KAZANAN MUĞLA OLACAK MI?

Bu haber 04 Haziran 2015 - 20:37 'de eklendi ve 889 kez görüntülendi.
Ünal Bozyerunalbozyer@hamlegazetesi.com.tr
Sosyolojik Bakış

7 Haziran seçimlerine sadece iki gün kaldı. Aylardır üzerinde konuşulan, yazılan, çizilen, tartışılan ve sonuçlarına dair çeşitli senaryoların üretildiği bir genel seçimin daha arifesine geldik. Bu seçim kampanyaları birçok açıdan diğerlerinden ayrıştı. Son haftalara kadar ülke bir türlü alışageldiğimiz seçim havasına giremedi. Şiddetten uzak, her partinin projelerini ve hizmetlerini anlattığı bir seçim ortamını da tam olarak yaşayamadık.

Örneğin ilimizle ilgili hangi proje ve hizmetlerin seçim sonrasında hayata geçeceğine dair kanaatimiz var? Sadece diğer seçimlere nazaran ideolojik kutuplaşmanın üzerine kurulan bir kampanya yaşamadık. Bu nedenle sakin ve huzurlu bir seçim ortamı yaşattıkları için partilere ve adaylara teşekkür edebiliriz. Bazı illerde yaşanan şiddet ortamları şükür ki ilimizde yaşanmadı.

Sanılanın aksine 1950’den 1999 seçimlerine kadar genellikle ilimizde iktidar partileri birinci parti olarak sandıktan çıkmışlardır. Bir başka deyişle ilimizde birinci olan partiler, ülke genelinde de birinci parti olarak iktidar olmuşlardır. Seçim yıllarına göre; 1950, 1954 ve 1957 seçimlerinde DP, 1961, 1965, 1969, 1973 ve 1977 yıllarında AP, 1983 ve 1987 yıllarında ANAP, 1991 ve 1995 yıllarında DYP, 1999 yılında ise DSP, birinci parti olmuştur. Bu sonuçlara göre 1961, 1973, 1977 ve 1995 seçimlerinde Türkiye genelinde birinci parti olan partiler, ilimizde birinci parti olamamışlardır. Ancak bu yıllarda da ilimizde birinci parti olan partiler seçim sonrasında bir şekilde iktidar ortağı olmuşlardır. Kısacası 2002 seçimlerine kadar Muğla, genel seçimler açısından ya iktidar ya da iktidar ortağı olan partilere şans vermiştir.

İlimiz, 2002, 2007 ve 2011 yıllarında ise ülke genelinde ikinci parti olarak ana muhalefet görevi üstlenen CHP’yi birinci parti yapmaktadır. Bu sonuçlarla ilgili pek çok tartışma yapılmakta, ideolojik yaklaşımlarla ilimizin tavrı kimi çevrelere göre övülmekte kimi çevrelere göre ise eleştirilmektedir. Bu seçimin sonuçlarını bu açıdan da değerlendirmek mümkündür.

Bu seçim sürecinin önceki seçimlerden ayrışması bir bakıma, Türkiye siyasetinin ve ekonomisinin geçirdiği dönüşümü göstermektedir. Önceki seçim kampanyalarında ileri sürülen vaatlere bakıldığında bu durum açıkça görülebilir. Türkiye’de, toplumun duyarlılığının dikkate alınmadığı, siyasetin şiddetle özdeş kabul edildiği, duyguların siyasileştiği, istismar edildiği ve toplumun kısır siyasete hapsedildiği dönemler maalesef sık sık yaşanmıştır. Bu seçim sürecinde de seçim günü yaklaştıkça tansiyonun yükseldiğine, tartışmaların alevlendiğine şahit olmaktayız. Başlarda siyasi kutuplaşma yaşanmayabileceğine dair öngörüler bu ortamda yine karşılık bulmamıştır.

Bu seçim sonuçlarıyla ilgili olarak HDP’nin barajı geçip geçemeyeceği konusuna odaklanıldığını ve en çok bu konunun tartışıldığını görmekteyiz. Çünkü HDP’nin barajı geçip geçememesi tüm hesapları alt üst edebilir. Geçmesi durumunda AK Parti’nin seçimden birinci çıksa dahi tek başına hükümet kurup kuramayacağı merak edilmektedir. HDP baraja takıldığı takdirde ise AK Parti’nin tek başına hükümet kurması bir yana milletvekili sayısı bakımından da 330’u geçeceği ileri sürülmektedir.

İlk senaryoya göre HDP barajı geçer, AK Parti hükümeti kuramazsa, hükümeti kimin kuracağı da ateşli tartışmalara konu olmaktadır. Bazılarına göre CHP önderliğinde MHP ve HDP koalisyonu kurulmakta ya da AK Parti, HDP koalisyonu kurulabileceği iddia edilmektedir. İkinci senaryoya göre ise AK Parti’nin yine tek başına iktidar olacağı ve 330 milletvekilini de geçeceği için yeni anayasa ve başkanlık modelinin seçim sonrasının gündemi olacağı iddia edilmektedir.

Bu tartışmalar bir yana Muğla bu seçimde kazanacak mıdır? Yerel sorunlara daha fazla odaklanan bir yazar olarak merak ettiğim konu budur. Bu duygu ve düşüncelerle seçimin ilimize ve ülkemize hayırlı olmasını diliyorum.

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

Yorum Yok

YASAL UYARI! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen kişiye aittir.