Kedilerim « Hamle Gazetesi

Kedilerim

Bu haber 25 Ocak 2016 - 23:13 'de eklendi ve 701 kez görüntülendi.
Namık Açıkgöznamikacikgoz@gmail.com

Namık Açıkgöz

Hayatımın ilk 9 yılını köyde geçirdiğim için, tabiata daha yakın bir hayat sürmüş ve başta hayvanlar olmak üzere, ağaçlar, otlar, çiçekler, börtü-böcek, yılan-çıyan hayatımın bir parçası olmuştu. Köydeki evimiz geniş, avlulu, sayalı ve damlı bir ev olduğu için, koyun keçinin yanında tavuk, köpek ve kedi gibi evcil hayvanlarımız da vardı.
Kış günlerinde, yeni doğan ama hasta olan oğlaklar ve kuzular, biz çocukların yattığı mangal yanan odaya, içi samanlı bir kapsak (kamış sepetin dip kısmı)’a konurdu. Evimizin kedileri de bizim odamızda yatardı; daha doğrusu bizim üstümüzde uyurdu. Onların mırıltıları, üstümüzdeki yorganı yoğurmaları, zaman zaman da yastığa gelip yanaklarını yanaklarımıza yaslayarak uyumaları, hâlâ zihnimde capcanlıdır.
Beyaz ağırlıklı bir tekirimiz vardı. Ağır ve asaletli bir kediydi. İnsana sokulur ama sırnaşmazdı. Rahmetli babam, kediyi kucağına alır ve kuyruğunu kökünden ucuna doğru sığazlarken “Namık yalan söylüyor muuuu?…” dedi. Kedi kuyruğunu kıvrımlı bir şekilde sallarsa, “Haaa!… Hem de kuyruklu yalan söylermiiiiş.” Derdi; şayet kedi kuyruğunu oynatmazsa, “Haaa!… Yalan söylemiyormuş.” derdi. Tabii daha sonraları öğrenecektik ki, rahmetli babam, kedinin kuyruk kökünü sıkarak, kuyruğunu oynatmasını sağlar ve bizimle dalga geçermiş.
1963 yılında amcam sağ ön ayağı topal bir kedi getirdi. Yavruydu ve onu sahiplenecek tek çocuk da bendim Adını “Topal kedi” koydum ve Topal kedi’ye yedirmek için az kuş canına kıymadım!…
1965’te Turgutlu’ya taşındığımızda kedilerimizi de götürdük ama kediler 5 kilometrelik dağ ve dere yolunu aşıp köye geri döndüler. Bir türlü şehre alışamadılar.
Şehirdeki evimiz de bahçeli olduğu için, gene kedimiz oldu… Fakat 1974 yılında anne kedi 4 yavrusunu bırakıp gitti ve o yavruları maalesef besleyemedik. Babam da ben de öğleyin eve geldiğimizde, önce yavrularla ilgilendik ama maalesef yavrular, gözümüzün önünde miyavlaya miyavlaya öldüler.
Ondan sonra bir daha kedimiz olmadı! Taaa ki 2010 yılına kadar.
2010’da oğlum İzmir’de anası ölen bir tekiri sahiplendi… Üniversite bitince kediyi evimize getirdik… Oğlumun dişi zannederek Mary Jane adını koyduğu kedi 1 yıl kadar tek kedimiz oldu ama ona dışarıda mama vermeye başladığımızdan itibaren mamayı gören geldi. Şimdi evin içine giren 9, ama bahçemize gelen toplam 19 kedimiz var.
Mamayı kargoyla getirtiyorum ve kargo dağın başına çıkmadığı için (Evim bir dağ yamacına kurulmuş bir sitede) Kötekli’de Tuncay Market’e bıraktırıyorum. Sevgili Tuncay ayda o kadar mamanın geldiğini görünce, “Hocam, kedi besleyeceğine, bu masrafa dana besle… Etinden ve sütünden faydalanırsın.” diyor. Ben de ona, “Et ve sütün parasıyla, kedilerle yaşadığım mutluluğu satın alamam ki.” diyorum.
Kış kıyamette kendi kedilerimi ve sitedeki diğer kedileri soğuktan korumak için, masraftan kaçınmadım ve etrafı şeffaf muşambayla kaplı pergule yaptırdım ve bahçeye yakın balkonu kapatıp sallanmalı küçük bir kedi kapısı yaptırdım. Soğuk günlerde balkonu fanla ısıtıyorum ve yavrucuklarla kışın zevkini çıkarıyoruz. Çok soğuk günlerde sobanın yanına, yani salona kaçıyoruz, ne yalan söyleyeyim!…
Bu gidişle birkaç kedi yazısı daha gelecek gibi değil mi Süheylâ?…

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

Yorum Yok

YASAL UYARI! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen kişiye aittir.