kendinden geçen ya da kulaklıktan müzik dinleyerek sessizce gidip gelen çocuklarımız var.

Misafir geldiği zaman odalar arasında koşuşturup gürültü yapan çocuklar yok artık. Ya bilgisayar başında oyun oynuyorlar ya da herkes bir kenarda cep telefonuyla meşgul.

Parklarda, okul saatleri dışında okul bahçelerinde oynayan çocuk sayısı da azalıyor gittikçe. Gönlünce oynayıp, arkadaşlarıyla masum şımarıklıklar yapan çocuk pek kalmadı artık. Çocuklarımız evde “Amcası benim kızım … olacak!” havasına çoktan girmişler ve test çözüyorlar.

Çocuklarımız belki de en çok okulda şımarıklık yapabiliyor bu günlerde. Koridorlarda, ders aralarında ve bazen de derslerde kendilerince masum şımarıklıklar yaparak enerjilerini atmaya ve çocukluklarını yaşamaya çalışıyorlar. Belki de anne-baba baskısından en uzak oldukları yer buralar olduğu için okullarda daha rahat şımarıklık yapabiliyorlar. Bu açıdan öğretmenlerin çocukların masum şımarıklıklarına biraz daha hoşgörüyle yaklaşması gerektiğine inanıyorum.

Gelelim büyüklere… Etrafımıza baktığımızda o kadar şımarık insan gözümüze çarpıyor ki… Anlaşılan çocukluğunda şımarıklık yapamayanlar, büyüdüğünde şımarıyor.

Servetiyle şımarıklık yapanlar… Zengin ve imkanlı olduğu için her şeye sahip olabileceğini, istediği her şeyi yaptırabileceğini düşünen şımarıklarla dolu etrafımız.

Makam ve unvanıyla şımarıklık yapanlar… “Sen benim kim olduğumu biliyor musun?” diye tehdit eden, makamı veya konumuyla insanlar üzerinde baskı kuran şımarıklarla dolu etrafımız.

Bilgisiyle ya da diplomasıyla şımarıklık yapanlar… Sahip olduğu bilgi ile ukalalık yapan, bir lisans diplomasına sahip olmakla artık uzman olduğunu zanneden; okumayı, dinlemeyi ve başkalarına kulak vermeyi gereksiz ve şişkin egoları için eziyet olarak gören şımarıklarla dolu etrafımız.

Mesleği ile şımarıklık yapanlar… Özellikle belirli meslekleri icra edenlerin yüksek egoları, ilişkilerindeki hoyratlığı, tahammülsüzlüğü, kendisini ayrıcalıklı görmesi ve tepeden bakması birçoğumuzu rahatsız etmiyor mu?

Çocukları ile şımarıklık yapanlar… “Biz” diye başlayan cümleler ile çocuklarından bahseden anne babalar, sohbetlerde yalnızca çocuklarının başarılarından ve gelecek planlarından konuşan anne babalar…

Güzelliği veya yakışıklığı ile şımarıklık yapanlar… Magazin kültürünün ve reyting avcısı medyanın da özendirmesiyle genç kızlarımız ve delikanlılarımız hayal aleminde ve sanal ilişkiler ile hayata merhaba diyor. Moda diye peşinde koştukları şeylerin gelip geçici şeyler olduğunu bilmeden şımarıklık yapan gariplere ne demeli?

Eşlerinin konumlarıyla şımarıklık yapanlar… Eşlerinin bulunduğu konum veya taşıdığı unvandan kendisine pay çıkaran, yetki devşiren ve eşlerinin yönetimine ortak olan eşlerimiz var artık.

Yetişkin şımarıkların kırdığı potların, devirdiği çamların sayısı giderek artıyor. Bu şımarıklık ile anlamlarını kaybeden kavramlar artık münasebetsizliğin, görgüsüzlüğün, nezaketsizliğin, hadsizliğin gerekçesi oluveriyor. Özgürlük, onur, gurur, sevgi, saygı, başarı, mutluluk, değer hiç de bizim bildiğimiz anlamda kullanılmıyor artık. Örneğin patavatsızlık, açık sözlülük olarak görülür oldu. Görgüsüzlük ve kuralsızlık, özgürlük oldu. Karakter eğitimi, çocukların onurlarını törpülemek olarak görülür oldu.

Genciyle ve yetişkiniyle, sahip olduklarını, bir şükür nedeni olarak görmek yerine şımarıklık ve hoyratlık sebebi olarak gören, “Bana dokunmayan yılan bin yaşasın.” diyen bir toplum var artık. Korumak ve kollamak için kullanmak yerine, sahip olduklarını bir baskı aracı olarak kullanan; itham eden, talimat veren bir toplum var artık.

Keşke kendini ve haddini bilen, olgun, görgü ve nezaket sahibi; bulunduğu yeri hak eden, hazmeden, sorumluluk taşıyan yetişkinlerimiz çocuklarımıza ve gençlerimize rehberlik edebilse…

Keşke yalnızca çocuklarımız şımarsa…

 

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

1 ADET YORUM YAPILDI
Özer koyuncu 21 Aralık 2017 / 16:36

Allah razi olsun hocam. Sen yazmaya devam inşallah. Allah yardımcın olsun