Kerimoğlu Evi, Selef yapsın, Halefi yıksın

Bu haber 08 Kasım 2013 - 8:45 'de eklendi ve 1.016 kez görüntülendi.
Dr. Gülten Şimşekgultensimsek@hamlegazetesi.com.tr
Bakış

Muğla’yı kocaman bir serotonin hormonu olarak görür isek, yaylalarıyla, sahilleriyle kültürel dokularıyla, arkeolojik yapılarıyla bizlere mutluluklar sunmaktadır. (Serotonin; mutluluk hormonu)
Yazım dilinde teşbih, insanın beynini gıdıklayan bir etki yaratmakta…
Ayrıca da bir ruh katmaktadır metne… Bendeki benzetme ilgeci de doğaçlama olmakta…
Muğla değişik bir yer.
Hızlı değişen toplumsal yapılar içinde saklı bir kutu gibi. Belki de saklı bahçe.
Kendi kültürel değerlerini saklamış ve yaşatmış bir yer.
Tarihi ve kültürel kimliği ile bir EFE gibi albenili. Canlı. Bizlerin başını döndüren özgünlüğe sahip.
Seviyorum Muğla’nın koynunda yaşamayı. O’nun nefesini koklamayı. Özgünlüğü, mutluluk veriyor. O’nun bağrında yaşamak iyi geliyor.
İnsanı yormayan bir kent. İnsana hoşluk yaşatan ve büyüleyen bir yapısı var.
O’nunla yaşanan aşk, her gün tazelenme yapıyor insanda…
Demiştim ya yormayan AŞIK…
Muğla Karya’ya ait en eski yerleşim birimlerinden bir yerdir…
Tüm sahil kentlerinin yerleşkeleri kıyıda iken, Muğla da tersi.. İl iç kesimde konuşlanmış. Başka illerden gelenler için bu durum şaşırtıcı…
Kıyı ticareti olduğu kadar kıyı turizmi de olamamış. Sadece bu pastadan ilçeleri yararlanmış. Bu konuda kısır kalsa da bağrındaki güzelliklerini çok iyi saklamış ve yaşatmış. Canlı, kültürel bir dokuya sahip. Kültürel dokunun ayağa kaldırılması ve yaşatılması içinde sürekli restorasyon çalışmaları var. Geçmişe ait tüm güzellikler, geline, taş takar gibi Muğla’nın kültürel dokusuna kazandırılmaya çalışılıyor.
Muğla merkezle, aynı rakımda olan Karabağlar Yaylası, Muğla Kültür’ünün yaşatılması ve değerlerinin korunmasında önemli bir fonksiyon üstlenmiş.
Muğla medeniyetler diyarı olduğu kadar Efe’ler diyarıdır…
Her bir türküsü Efe’ler için yakılmış ağıttır… Ölen ya da öldürülen Muğla Efe’leri için söylenmiş Türkülerdir. Anadolu’nun tarihi kadar kadim olan Zeybek oyunları, hayat bulur bu türkülerle.
Her türkünün kahramanı var demiştik ya, Kerimoğlu Türküsü’nün kahramanıda, Kerimoğlu Eyüp Efe’dir.
Kerimoğlu sevdalıdır.
Gönlündeki sevda çiçekleri Sarı Sultan için açmaktadır.
Bizlerin içindeki sevda çiçekleri kimler için açmaktadır?
Öykünün yaşandığı ve türkünün yakıldığı ev Yerkesik Menteşe’dedir. Evin restorasyonu başarıyla tamamlanmış ve geçmiş günümüze kazandırılmıştı.
Yakın bir tarihte Kerimoğlu evini ziyaret etme şansı buldum.
Şimdiye kadar gidip görmeliydim lakin geç gittim.
Sonbaharın büyüleyici güzelliği içinde saklı bir cennet gibi geldi bana.
Renk cümbüşü beni çarptı. Hazan mevsiminin de etkisi var…
Engin vadiye bakan manzaraya büyülendim…
Yaprakların harmonisi doğanın bir dili olarak, ahenk oluşturmuştu.
Güneşli yaz günlerinden sonra, romantizmin rüzgarının taktığı duygusallık gözlüğü, bizleri melankoli yapmakta.
Olsun. Her duygu güzeldir. Yaşamak ve hissetmek önemli olan.
Adına ağıtlar yakılan Kerimoğlu’nun da bir öyküsü var.
Çok uzatmamak ve sıkmamak adına tüm öyküyü buraya taşımak istemedim.
Kısacık özetler isek: Yaşanan münakaşa sonunda ve hiç de ağır sayılmayacak gerekçelerle dağa çıkan Kerimoğlu Eyüp Efe, Muğla’nın Merkez ilçesine bağlı Yerkesik Kasabası ile ‘PİSİ’ denilen Yeşilyurt Beldesi’nin dağlarında, devrinin en gözü pek kızanları ile gezmiştir.
Dağ yaşamı zor ve yorucudur.
Dinlenmeye nefes almaya ihtiyaç duyulur.
