Keşke

Bu haber 02 Ağustos 2014 - 1:08 'de eklendi ve 959 kez görüntülendi.
İsmail Ataseverismailatasever@hamlegazetesi.com.tr

Keşke diyorum keşke.

Geçtiğimiz Ramazan Bayramı sonrasında turizm beldelerinde yaşanan doluluk oranı, bütün yıl boyunca devam etse.

Turizmin daha bir ön plana çıktığı aylar boyunca da sürüp gitse.

İşte o zaman turizmden beklentiler daha bir karşılanır.

Bu alanda ilk sıra yer alan ülkeler seviyesine çıkarız.

Nasıl ki Akdeniz boyunca uzanan ülkelerden İspanya, Fransa ve İtalya turizmden yeterince pay alıyor.

Her yıl elde edilen döviz miktarı 40 ila 60 milyar dolar arasında değişiyor.

Türkiye olarak bizde bugün için elde edilen 25 milyar dolarlık girdinin üzerine çıkmış oluruz.

Böylece yıllardır devlet ve özel sektörün hedef olarak gösterdiği çıta yakalanmış olur.

***

Aslında bu tür bir beklentinin gerçekleşebileceğini gösteren ayrıntı, geçtiğimiz bayram süresince Muğla ve çevresinde yaşanan doluluk oranı.

Düşünün ki Fethiye’den Dalaman ve Ortaca’ya, oradan Marmaris-Datça ve de Milas- Bodrum’a uzanan çizgide konuşlanan turizm merkezlerindeki doluluk oranı yüzde yüz.

Evet yanlış değil.

Aynı merkezler bayram süresince bu oranda doluluk yaşadı.

Hani dense ki buralarda iğne atsan yete düşmez.

Aynisiyle vakiydi.

İşin daha çarpıcı yanı, aynı beldelere gelenlerin boş yer bulamayıp ortada kalmaları.

Öyle ki, çok sayıda vatandaşımız ellerinde valizlerle oradan oraya koşturdular.

Ne var ki aldıkları cevap, boş odamız yok!

Kesinlikle abartı değil.

Yıllar sonra aynı beldelerde bir tek dahi olsa boş oda bulmak mümkün olmadı.

Bu durumda, aynı turizm merkezlerine gelenlerin birçoğu Kaş, Kalkan üzerinden Antalya iline gitmek zorunda kaldılar.

Aslında Antalya’nın da Muğla’dan farklı olmadığını gözlemledik.

Zaten, yılın 7 aylık döneminde elde edilen döviz miktarının geçen yıllara göre daha yüksek rakamlar içermesi her şeyi anlatıyor.

Bunun üzerine bir kez daha keşke diyorum.

Keşke, yılın belirli günlerinde değil de bütün yıl boyunca turizm gelirleri beklentileri karşılayan rakamlar içerse!

Ancak o zaman turizmden beklentiler daha bir karşılık bulur.

Gerek özel sektör gerekse devlet rahat bir nefes alırdı.

Ama değil.

Ne yazık ki, aynı turizm merkezlerindeki doluluk oranı özel günlerle sınırlı kalıyor.

Buna karşın şu denebilir.

Henüz daha turizm sezonunun başındayız.

Bakarsınız, Ağustos, Eylül ve Ekim aylarında da benzer doluluklar yaşanabilir.

Tabi bu bir ihtimal!

Ümit edilir ki, beklentileri karşılayan bir süreç yaşanır.

İşte o zaman Türkiye, turizmden yeterince nemalanan ülkeler düzeyine çıkmış olur.

Bir kez daha keşke diyorum.

Keşke, geçtiğimiz bayram süresince yaşanan turizmdeki hareketlilik, bütün yol boyunca devam etse.

İşte bu takdirde, dünya ülkeleri arasında bizde varız diyebiliriz.

Dahası turizmden sağlanan döviz miktarı, ülke ekonomisinin daha reel rakamlar içermesini sağlardı.

Bu takdirde sektör temsilcileri ve çalışanlar mutlu,  bizatihi devlet de o oranda, daha bir ayakları üzerinde duran ekonomiye kavuşurdu

***

Geçtiğimiz Ramazan Bayramı sonrasında yaşanan bu tablo üzerine, ister istemez bazı sorular cevap arıyor.

Türkiye olarak, geçtiğimiz Ramazan Bayramı süresince yaşanan turizm hareketliliği, neden bütün yıl boyunca devam etmiyor?

Neden ülke turizmi belirli aylar içerisinde hapsolmuş vaziyette?

Neden, bu alanda ön plana çıkar ülkeler seviyesinde değiliz?

Her halde herkes bilir ki bunun bir değil birçok sebebi var.

Bir kere, ülkemizde turizm bilinci ancak yerleşmeye başladı.

Yıllarca hata üstüne hata yaptık.

Hal böyle olunca, çeşitli Avrupa ülkeleri aleyhimize propaganda yaptılar.

Özellikle Akdeniz boyunca yer alanlar, her vesileyle aleyhimize çalıştılar.

Ne yazık ki bu durum uzun seneler boyunca devam etti.

Ne zaman bakıp görüldü, aynı söylemlerin gerçeklerle alakası yok.

O zaman Avrupa halkı, Türkiye’ye gelmekte tereddüt etmediler.

Şimdi, Muğla-Antalya arasındaki çizgide birçok değişik Avrupa ülkeleri halkı, aynı yörelerde konuşlanmış vaziyette.

Bu da yapılan aleyhteki propagandaların ne denli yersiz olduğunun göstergesinden başkası değildir.

***

Tabi aynı yıllar içerisinde bizatihi kendi vatandaşımızdan kaynaklanan yanlışlar da oldu.

Özellikle birebir ilişkilerde, hiçte istenmeyen olaylar yaşandı.

Bu durum, söz konusu batılı ülkeler tarafından aleyhte propagandalara kadar vardırıldı.

Sonuçta Türkiye, özellikle son yıllarda turizmden önemli miktarda nemalanan ülkelerden biri olduğuna şüphe yok.

Hele birde sadece deniz-kum-güneş çizgisine bağlı kalmayıp, değişik turizm faaliyetlerine yöneldiğimizde girdiler, çok daha yüksek rakamlar içerecektir.

Temennimiz, bundan sonrasında hiçbir hataya yer vermeyen turizm politikası izlenmesi.

Ancak bu yerine getirildiği takdirde bakıp göreceğiz ki, geçtiğimiz günlerde yaşanan turizm hareketliliği, bütün yıl boyunca devam eder.

Karşılığı da fazlasıyla alınır.

 

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

Yorum Yok

Bu yazı yorumlara kapatılmıştır.