KENAN EVREN ANAYASASINDAN BETER (II)

Bu haber 19 Ağustos 2010 - 0:00 'de eklendi ve 522 kez görüntülendi.
İsmail Ataseverismailatasever@hamlegazetesi.com.tr

Aynı
başlığı taşıyan yazımın I.bölümünde CHP
Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nun Muğla mitinginde sarfettiği sözlerin
bazılarını kaleme aldım.

12
Eylül 2010 tarihinde yapılacak olan Anayasa değişikliğine ilişkin Referandum
için yurtiçi gezileri arasında yer olan Muğla mitingini şartlar belirlemişti.

Hava
sıcaklığının aşırı derecede yüksek olması, mitingi kısa kes Aydın havası olsun
noktasına getirdi.

Zira
Kılıçdaroğlu, halkın daha da eziyet çekmemesi adına en fazla 25 dakika
konuşarak Aydın’a doğru yol aldı.

Propaganda
otobüsünün üzerine çıkar çıkmaz,  “destek
verin, ülkeyi eşkiyalardan ve haramilerden kurtaralım” diyen CHP genel başkanı,
ardından sözü AKP hazırladığı yeni anayasaya getirmişti.

Bu anayasa Kenan
Evren’in anayasasından daha kötü derken, yeni anayasanın bir dayatma
olduğunun altını çiziyordu.

***

Kılıçdaroğlu,
her ne kadar kısa süre partililerle beraber olsa, dolayısıyla birçok ayrıntıyı
dile getirme fırsatı bulamasa da AKP’ye göndermede bulunmaktan çekinmedi.

AKP kendi
anayasasını yaratmak, hukuku siyasallaştırmak istiyor derken, ülkede korku
imparatorluğu yaratılmak istendiğini ima ediyor.

Bu
açıklamalara, bir anda karşı çıkmak olası değil.

Zira
referanduma sunulacak anayasa bir konsensüs sonucu hazırlanmadığı gibi içeriği
itibariyle tartışmaya açıktı.

Oysa,
herkesin üzerinde birleştiği ilk 3 madde dışında diğer maddeler ayrı ayrı
oylansaydı, hayır diyeceklerin büyük bir çoğunluğu evet diyecekti.

***

Bu
süreçte, bir önemli gelişmenin dikkatlerden kaçtığını sanmıyorum.

Her
genel ve yerel seçim öncesinde liderler birbirlerine sataşırlardı ama bu defaki
gibi değil.

Önceleri
genel anlamda göndermede bulunan siyasiler bu defa işi kişiselliğe kadar
götürdü.

Dolayısıyla Başbakan
Recep Tayyip Erdoğan’ın CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu ile MHP Genel
Başkanı Devlet Bahçeli’yle ilgili sözleri,

cevaben
Kılıçdaroğlu  ve Bahçeli’nin Başbakan
Erdoğan’a atıfta bulunmaları, siyasetin gereği olmaktan çok uzak kelamlardır.

Kılıçdaroğlu,
Başbakan Erdoğan’ın İsmet İnönü Dersim’i bombalatacaktı açıklamasına verdiği
cevap, başbakan tarih de bilmiyor.

Dahası ölen
kimselerin ardından konuşulmaz, hayırla yad edilir.

Bu
düpedüz olayın kişiselliğe dönüştüğünün tescilidir.

Değilse,
ekonominin bu denli zorluklar içerdiği süreçte havuzlu villalardan dem
vurulmazdı.

Kılıçdaroğlu’nun
dile getirdiği ayrıntılar içerimsinde bazıları var ki, ortamı daha bir germeye
müsait.

Bunlar, dini
kullanarak köşeyi döndüler.

Tabi
bu sözleriyle ”Deniz Feneri”ne
göndermede bulunuyordu.

CHP
Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nu dinlerken, eleştiri siyasetin doğasında
olan bir şey.

Tamam.

Tamam
da biraz da CHP olarak neler yapacağından bahsetse dediğim anda, iktidar
olmaları halinde, nasıl bir yol izleyeceklerini sıralamaya başlıyor.

*Bir kere milletvekili dokunulmazlığını
kaldıracağız.

*Halkımızın
yetki vermesi halinde, bugünkü iktidar mensuplarından mutlaka hesap soracağız.

*Bilhassa
üniversite öğrencilerine barınma, yeme içme, ders araç ve gereçleri yönünden
azami destek sağlayacağız.

*Bizim
iktidarımızda taşeronlaşma mutlaka bitecek.

*Bugün medya
üzerinde olan baskıyı tamamen kaldıracağız. Medya, halk adına demokrasi adına
özgür olmalıdır.

*Biz CHP olarak
örgütlü toplum yaratacağımız gibi vatandaşın her türlü sorununu çözmeye
talibiz.

*8 yıllık
süreçte huzursuz bir toplum yaratan AKP’nin hilafına güler yüzlü Türkiye
yaratmak hayalimiz.

Her
siyasetçi adına bu tür sözler beylik kelamlar olarak algılansa dahi çözüme
kavuşturulması noktasında, ilgili siyasi partiye artı değerler katacağı
tartışma götürmeyecek kadar açık.

Bu
nedenle CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nun, iktidar olmaları halinde
neler yapacaklarının altı çizdiği hususlar, halkın büyük bir sabır ve ümitle
beklediği temel noktalar.

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

Yorum Yok

Bu yazı yorumlara kapatılmıştır.