Kerimoğlu Eyüp 1901 yılı sonlarında, Çakallık (Menteşe Mahallesi ) eşrafı İbiş Dayı’nın evinde konaklayarak gece yatısına kalmıştır. İspiyoncu gammazlar işbaşı yaparlar. Kerimoğlu uyumakta olduğu evde, baskın sonucu öldürülür. Mezarı da olayın olduğu yerde mezarlıktadır. Arkasından yakılan ağıtlar sonucu, Kerimoğlu Zeybeği ortaya çıkar.
Anadolu canlı bir dokuya sahip.
Kerimoğlu’nun öldürüldüğü ev; çok yakın tarihte büyük bir ustalık ve bilgi ile restore edilmişti.
Muğla kültür değerlerine sıkı sıkıya bağlı. Kültürel dokunun ayağa kaldırılması için emek veriliyor. Bu konuda kurumlar kadar önemli isimler de var.
Y.Mimar Ertuğrul Aladağ bu konuda ilimizde çok önemli şahıs… Kerimoğlu Evi restorasyonu başarılı bir şekilde ayağa kaldırmış.
Muğla’ya ilk geldiğim zaman nasıl olmuşsa elime geçmiş ve Muğla Evi’nin Amerika yolculuğunu okumuştum. Sayın Ertuğrul Aladağ yazmış. Ülkenin ilk kadın Valisi Sayın Lale Aytaman koordinesinde Amerika’da Muğla Evinin bir örneği kurulmuş ve sergilenmişti. Muğla Evi’nin tüm parçaları burada yapılmış ve Amerika’da montajlanmış. Sayın Ertuğrul Aladağ bu organizasyonun mimarı ve başarıyla gerçekleştirmiş. Ayrıca kitabında duygularını da yazmış. Çok heyecanlandığını ifade ediyordu. ( Anımsadığım kadarıyla )
Bu eseri bulmak için kütüphanemi hallaç pamuğuna çevirdim ama yok. Benim bazı kitaplarım ayaklanıp yürüyüşe çıkıyor. Kitapların gezmesi iyidir…
Ülkemin ilk kadın Valisi Lale Aytaman Muğla’ya, Karia Uygarlığından bu güne gelen sürecin gün ışığına çıkarılmasında emek vermiş ve başarılı olmuş bir validir. O’nun ektiği projeler, sonrasında meyveler vermiştir. Melsa en önemli projelerinin başında gelir.
İlimiz geçmiş Valilerinden Sayın Altıparmak’ ta önemli projeler başlatmış ve başarılı olmuştu. Sayısız projeye de imza attı. Alo 179 O’nun eseridir. Yöreyi ziyaret eden turistlere hizmet kalitesinin kusursuz hale getirilmesi için kurulmuş bir birimdi. Sayın Altıparmak’ın başlattığı bu hizmet yaşıyor da, Muğla Kültür ve Turizm Dergisi’ni arkasından aniden sonlandırdılar. Burası Türkiye böyle işler yapılır. Selefin yaptığını, halefi yok eder. Diyecek söz yok…
Konumuza tekrar döner isek: Kerimoğlu Evi Muğla Valiliği ve Yerkesik Belediyesi Başkanlığı işbirliğince hayata geçirilmiş bir projedir.
İlimize kazandırılmış ve işletmeye açılarak yaşayan bir doku haline getirilmiş.
Hazan mevsiminde ben buraya bayıldım.
Köy kahvaltısı dahil her şey var.
Sonbaharın hüznü ile, nice şarkılar yaratılmıştır. Nice AŞK’lar başlamıştır. Bitmiştir.
Doğanın cümbüşü içinde nice gel-gitler yaşanmıştır.
Gezmek, kültürel dokulara uzanmak insana çok ama çok iyi gelmekte.
Muğla’da çok önemli bir kültür kenti…
Tanıtım çok önemli.
Pazarlama çok önemli.
Turizm pastasından okkalı pay almak çok önemli.
Bir şeyler yapmalıyız ki tanıtımda yol alalım.
İlimize ait iki harita hazırlayabiliriz. (Sosyal medyada adıma herhangi bir sayfam yok. Uzaktan sosyal medyada paylaşılan bir harita görmüştüm. Almanya masalları ile ülkesini tanıtıyor diye)
İlimizi tanıtmada masallarımız yok ama zengin kültürel ve arkeolojik dokumuz var.
Bunları gösteren haritalarla tanıtabiliriz.
Birisi arkeolojik dokusunu göstersin.
İkincisi de tüm ilimizin kültürel dokusunu göstersin.
Eline bu haritaları alanlar kişilerde, buralara gitme ve görme dürtüsünü uyandıracak albenide olmalıdır.
Başarılı olacak isek; selefin başlattığı fonksiyonlu bir projeyi, halefi yok etmemeli…

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

1 ADET YORUM YAPILDI
Alaittin Varol 17 Kasım 2013 / 23:19

Yazarı kutluyorum .Muğlanın kurtuluşu, tarihi değerlerin pazarlanmasıdır.Muğla ilinin öyle bir yaylası varki Evliya Çelebinin seyahatnamesinde övgüylebahsedilmiştir.kERİMOĞLU türkülere mal edilmiş halkın sevgisini kazanmış kişilerden birisi.sahip çıkalım ve pazarlamasını yapalım