KERİMOĞLU EVİNDE NEŞET ERTAŞ’I ANDIK

Bu haber 23 Ekim 2012 - 0:00 'de eklendi ve 1.023 kez görüntülendi.
Namık Açıkgöznamikacikgoz@gmail.com

Geçen Cuma akşamı, Yerkesik’te, 25 Eylül günü kaybettiğimiz merhum Neşet Ertaş’ı andık. Sanki, kendiliğinden gelişen bir anma idi bu. Çarşamba günü haberim olmuştu. Bütün Türkiye’ye mâl olmuş bir ustayı, vefatından 24 gün sonra, gene türküsü ve zeybeği bütün Türkiye’ye mâl olan Kerimoğlu Türksü Evi’nde anacaktık. Yiğit Ege zeybek havasıyla, Kırşehir’in yiğit bozlak seslerini birleştirmek iyi bir fikirdi. Belediye Başkanı Sayın Yusuf Demirci fikrini açınca, heyecanla karşıladım ve geleceğime dair söz verdim.
19 Ekim Cuma akşamı, Kerimoğlu Türküsü Evi’ne vardığımda, tahminimin üstünde bir organizasyonla karşılaştım.
Kerimoğlu Evi’nin bahçesi, kürsüleri ve yarı kapalı mekânı masalarla donatılmıştı. Protokol kısmı hariç (Protokol kısmı sonra doldu.) neredeyse bütün masalar dolmuş, herkes rahmetli Neşet Ertaş’ı anmaya gelmişti. Genç, yaşlı, kadın erkek, neredeyse Yerkesik’in yarısı oradaydı.
Gecenin sürprizi Ahmet Eraslan idi. Eraslan’ın adını duyardım ama ne yalan söyleyeyim hiç dinlemek nasip olmamıştı. Merhum Ramazan Güngör’ün oğlu Ahmet Eraslan. Ramazan Güngör merhum, sıradan biri değildi. İyi bir bağlama ustasıydı ama en çok da “üç telli” ve “şelpe” tavrı ile meşhur idi. Yok olmaya yüz tutan “üç telli”yi yeni kuşaklara aktaran birinin oğlu da iyi bir icracı olmalıydı. Yanılmamışım… Ahmet Eraslan, iyi bir icracı olduğu kadar, 1977 yılında tanıştığı Neşet Ertaş tavrını da hem bağlamada hem de seste iyi kapmış biri idi.
Elbette anma programında, Kerimoğlu ile başlanacak ve Kerimoğlu Eyüp’ten, Neşet Usta’ya selam gönderilecekti. Eraslan da öyle yaptı… Arkasından, bir Fethiye havası çalarak, bir de  Fethiye’den  selam gönderdi Neşet Usta’nın ruhuna… ve bunun arkasından mutlaka bir Neşet Usta türküsü gelmeliydi.. Geldi de…
1968-1969’larda bütün Anadolu’yu kaplayan o meşhur “Köprüden geçti gelin”i söyledi Ahmet Eraslan… Sesi ve tavrı ne kadar da benziyordu Neşet Usta’ya!…
Ondan sonra bir akşam Neşet Usta türküleri dinledik. “Zahidem”, “Seher vakti çaldım yarın kapısını”, “Gönül dağı” türküleri söylenirken heyecan zirveye çıktı.
Araya, Muğla türküleri de sıkıştırıldı tabii. Hele “Alı da verin benim barutuma saçmama” çalınıp söylenirken bi zeybek oynamamak olmazdı. Elbette “yerim dar” falan demeden çıkıp oynadık…
Sevgili Cüneyt Hocam ve sevgili Erdal ile geç vatka kadar oradaydık.
Rahmetli Ertaş vefat ettikten sonra gerçekleştirilen ilk anma toplantısının Kerimoğlu Türküsü Evi’nde gerçekleşmesinin önemi büyüktü. Bu milletin iki değeri, o akşam bir arada idi ve her ikisine de büyük saygı duyanlarla beraber, güzel bir akşam yaşandı. Akıl edenlere, hayata geçirenlere ne kadar teşekkür etsek azdır. Demek ki, bir şeyi istemek yetiyor ve istenince de yapılıyor. Daha Kırşehir’de bile bi anma programı gerçekleştirilmeden Yerkesik’te böyle bir organizasyon yapılması, takdire şâyândır ve teşekkürü de hak ediyor.
Programı düzenleyen Belediye Başkanı Sayın Yusuf Demirci’ye; tüm emeği geçenlere ve akşama zenginlik katan ses ve saz sanatçısı Ahmet Eraslan’a en kalbî teşekkürlerimi sunuyorum.
Ulan, demek ki arada sırada buralarda da güzel şeyler yapılabiliyormuş!…

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

Yorum Yok

Bu yazı yorumlara kapatılmıştır.